Yeni koşullar, politikada bir değişikliğe zorladı.The new circumstances compelled a change in policy.
Ben her sabah hafif koşu yaparım.I jog every morning.
Nereye koşuyorsun, küçük tavşan?Where are you running, little hare?
Bilim adamları Kuzey kutup bölgesindeki koşulları yakın bir gözlemde tutuyor.Scientists are keeping a close watch on conditions in the Arctic.
Hayatım bir koşu bandı haline geldi ve bir mola vermem gerekir.My life has become a treadmill, and I need a break.
Burada Boston'da koşullar farklıdır.Here in Boston, things are different.
Tom gizemli koşullar altında öldü.Tom died under mysterious circumstances.
Hiçbir koşul altında böyle bir karikatüre asla razı olmayacağım.Under no circumstances will I ever consent to such a travesty.
Berlin, şu anda Avrupa'daki siyasi koşullardan çok muzdariptir.Berlin currently suffers a lot from the political circumstances in Europe.
Tom şimdiye kadar olduğumdan çok daha hızlı bir koşucu.Tom is much a much faster runner than I ever was.
Koşullar değişmek üzere.Things are about to change.
Tom her gün koşu yapar.Tom runs every day.
Madenciler tehlikeli koşullarda çalışırlar.The miners work in dangerous conditions.
Özel koşullar 2025 yılına kadar geçerli olacak.The special conditions will be valid until 2025.
Muhabir arabaya doğru koşuyor.The reporter is running to the car.
Tom takımımızdaki en hızlı koşucudur.Tom is the fastest runner on our team.
Tom takımımızdaki en hızlı koşucu.Tom is the fastest runner on our team.
Koşullar her zaman mükemmel değildi.The conditions weren't always great.
Zor koşullar altında çalışıyorum.I work under challenging conditions.
Koşullar çok sert idi.The conditions were very rough.
Onlar zor koşullardı.Those were tough conditions.
Koşullar mükemmeldi.The conditions were perfect.
Koşullar kusursuzdu.The conditions were perfect.
Koşullar korkunçtur.The conditions are terrible.
Koşullar berbattır.The conditions are terrible.
Koşullar hazırlandı.Stipulations were made.
Tom son derece iyi koşuyor.Tom runs extremely well.
Koşullar alışılmadıktır.Conditions are unusual.
Koşullar sıradışıdır.Conditions are unusual.
Ben tam anlamıyla bir koşu bandında yaşıyorum.I'm literally on a treadmill.
Kayma koşulları çok iyiydi.The skiing conditions were very good.
Koşu benim tek savunmamdı.Running was my only defense.
O koşullar altında nasıl çalışmak istersiniz?How would you like to work under those conditions?
Fadıl serbest bırakılma koşullarını ihlal etti.Fadil violated the terms of his release.
Fadil, Dania'yı koşulsuz olarak sevdi.Fadil loved Dania unconditionally.
At ne kadar hızlı koşuyordu?How fast was the horse running?
Tom çok yetenekli bir koşucudur.Tom is a very talented runner.
Koşullar her zaman bu kadar heyecanlı değildir.Things aren't always this exciting.
Dün hafif koşuya gitmedim.I didn't go jogging yesterday.
Neredeyse her gün kahvaltıdan önce hafif koşuya giderim.I go jogging before breakfast almost every day.
Tom, kötü hava koşullarına rağmen geldi.Tom came in spite of the bad weather.
Koşuya gitmek ister misin?Do you want to go jogging?
Ben şu anda koşuyorum.I'm jogging right now.
Tüm bu koşu beni acıktırdı.All this running has made me hungry.
Böyle koşullarda çalışmak özellikle zordu.Working in such conditions was especially difficult.
Acınacak koşullarda yaşıyorlar.They live in deplorable conditions.
İçler acısı koşullarda yaşıyorlar.They live in deplorable conditions.
Her gün koşuyorsun.You run every day.
Tom şimdiye kadar sınıfın en hızlı koşucusu oldu.Tom has been the fastest runner in the class so far.
Normal koşullar altında, Tom oraya gitmeyi asla kabul etmez.Under normal circumstances, Tom would never agree to go there.
Normal koşullar altında, Tom bunu asla kabul etmez.Under normal circumstances, Tom would never agree to do that.
Bir koşulla sana yardım edeceğim.I'll help you, on one condition.
Tom gerçekten iyi bir koşucu olabilir.Tom might be a really good runner.
Tom her sabah erken kalkar ve tempolu koşu yapar.Tom gets up early every morning and goes out jogging.
Çok hızlı bir koşucusun.You're a very fast runner.
Sen hızlı bir koşucusun.You're a fast runner.
Tom Mary ile koşuya gitmedi.Tom didn't go jogging with Mary.
Tom ve Mary bazen birlikte koşu yapıyorlar.Tom and Mary sometimes go jogging together.
Tom ve Mary sık sık birlikte koşuya giderler.Tom and Mary often go jogging together.
Tom parkta koşu yaparken Mary'yi gördü.Tom saw Mary jogging in the park.