Farklı bir versiyon olan Maxwell-Faraday denklemi (aşağıda tartışılan), bütün koşullar için geçerlidir.Een andere versie, de Maxwell-Faradayvergelijking, is algemeen geldig.
Mikrokomuttaki koşulu tanımlar.Widmanstättenstructuur) in de microstructuur verschijnen.
Birbirine herhangi bir şekilde bağlı olmayan düğümler birbirlerinden koşulsal bağımsızdırlar.Stochastische variabelen die niet onderling onafhankelijk zijn heten onderling afhankelijk.
İnsanoğlu ise daha iyi hayat koşulları isteyerek tanrılara başkaldırır.We zullen ons als duivels verzetten tegen verbetering van jullie omstandigheden.
Bunlar koşullara göre değişir ve bu yüzden daha az belirgindirler.Ze zijn lichter en vragen dus minder fundering.
7 Aralık 2011'de ise kefaletle koşullu serbest bırakılmıştır.Op 7 mei 2015 werd hij onder strikte voorwaarden vrijgelaten.
Koşudan farklı olarak, en az bir ayağın her zaman yer ile temas hâlinde olması gerekir.Bij het lopen wordt altijd tenminste één voet aan de ondergrond gehouden.
İki koşulluluk karşılıklı eşitlik anlamına gelir.Toch liggen deze twee verklaringen ten grondslag aan het gelijkheidsdenken.
Üçüncü koşul daha az önem taşımaktadır.De rest heeft een lage prioriteit.
Cromwell adadaki Katolik İrlandalı halka oldukça zorlu varlık koşulalrı dayatır.Cromwell veroverde het katholieke Ierland daarentegen met bruut geweld.
Çoğunlukla bu canlılar olağanüstü çevre koşullarında yaşayabilen organizmalardır.Over het algemeen leven deze soorten in een bosrijke omgeving.
Testlerin koşulması Sonuçların raporlanması.Beveiliging van voorbereiding tot afkondiging van de uitslag.
Karşılaştığı korkunç koşulları eyalet meclisine gönderdiği bir raporda açıkladı (1843).Ze beschreef haar bezoek in een reisverslag dat ze publiceerde in 1844.
Sigara içmeyi bıraktı ve koşuya başladı.Hij stopte met roken en begon met hardlopen.
Ne koşuşturma!Wat een gedoe!
English: Had we known (önceki geçmiş zaman subjonktif), we could have prevented (tamamlanmış koşul) it.Tego pragnęliśmy, chociaż nie wiedzieliśmy, że w nas to tkwi”.
9 Nisan'da 800 metre etkinliğinin final koşusu gerçekleştirildi.9 kwietnia odbył się finał biegu na 800 metrów.
Kamp hastanelerinde de insanlık dışı koşullar hüküm sürdü.W szpitalach obozowych panowały nieludzkie warunki.
Bu yüzden avlanma sırasındaki koşusu genellikle bir dakikadan daha kısa sürer.Polowanie zazwyczaj kończy się w ciągu minuty.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Bliżej, niż się wydaje.
Türleşme, hem kontrollü laboratuvar koşullarında hem de doğada, birden çok defa gözlemlenmiştir.Specjację obserwowano wielokrotnie w kontrolowanych warunkach laboratoryjnych oraz w naturze.
Bir de baktı ki, büyüleri sâyesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor.Pas za okiem (słabo widoczny), tylna część pokryw usznych oraz boki szyi jasnoszare.
Bazı yörelerde atların deri koşumlarına "kaşan" denmektedir.W wielu miejscach urządza się tak zwane "karmienia rekinów".
Ancak doğa koşullarında bunu sağlamak çok zordur.W naturalnym środowisku jednak trudno już go spotkać.
Ama ortam koşulları iyi olursa buna gerek duymazlar.Jeśli nie macie nic ciekawego do powiedzenia, to lepiej dajcie sobie spokój.
Nitekim, oylama daha gizli olmayan koşullar altında gerçekleşti.Podjęliśmy decyzję w warunkach niepewności.
Böylece Gustafson yasası, koşut işlemeyi Amdahl yasasından bağımsız kılmaktadır.W związku z tym, prawo Gustafsona próbuje ratować przetwarzanie równoległe przed efektem prawa Amdahla.
Bu koşuda tay koşabilmek bile büyük şereftir.Ale jakże przyjemnie jest po takim biegu przystanąć.
Arazi koşulları çok sayıda köprü yapılmasını gerektirmişti.Spowodowało to powstanie znacznej liczby mostów.
Köpekler koşucu hayvanlardır.Jeżowce są zwierzętami wszystkożernymi.
Gençlik yıllarında Gamper bisiklet ve koşu ile ilgileniyordu.W młodości fascynował się surfingiem i motocyklami.
Bu koşullar, öncelikli şart olarak eylemlerin icra edilmesini gerektirir.Niestety wydarzenia zmuszają ich do negocjowania warunków wyjścia.
Geçiş durum değişimini gösterir ve geçişi sağlamak için yapılması gereken koşulla tanımlanır.Odpowiednie wyjścia opisywane są warunkami, które muszą zostać spełnione by dane przejście mogło zajść.
Türkiye'de bu koşulları yerine getirmek için yoğun çabalar bulunmaktadır.Działania odniosły założony cel w Turcji.
Etkileşimlerin özelliklerini de koşullandırabilirler.Wygląd grup może być personalizowany.
İlk Belçika Grand Prix'i 28 Haziran 1925'te Circuit de Spa-Francorchamps pistinde koşulmuştur.26 sierpnia rozpoczęło się Grand Prix Belgii na torze Spa-Francorchamps.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Standardy życia są niezadowalające.
100 metrede en iyi koşusu 9.88 saniyedir.Jego najlepszym rezultatem uzyskanym w biegu na 100 m jest 9,84 sek.
Bu koşullar aslında cemiyetin idealindeki kadın biçiminin bir göstergesiydi.I to był tak naprawdę przełom w męskiej modzie.
Oluşabilmesi için özel koşullar gerekmektedir.Do rozmnażania wymagane jest specjalne podłoże.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Alfons nie przystał na tak surowe warunki.
Herhangi bir giriş koşulları yoktur.Nie ma tu sztywnych godzin wejścia.
(Çocuklar bahçede koşuyor.) - Çocuklar kim olduğu belirsiz herhangi çocuklar, bahçe belirli.A gyerekek már nincsenek a kertben. – Dzieci już nie ma w ogrodzie.
En ilerici kurumlar bile, koşullar içinde eskir.A przede wszystkim strzelającego gole w najbardziej nieprawdopodobnych okolicznościach.
Aynı koşullarda hiç istismara maruz kalmamış çocuklarda da yaşanmamış olayları aktarma eğilimi vardır.Ponadto zawsze - zgodnie z prawami Murphy'ego zdarzają się sytuacje nieoczekiwane.
Mevzuata aykırı olsa da, onu takip etme koşuluyla kabul ederler.Nie mając innego wyjścia, podąża on posłusznie za nimi.
Koşumlanmayı kabul etmeyen ejderhalar, en yakın üreme alanına gönderilirler.Drużyny, które nie utrzymały się w lidze, są relegowane do Wyższej Ligi.
Hava koşullarının kötü gidiyor olması, hava keşfi için olanak vermemişti.Z powodu złych warunków atmosferycznych nie potrafił podać jej pozycji.
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Nie zezwalajcie na skupienie w tym czasie.
Blum Blum Shub algoritmasının güçlü bir koşullu güvenlik kanıtı vardır ancak yavaş çalışmaktadır.Inaczej niż Blum Blum Shub algorytm w swej podstawowej postaci nie nadaje się do kryptografii.
Başlangıç koşulları da aynı şekilde tanımlanmıştır.Na odnotowanie zasługują także te o oryginalnym kształcie.
Nersan koşulları kabul etti.Cúchulainn przystał na jej warunki.
Koşu, koşmak eylemi esas alınarak yapılan bir tür spordur.Bieganie tyłem (ang. retro running) – rodzaj biegania, podczas którego poruszamy się tyłem.
Şu anki koşullarda mümkün değil.Obecnie jest to niemożliwe.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Celem działania jest poprawa jakości życia osób starszych.
Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar.Na spacerach nie są szybkie, ale za to bardzo wytrzymałe.
Ancak zorunlu olarak bir karaktere bağlı kalma koşulu yoktur.W szczególności zaś nie może brakować mu przymiotu istnienia.
1988 yılında parlamentodan geçen bu yasa Skotch üretimine bellirli koşullar getirmiştir.W lipcu 2008 parlament francuski przyjął ustawę wprowadzającą elastyczne rozwiązania w zakresie czasu pracy.
Paleontolojik ünitelerin kayaç ünitelerine bağlı olma koşulu yoktur.Nie znamy jego koligacji rodzinnych z Paleologami.
Ancak elli öğrenciyi bir araya getirmeyi başardık; bu koşullarda çok bile.Dawniej uczyło się w niej około pięćdziesięciu uczniów, jednak obecnie jest ich jedynie troje.