Kanal, bölgenin sosyoekonomik koşullarını geliştirmiştir.Jej celem jest przyśpieszenie społeczno-gospodarczego rozwoju tego regionu.
Bunca zor koşullara rağmen gene de taarruz kararından vazgeçilmiş değildi.Jednak pomimo sprzyjających okoliczności nie ważył się na ten czyn.
Bu konveksiyonel yağışların dönem aralıkları sinoptik koşullara göre yıldan yıla fark edebilmektedir.Gdy warunki klimatyczne temu sprzyjają niektóre osobniki mogą się gnieździć trzy razy w roku.
2003 Macaristan Grand Prix 24 Ağustos 2003'te Hungaroring'de koşulan Formula 1 yarışı.Wyniki Grand Prix Węgier na Hungaroring 24 sierpnia 2003.
Ekstrem koşullara uğrayabilir.Jest też wytrzymały na skrajne warunki.
Hayvanlar en uygun şekilde beslenme ve yaşam koşullarını elde etmek için çalışırlar.Czy pacjent odżywia się odpowiednio i zachowuje odpowiedni poziom odżywienia?
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Oddziały te nie były w żaden sposób samodzielne.
Oldukça kararsız diğer izotoplar (4H - 7H) laboratuvar koşullarında sentezlenmiştir.Pozostałe izotopy wodoru, (4H–7H) zostały wytworzone sztucznie.
Ayrıca bunun dışında kısmen kullanılan eskiden kalma koşum yolları ile patika yollar vardır.Wyznaczono wówczas również nowe drogi dojazdowe, w większości do dziś użytkowane.
Koşmak : Bėgti Kur bėgi? : Nereye koşuyorsun?Niech idzie, dokąd? gdzie? gdzie chce.
Kötü koşullardaydı.Przebywali w dobrych warunkach.
Bu tip koşullarda, öncülleri gerçekten doğru olan şeylerin gerçekten var oldukları belirtilir.Aby żyć naprawdę, trzeba najpierw zobaczyć rzeczy takimi, jakimi są.
1977-1987 arasında arka arkaya 122 koşu kazanıp, dört kez dünya rekoru kırdı.W latach 1974 – 1983 skacząc z mostu popełniło samobójstwo 127 osób.
Savaş, hava koşullarının düzeldiği 5. günde, 2 Eylül 31 (MÖ) tarihinde meydana geldi.15 września (dzień D) pogoda była doskonała.
Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir.Autorytet – automatycznie ulegamy wszelkim autorytetom.
İleri cerrahiler içinse "ameliyathane" koşullarında çalışırlar.W zaawansowanym wypadaniu stosuje się zabiegi operacyjne.
Alman-tarzı pilsner biraların Amerikan koşullarına uyarlanmış versiyonudur.Jego strategia to blitzkrieg dostosowany do amerykańskich realiów.
Koşumlanmaları için 14 kişi yeterlidir.Sklasyfikowanych zostało 14.
Buzullar arası dönem, buzul dönemleri arasında daha sıcak iklim koşullarına sahiptir.Na przykład klimatyzator zużywa więcej energii po południu, kiedy jest gorąco.
Bu koşullar nedeniyle konforlu bir yolculuk sağlamazlar.Przez nieszczęśliwy zbieg okoliczności do spotkania tego nie dochodzi.
Homojenlik Koşulu: Her firma tek tip ürün üretmekte ve satmaktadır.Prywatne podmioty będą w stanie dostarczyć każdy rodzaj usługi i produktu.
1924, Koşuboğazı - ö.1988 (24). Odbudowa kolei.
Kararda Nazi makamlarını esirlerin koşullarını iyileştirmek için daha fazla adım atılmaları istendi.Decyzja ta pobudziła niemieckie władze do podjęcia dalszych kroków na rzecz poprawy sytuacji jeńców.
100 metre koşu yarışlarında en yaşlı sporcularda Dünya rekoru sahiplerindendir.Najmłodsza w historii mistrzyni olimpijska w biegu na 100 metrów.
Sıcak iklim koşullarında yetişir.Najlepiej rośnie w klimacie ciepłym.
İlk koşusunu 1932 yılında, 16 yaşındayken kazanmıştır.Po raz ostatni w turnieju zagrała w 1916 w wieku 42 lat.
Lakin bir yandan bastıran kış koşulları bir yandan da Ermeni çeteleri onların bu endişesini haklı çıkarmıştır.Pani Zima słowami Oto kara za twoje lenistwo zamknęła bramę.
Bu konuda ilerlemiş,o günün üretim koşulları derecesinde gerçekleştirmiştir.Powyższy wzór zakłada stałość funkcji produkcji w czasie.
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Konflikt zwiększa zdolności adaptacyjne danego systemu społecznego.
Sopanın değişimi bayrak koşularının en kritik anlarıdır.I tak, najbardziej widoczną zmianą jest całkowicie nowa rama.
Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.Myśliwi w panice uciekają do miasteczka.
Maruz kaldıkları koşullar tanımlanmazsa karşılaştırma yapmak manasız olur.Gdy nie można ustalić przyczyny wystąpienia porażenia, traktuje się je jako idiopatyczne.
Olgunlaşma, öğrenmenin ön koşuludur.Rozwój zawsze wyprzedza nauczanie.
Süspansiyonlar yol koşullarına ya da sürücünün kullanım tarzına göre elektronik olarak ayarlanır..Sterowanie realizowane jest elektronicznie w zależności od warunków jazdy samochodu.
Normal biyolojik koşullarda bulunmaz.Nie ma żadnego znaczenia biologicznego.
English: Had we known (önceki geçmiş zaman subjonktif), we could have prevented (tamamlanmış koşul) it.Om vi inte gör det, så vet bara Gud."
Toplantıda ikisi de Thatcher'ın koşulları kabul etmemesi halinde istifa edeceklerini söylediler.Vid mötet hävdade de båda att de skulle avgå om Thatcher inte gick med på deras krav.
Grönland tarihi, Arktik koşullar altındaki bir yaşam öyküsüdür.Grönlands historia handlar om ett liv under extrema arktiska förhållanden.
NA’nın üçüncü geleneği üyelik için tek koşulun “kullanmayı bırakma arzusu” olduğunu söyler.I den tredje traditionen i NA står det att det enda kravet för medlemskap är "en önskan att sluta använda".
Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Han behövde inte – därför att historierna aktiverade och sådde sig själva, under de rätta förutsättningarna“.
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.De svagaste stjärnorna som kan ses av människans öga under goda förhållanden är ungefär på magnitud +6.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.De flesta trosriktningar anser dessutom att Jesus är Gud inkarnerad (förkroppsligad) och del i en treenig Gud.
Ekonomik ve siyasi koşullar önem kazanmaktadır.Politiska och ekonomiska förbindelser har blivit mycket bättre.
Oda koşullarında katı halde bulunur.Rena hem på smutsiga villkor?
Günümüz cezaevi yönetmeliklerinde koşullu salıverme ve cezanın belli oranda indirilmesi yer alır.För att bli av med honom utfärdas och verkställs dödsdomen därmed denna dag.
7 Kasım 2006 ara seçimlerinde bu koşullar tekrar değişti.Vid riksdagsvalet 2014 skedde detta igen.
Geçmişte Mısır milliyetçiliği kendi yerel koşulları içinde ortaya çıkmıştı.Vid hans tid verkar Egypten redan ha varit enat.
Koşumlanmaları için 14 kişi yeterlidir.14 runstenar är funna.
Walter Dix (doğum 31 Ocak 1986), Amerikan kısa mesafe koşucusudur.Walter Dix, född den 31 januari 1986, är en amerikansk friidrottare som tävlar i kortdistanslöpning.
Yerleşim için oldukça uygun koşullara sahiptir.Se till att det finns tillräckligt med bostäder!
Medyayı oynat 100 m (yüz metre) Atletizimde en kısa açık hava Kısa mesafe koşusudur.Spela upp media 200 meter är efter 100 meter den kortaste slätlöpardistansen vid friidrottstävlingar utomhus.
Lars Axel Larsson (17 Haziran 1911, Lidingö - 29 Ocak 1993, Lidingö), İsveçli su engelli koşucusu.Lars Axel Larsson ("Lidingö-Lasse"), född 17 juni 1911, död 29 januari 1997, var en svensk hinderlöpare.
Dublin Maratonu 1980 yılından beri düzenli olarak koşulmaktadır.Dublin Marathon har sprungits i staden varje år sedan 1980.
Benzer koşullar Drusus için de oluşturuldu.En sådan bildning kallas även för drumlin.
Kapalı alanda koşulan bu dereceler resmî dünya rekoru olarak kaydedilmedi.Rekordet är därför inte officiellt världsrekord.
Beerware, dağıtım koşulları oldukça esnek olan yazılımları tanımlamak için kullanılan bir terimdir.Beerware är ett något skämtsamt namn på programvara som tillhandahålls under en mycket öppen licens.
Bu olaylar ve koşullar, Picasso’nun 1901’den 1904’e kadar sürecek olan Mavi Dönemi’nin itici gücü oldu.Picasso börjar sin blå period som pågår till 1904.
Kısacası nadiren meydana gelen olaylar, oyun kurucunun toplam koşu mesafesini düşürür (sack dışındakiler).Oftast visas bara lite små snuttar om vad spelet går ut på.
Bu kombine yarışmada her iki ayak da aynı gün koşulur.Tävlingen kördes i två åk under samma dag.
Aydınlanma koşulları doğru olduğu zaman, gözlemlerimi aldım.Vid rengöring av valven blev takmålningarna synliga.