Almanya resmi olarak 8 Mayıs 1945'te koşulsuz teslim oldu.Nazi-Duitsland gaf zich onvoorwaardelijk over op 8 mei 1945.
Kötü koşullardaydı.De omstandigheden waren slecht.
Yönetimin de bu üç halk arasında paylaşılmasını şart koşuyordu.Qua adressering is het ook verdeeld tussen deze twee dorpen.
Bu yüzden avlanma sırasındaki koşusu genellikle bir dakikadan daha kısa sürer.In de jachtwereld is een rompbevrachting meestal voor een kortere periode.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Het was jammer dat we niet gezamenlijk in topvorm waren."
Russenlager kamplarındaki koşullar genellikle Nazi toplama kamplarından daha kötüydü.De Duitse concentratiekampen waren over het algemeen wreder dan de Japanse.
Bu temel boksun en önemli koşuludur.De orkestratie is wellicht het grootste probleem.
"İşte bu kitaplar rekora koşuyor".Hieronder staan de boeken vermeld in de verhaalvolgorde.
Böylece birçok veri-işlem aşaması arazi koşullarında da yapılabilmektedir.Daarnaast geldt ook dat een economische activiteit gedurende meerdere perioden kan plaatsvinden.
Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.In dat geval is het hele concept van beveiliging niet juist uitgevoerd.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.De arbeidsomstandigheden waren zwaar, de lonen laag.
26 ve 27 Mayıs 1923 tarihinde koşulmuştur.Het programma vond plaats op 26 en 27 november 1962 en duurde drieëntwintig uur.
Ayrıca, gerekli koşullar, en küçük (minimum) ve en büyük (maksimum) noktalar için vardır.Daardoor hebben ze (ondanks het grote formaat) een wat minder fraai uiterlijk.
Zor koşullar olsa da üniversite tekrar işe başladı.Vanwege de beschikbare ruimte kon de school weer groeien.
Hamas, İsrail’in denizdeki ablukasını sona erdirmesini istedi roketleri durdumalarına koşul olarak.De premier riep Hamas te stoppen met de productie van de raketten.
Ayrıca birçok maraton koşusuna da katıldı.Hij nam er bovendien deel aan de marathon.
1943), uzun mesafe koşucusu.1944 - Late vaart.
Bir yazılım sağlayıcısı belirli kullanım koşullarını bir son kullanıcı lisans anlaşması (EULA) ile tarif eder.Zo toont hij voor installatie een ellenlange gebruikersovereenkomst (end-user licence agreement of EULA).
"Onları gören peşlerinde koşuyor!".Achteraan is hun angulare (ar) zichtbaar.
Eşi öldüğünde yanına koşup yere çökmüştür.Na de dood van zijn vrouw bij een vliegtuigongeluk wordt hij verschillende keren bedreigd.
Bu iki koşulu sağlayan sayılı sayıda izotop mevcuttur.Welk van deze twee isotopieniveaus van toepassing is moet blijken uit de context.
İyi koşucudurlar.Een goede loopbaan.
Gece yarısından kısa bir süre önce teslim koşulları iki tarafça da kabul edildi.Tegen de avond werden de voorwaarden tot overgave bekrachtigd door beide partijen.
Bu branşlar sırasıyla yüzme, bisiklet ve koşunun peşi sıra yapılmasıdır.In het kampioenschap worden achtereenvolgens de onderdelen zwemmen, fietsen en lopen afgewerkt.
( Durumun özel koşulları kavranıp, büyük başarı beklenmemeli. )(Het is niet nodig verwachtingen te koesteren om te ondernemen, noch te slagen om te volharden.)
10.000 metre koşusunda yarışı terk etti.)Hij zegevierde daar op de 10.000 m.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.22 maart Litouwen staat het Memelland af aan Duitsland.
Herhangi bir giriş koşulları yoktur.Geen kans op insluitsels.
1984: Koşuceler.1948: Kortrijk.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Carthago kreeg vrede op vrij harde voorwaarden.
Ayrıca yol koşulları da birbirine benzerdi.Ook de rupsen lijken op elkaar.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Sigel leidde de terugtocht van de overblijvende troepen naar Zwitserland.
Kısa mesafe koşularında ve yüksek atlamada mücadele etmişti.Zij had zich toegelegd op de lange afstand en het veldlopen.
n-Pentan normal koşullar altında renksiz ve sıvı halde bulunan bir kimyasal maddedir.Ethaan is onder normale omstandigheden een kleur- en reukloos gas.
Avustralya'da en ünlü yarış Melbourne Kupa Koşusu’dur.De Melbourne Cup is de grootste paardenrace in Melbourne (Australië) op de 1e dinsdag van november.
Alman Doğu Orduları (Ostheer), kış koşullarına göre teçhiz edilmiş değildi.De Duitse soldaten waren niet voorzien op de winter.
Sarız ilçesi karasal iklim koşullarını taşımaktadır.Deze dalkom zorgt voor gunstige klimatologische omstandigheden.
Programda yarı maratonun yanında halk koşusu da bulunmaktadır.Naast een hele stond er ook een halve marathon op het programma.
Koşmak : Bėgti Kur bėgi? : Nereye koşuyorsun?Engbe oyaa? = Waar ga je naartoe?
Dışa göç, belirli koşullar altında da gerçekleşebilir.De menselijke bevolking onder bepaalde omstandigheden.
Motor sporlarında en hızlı tur, bir yarış sırasında en kısa sürede koşulan tura verilen ad.Bij het werelduurrecord moet een renner zo ver mogelijk rijden in precies één uur.
Kötü hava koşulları ve hastalıklar nedeniyle çoğu kişi yaşamını yitirdi.Door oorlog en ziekte zijn sinds de onafhankelijkheid veel mensen omgekomen.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Daarbij moet het welzijn van de slachtoffers voorop staan.
Fransız hatlarına yapılan ilk hafif süvari saldırısı kötü arazi koşulları sebebiyle başarısız olur.De aanval van de lichte cavalerie op de Fransen mislukte, omdat de regen de oevers te glad had gemaakt.
Birincisi uygunluk koşulu, diğeri de türevlenebilirlik koşuludur.Het ene onderdeel vereist vooral kracht, het andere ook uithoudingsvermogen.
Dizgin: Koşumun araç sürücüsünün kontrolündeki kısmıdır.Een rijstrook is onderdeel van de rijbaan.
Burada p, koşut hesaplamadaki işlemci sayısını göstermektedir.Laat f de indicatorfunctie zijn van de rationale getallen op het interval .
(Çocuk bahçede koşuyor.) - Belirli bahçe ve çocuktan bahsediliyor.Een tuinman besproeit zijn tuin met een tuinslang.
Bu koşuda tay koşabilmek bile büyük şereftir.Maar het is ook goed mogelijk handmatig op deze manier te lassen.
Flemyng uzun mesafe koşularına sahiptir ve birkaç maraton tamamlamıştır.Hij liep verschillende marathons en volbracht ook enkele triatlons.
Rawls’ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.Volgens Rawls levert dit rechtvaardige beslissingen op met een rechtvaardige verdeling van welvaart.
19. yüzyılda kapitalizm işçi sınıfının gelişim koşullarını yaratmıştı.Met de industrialisatie van de 19e eeuw brak er een periode van groei aan voor de katholieke gemeenschap.
Avantaj ve dezavantajlarını ekonomiklik koşulunu da göz önüne alarak belirler.Zowel de aspiraties als de tekortkomingen van het economische model komen aan de orde.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.De opstand leek te stoppen toen de hoge Schotse adel zich onderwierp aan de Engelsen in Irvine in juli.
Agonya ovası; tarım ve hayvancılık için çok uygun koşullara sahiptir.Mayaguana heeft vruchtbare grond, zeer geschikt voor akkerbouw en beboste terreinen.
Blaschke koşulunu sağlayan bir dizi verilmiş olsun.Het blijkt dat Blacky een nestje heeft gekregen.
Ateş altından hızla geçebilmesi için paltosunu yanına bıraktırdım ve koşuşturdum.Door de aanwezige kleding kon het vuur snel om zich heen slaan.
Kentucky Derby yarışı, 1+1⁄4 mil (yaklaşık 2 km) mesafede koşulmaktadır.De wedstrijd wordt gehouden op de Kentucky Speedway over een afstand van 400 mijl of 644 km.
Neuilly Antlaşması'nın koşullarına titizlikle uyarak savaş tazminatlarının azaltılmasını sağladı.Ook Bulgarije werd in het Verdrag van Neuilly verplicht tot het doen van herstelbetalingen.
Bu duygular kısmen doğuştan gelebilir, ama kuşkusuz çoğu toplumsal olarak koşullanmıştır.Conditie is deels natuurlijk aangeboren, maar is ook deels trainbaar.