"İşte bu kitaplar rekora koşuyor"."Este livro é o registro de um passeio.
İlk Belçika Grand Prix'i 28 Haziran 1925'te Circuit de Spa-Francorchamps pistinde koşulmuştur.Resultados do Grande Prêmio da Bélgica realizado em Spa-Francorchamps à 27 de agosto de 1995.
Bu olaylar ve koşullar, Picasso’nun 1901’den 1904’e kadar sürecek olan Mavi Dönemi’nin itici gücü oldu.Ver artigo principal: Picasso O período azul de Picasso decorreu entre 1901 e 1904.
Bu teoremi ispat etmek için koşullu olasılık tanımından başlanır.Então, podemos provar o teorema inicial.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.A Lituânia foi forçada a aceitar o ultimato em 22 de março.
Bu basit şekil arazi koşullarında değişebilmektedir.É possível que este valor dobre para condições de estrada.
Çiftleşme zamanları iklim koşullarına göre değişmektedir.A duração do ciclo de vida varia de acordo com as condições climatológicas.
Biatlon, kayaklı koşu ile tüfekli atışın bir araya getirildiği kış sporudur.O Bandy é um esporte coletivo de inverno, no qual uma bola é batida com um taco.
Kuşatma altında koşullar kötüleşmektedir.Durante o império a situação piorou.
Ağır çalışma ve yaşam koşulları yüzünden sağlığı bozuldu.As difíceis condições de vida e o trabalho constante enfraqueceram a sua saúde.
Bu koşullu olasılıkları dönüştürmek için, bunlar toplamlarına bölünür.No intuito de responder essa pergunta, vamos por partes.
Böylece rakip firmalarla rekabet aynı koşullarda olmaktadır.Os produtos concorrentes são taxados da mesma forma?
Rawls’ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.Nesses termos, Rawls estabelece uma situação equitativa entre os indivíduos.
Ancak topoğrafya ve iklim koşulları yüzünden, ülke topraklarının sadece yüzde dördü tarıma elverişlidir.No entanto, a topografia e as condições climáticas limitam as terras cultiváveis a somente 40%.
Koşucuların, aynı zamanda kuyruk arkası olarak da bilinirler, görevi ise koşu oyunlarında topu taşımaktır.Missões secundárias, como participar em corridas, podem ocupar o jogador durante horas.
Başlangıç koşulları da aynı şekilde tanımlanmıştır.Pode-se denominar também de antropismo o conjunto desses mesmos princípios.
Koşulların, n çok büyük değilken önemli hale gelmesi ihmal edilir.E torna-se fácil se nem N ou P são pequenas.
Ateş altından hızla geçebilmesi için paltosunu yanına bıraktırdım ve koşuşturdum.O seu fato de voo foi apanhado pelo fogo enquanto rebolava nas chamas, mas ele foi capaz de o apagar.
Bu nedenle de, özgürlük ve demokrasinin ön koşulu olarak ortaya çıkar.É conhecido pela sua política que prega a democracia e a liberdade.
Savaşın getirdiği ağır koşullar yüzünden, János çok küçük yaşlarda çalışmaya başladı.Em contraste ao bom tratamento que recebera em sua primeira prisão, Joana agora vivia seus piores tempos.
Kötü durum koşulunda bu periyot, sinyalin ilerleme hızından veya yayılmasından daha uzun olmalıdır.Quanto maior a viscosidade, mais rápido é o decaimento do sinal.
Uçaklar, Atlantik'i normal koşullarda 3 saatte aşabiliyordu.O tempo estimado de viagem terrestre é de 3 horas em condições normais da estrada.
Dizgin Koşum Gem BinicilikArroio Pelotas Pelota
Uluslararası Standart Atmosfer orta enlemlerde bir atmosferik koşul örneiğidir.Isso é incomum nas atmosferas internas de um edifício.
Hava koşulları nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.Ele teve de voltar por causa da dificuldade em respirar.
Geçit bulunduğu yükseklikten dolayı sert iklim koşulları kışın yolun kapanmasına neden olmaktadır.Devido à sua altitude está fechado de Inverno.
Uzun mesafe koşuları, en az üç kilometre uzunluğunda kesintisiz koşu türüdür.Foi tão difícil o caminho que nos dias ruins eles cobriam menos de três quilômetros.
"Gülse nereye koşuyor?".Quem ri por último?".
Halen, birkaç aile mahallede zor koşullarda yaşamaktadır.Famílias ainda moram em beira de barrancos.
Bazı anıların canlanması ancak bir takım psikofizyolojik koşulların oluşumuna bağlıdır.O relaxamento não é possível senão a partir de um certo nível mental.
Bu mesafe yalnızca iki kez koşuldu.Esta regra foi utilizada duas vezes.
1998 yılındaki halk koşusuna katılanların rekor sayısı 150.000 kişiydi.O público estimado durante a edição de 2008 é de cerca de 150.000 participantes.
Gazi Koşusu,dünyaca ünlüdür.O ritmo é mundialmente conhecido.
Denklemlerin bu koşulu sağlaması için düzeltilip genelleştirilmesi gerekir.É aconselhável interromper a amamentação nesses casos.
Koşullara bağlı olarak, pasaport, 3 ila 9 iş günü içinde verilir.Os funcionários têm direito a economizar até 9 dias de férias anuais.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Zij is verbindend in al haar onderdelen en is rechtstreeks toepasselijk in elke lidstaat.
Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.De mensen rennen in paniek uit hun huizen.
Edwards birden Dahmer'ın yüzüne ve karnına yumruk attı; sonra da kapıya koşup kaçtı.Edwards sloeg Dahmer in zijn gezicht en trapte hem in zijn maag – en ontsnapte.
Ancak bazı koşullar altında izin verilebileceğini düşünmektedir.Hij wil dit enkel doen onder bepaalde voorwaarden.
İlerleyen aylarda koşulları daha iyi görebilmek için mülteci kamplarını ziyaret etti.De volgende maanden bezochten ze alle grote steden in de Zuidelijke Nederlanden voor de Blijde Intrede.
Uzun zamandır genel kanı amonyumun sadece oksijenli koşullarda okside edilebileceği yönündeydi.Lange tijd werd gedacht dat het alleen mogelijk was ammonium te oxideren onder aerobe omstandigheden.
Daha iyi çalışma koşulları geliştirmek.Zij eisten voor betere werkomstandigheden.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Op het nippertje ergens in slagen.
Grönland tarihi, Arktik koşullar altındaki bir yaşam öyküsüdür.De geschiedenis van Groenland is een geschiedenis van het leven onder extreem koude omstandigheden.
Stalin'in koşulları şunlardı.Dat was ook bij Stalin het geval.
Koşullar neticesinde göç etmelerine rağmen aradaki bağı kopartmamışlardır.Toen zij in een bootje op het Öskjuvatn voeren verdwenen zij zonder een spoor achter te laten.
Kaplumbağa biraz daha önde olacaktır koşuya başlarken.De schildpad krijgt een voorsprong.
Kurak ve sıcak iklim koşullarından dolayı, havzada yetişen meyvelerin şeker oranı çok yüksektir.Door de droge en warme omstandigheden bevatten de vruchten zeer hoge concentraties suiker.
Ağır çalışma ve yaşam koşulları yüzünden sağlığı bozuldu.Door het hard labeur en het ruw klimaat ging zijn gezondheid achteruit.
VFR uçuşlar ilgili ATS ile temasa geçmek koşuluyla bazı özel şartlarda kullanabilirler.Speciale VFR vluchten kunnen onder bepaalde omstandigheden worden toegestaan.
Avrupa Komisyonu ve Federal Ticaret Komisyonu satışı bazı koşulların uygulanması karşılığında onayladı.De Europese Unie en de Federal Trade Commission van de VS stelden echter wel voorwaarden aan de aankoop.
UCM normal koşullar altında ulusal mahkemelerin yetkilerini devralamaz.De bestuurders van de nv zijn onder normale omstandigheden niet aansprakelijk voor schulden van de nv.
1924, Koşuboğazı - ö.1928 - Gij die mijn schreden leidt.
12 Nisan 1204 tarihinde hava koşulları sonuçta Haçlıların tarafındaydı.Op 12 april 1204 was het weer eindelijk gunstig voor de kruisvaarders.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Die stond maandenlang bloot aan de omstandigheden in de ruimte.
2005 ve 2009 yıllarında 1400 metre üzerinden koşulmuştur. ^Van 1991 tot en met 2005 verreden over 500 en 1000 meter.
Böylece başlangıç koşulları sorunu çözülemedi.Daarmee was het oorspronkelijke probleem volledig opgelost.
Medyayı oynat 100 m (yüz metre) Atletizimde en kısa açık hava Kısa mesafe koşusudur.De 800 m is de kortste middellange (MILA) afstand in de atletiek.
Bu koşul listesine Eilenberg-Steenrod-Milnor koşulları denir.Deze samenwerking leidde tot de Eilenberg-Steenrod-axioma's.
Yağmur ve hava koşulları ilerlemeyi zorlaştırıyordu.Regen en ziektes deden de rest.