Ana içeriğe geç
Sözlük

koşu ile cümle

koşu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu engeller, üretim faktörünün dört koşulunu kesintiye uğratır.Tali barriere impediscono la libertà di movimento dei quattro fattori di produzione.
Öldüğü zaman içinde bulunduğu koşullar halk tarafından sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir.Dopo la sua morte numerose guarigioni furono attribuite alla sua intercessione.
Bu koşulun günümüzde LA-ICP-MS tekniği ile doğrudan belirlenebildiği bilinmektedir.La tecnica in questo caso si indica con LA-ICP-MS.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.La politica ufficiale era di limitare l'ondata di rifugiati in arrivo in Svizzera.
Her türlü toprak koşuluna dayanıklıdır.Qualsiasi tipo di terreno va bene.
Abbasi komutan böylece sert şartlar içeren koşullarını imparatoriçe-naibe İrini'ye kabul ettirme şansı buldu.Il comandante abbaside fu quindi in grado di dettare termini duri all'imperatrice-reggente Irene.
Diğer türlerdeki bölüşüm fonksiyonları ise farklı koşullar altında tanımlanabilir.Altri tipi di funzioni di partizione possono essere definite per circostanze differenti.
Bu koşullar, dolaylı ABD denetiminde olan Kuzey Irak’da gözlenmemiştir.Secondo altri invece la situazione appariva perfettamente sotto controllo nel Nord America.
Dolayısıyla bu topraklardan ayrılmama koşuluyla azat edilmişlerdir.Per questo motivo rifiuto di essere portato fuori dal mio Paese in questo modo.
En kısa sürede koşulan bu turda Avustralya temsilcisi Mark Webber 1. olmuştur.Dalla prima posizione scatta quindi l'australiano Mark Webber.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.Lavorò per il miglioramento della condizione femminile.
29 Aralık, Roma: Gece vakti, Tiber Nehri boyunca bir adam nefes nefese koşuyor.Roma, notte del 23 dicembre: un uomo si getta nel Tevere.
İyi koşucudurlar.Fine corsa.
İlk Belçika Grand Prix'i 28 Haziran 1925'te Circuit de Spa-Francorchamps pistinde koşulmuştur.Il Gran Premio del Belgio 1960 si svolse domenica 19 giugno 1960 sul circuito di Spa-Francorchamps.
Tabii ki bu durum Vedik zamanında farklıydı; çünkü o zamanki yaşam koşulları farklıydı.Non credo che fosse perché io apparivo diverso all'epoca.
Marathon'dan başlayan koşu Atina'nın Panatenik Stadyumu'nda sona erdi.Partenza dal villaggio di Maratona - arrivo allo Stadio Panatenaico di Atene.
Barış koşullarının belirlendiği Paris Kongresi'nin ardından Napoléon bir bakıma Avrupa'nın hakemi olmuştu.Solo stabilendo un ordine europeo dopo il caos napoleonico vi poteva essere pace in Europa.
Ateş altından hızla geçebilmesi için paltosunu yanına bıraktırdım ve koşuşturdum.Riuscì a sfilarsi il cappotto, rimasto impigliato nella recinzione, e corse via.
Onların yaşam koşulları acımasız ve hayatları öteki kölelerden daha kısaydı.Le loro condizioni di vita e di lavoro non erano molto diverse da quelle degli schiavi.
Mahkûmlar çok ağır çalışma koşullarında yol inşaatında çalıştırılmaktadırlar.I prigionieri svolgevano i lavori forzati in condizioni estremamente difficili.
Manchester United taraftarıdır ve 2000 yılından beri düzenli bir maraton koşucusudur.È tifoso del Manchester Utd, ed è stato un maratoneta regolare fino al 2000.
Kayaklı koşuda çizgiyi ilk geçen kazanır.Si estrae a sorte chi ruoterà per primo la bottiglia.
Sırbistan ve Eflak prensliklerinin koşulsuz olarak kendisine bağlanmalarını sağladı.Per questa ragione i suoi duchi e principi lo abbandonarono.
Artık yakalansa dahi hapishane koşullarında yaşayabileceğini düşünmektedir.Ben presto ci si renderà conto che la responsabilità è della stessa prigione.
İzafiyet teorisine göre, özellikle sağlanmış bazı koşullar haricinde anti yerçekimi imkansızdır.Sotto la relatività generale, l'antigravità è impossibile eccetto che in circostanze forzate.
Bu adaptasyonlar onları zorlu koşullar altında yaşamaya hazırlamıştır.I Criosi fanno fatica a sopravvivere in queste difficili condizioni.
Nitekim, oylama daha gizli olmayan koşullar altında gerçekleşti.Questi sostenevano che la votazione fosse stata organizzata in condizioni non democratiche.
Osmanlı bu koşulları kabul etmiş ve 20 Kasım 1612 tarihinde Nasuh Paşa Antlaşması imzalanmıştır.Il Trattato di Nasuh Pasha venne siglato il 20 novembre 1612.
Walter Dix (doğum 31 Ocak 1986), Amerikan kısa mesafe koşucusudur.Walter Dix (Coral Springs, 31 gennaio 1986) è un velocista statunitense.
Bu mesafe yalnızca iki kez koşuldu.Tale operazione è stata tentata solamente due volte.
Üretimin nihai koşulu üretim koşullarının yeniden üretilmesidir.La produzione sociale sta ridefinendo le condizioni di mercato.
Birincisi uygunluk koşulu, diğeri de türevlenebilirlik koşuludur.Uno rappresenta il pericolo e l'altro rappresenta l'opportunità.
Sonra Prens hızlıca koşup ondan kurtulur.Lei lo bacia impulsivamente e scappa.
Olimpiyatlarda kabul gördüğü şekli yüzme (1.5 km), bisiklet (40 km) ve koşu (10 km) disiplinlerinden oluşur.La gara si è corsa su distanza olimpica che consiste in 1500 m di nuoto, 40 km di ciclismo e 10 km di corsa.
Parker: Koşumcu.Parlons Corse.
Köpeğe bağlanmak üzere bir tür koşum takımı tasarlandı.La selezione ha avuto lo scopo di creare un cane da combattimento.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.La Lituania venne costretta ad accettare l'ultimatum il 22 marzo.
İngiltere ve ABD'de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır.La situazione in Inghilterra e negli Stati Uniti fu in parte diversa.
Antlaşmanın koşulları uyarınca köleliğe dönüş olmayacaktır.Per tornare a questo piano d'esistenza, invece, non ti servirà alcun Portale.
Stajlar, işverenin sunduğu koşullara göre kimi zaman part-time olabilmektedir.I lavoratori temporanei possono lavorare full-time o part-time, a seconda del caso.
Bu arada Alesia kentinde yaşam koşulları günden güne daha da kötüye gidiyordu.In città intanto la situazione dei civili si andava aggravando di ora in ora.
Etrafında 70x107'luk koşu pisti vardır.107 giri in totale per lui.
Ancak ailesiyle çıktığı Kahire tatilinde, koşu yaptığı sırada göğsünde ağrılar hissetti.Mentre era in vacanza alle Bahamas con la famiglia,si ruppe il polso.
Lars Axel Larsson (17 Haziran 1911, Lidingö - 29 Ocak 1993, Lidingö), İsveçli su engelli koşucusu.Lars Axel Larsson (Lidingö, 17 giugno 1911 – 29 gennaio 1993) è stato un siepista svedese.
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Tutto ciò avviene anche per l'influenza delle mutate condizioni sociali dell'Europa.
Bu işlevin var oluşu 3. koşul tarafından güvence altına alınmaktadır.Il loro uso è volontario, come stabilito dall'articolo 3 della Decisione.
Yığma sayısına arazi koşullarında karar verilir.L'ordine di grandezza dell'importo viene desunto dal contesto.
Her bölüm, bir faciayı sebepleriyle ve faciaya yol açan koşullarla anlatmayı amaçlar.Ogni stato contiene le istruzioni per gestire gli eventi che avvengono su un oggetto.
Dinyeper'i geçiş, son derece zor koşullar altında yapıldı.Il ritorno in Piemonte avveniva in condizioni ancora estremamente difficili.
Morrow, 1955 yılında Amatör Atletizm Birliği 100 yard koşusunu kazandı.Nel 1952 vinse i campionati dell'Amateur Athletic Union nei 100 metri piani.
Buna paralel olarak da işçilerin sağlık ve çalışma koşulları üzerine olan şikayet sayısı da arttı.D'una parte le esigenze rispetto alla qualità dell'offerta di servizi sanitari è cresciuta.
Bu koşullar arasında EMI'ye ait bazı varlıkların da satışı yer alıyordu.Una di queste fu la svendita di determinate attività finanziarie della EMI.
Dallanmalar koşullu ya da koşulsuz olabilir.I salti possono essere incondizionati o condizionati.
Kıtlık ender olmasına rağmen Norveçliler genellikle hatırı sayılır ölçüde kıtlık koşullarında yaşıyorlardı.Inoltre, per quanto scomodi, erano più abitabili nel clima desertico.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.In breve si trovarono circa alla nostra altezza.
Olumsuz hava koşulları nedeniyle ilk raund cuma günü, son raund ise pazartesi günü oynanmıştır.A causa del maltempo la finale si è dovuta giocare di lunedì.
Bunun ön koşulu da bilgisizliğin bilincinde olmaktır.Ha altresì il potere di eliminare l'ignoranza.
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Almeno, non mettere le tue mani su di lui.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.Il motivo principale erano le condizioni di lavoro tragiche e i salari molto bassi.
Sonuçta, ağır kış koşullarının da etkisiyle Doğu Cephesi istikrara ulaştı.Inoltre l'avvicinarsi dell'inverno peggiorava notevolmente le condizioni meteorologiche.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod