Yarışın bir diğer hali, düz bir pistte koşulan 200 metre idi.Ma course fut parfaite, jusqu'à 200 mètres de la ligne d'arrivée.
Bengi dönüş, kader sevgisinin (amor fati) de ön koşuludur.Stand Up for Love sort comme le dernier single des Destiny's Child.
Koşullar buyuruyor, antlaşmaların hamisi oluyordu.Ses chances paraissaient compromises.
Ayrıca koşullar, beceri gibi faktörler de bu değerin belirlenmesinde önemlidir.Il faut noter que même brutes, ces données ont une valeur marchande.
Ayrıca stadın bir koşu parkuru da bulunmaktadır.Il y a aussi le centre de la scène qui est un cercle.
O, şimdi nereye koşuyor?¿Dónde está corriendo él ahora?
Ben koşuyorum.Estoy corriendo.
Onlar şimdi koşuyor.Ahora están corriendo.
Şimdi koşuyorlar.Ahora están corriendo.
Ben en hızlı koşucuyum.Soy el corredor más rápido.
Onlar ayakkabısız koşuyorlar.Están corriendo sin zapatos.
Koşullar nelerdir?¿Cuáles son las condiciones?
Bir köpek parkta koşuyor.Un perro está corriendo por el parque.
Niçin koşuyoruz?¿Por qué estamos corriendo?
Tom benden daha hızlı koşuyor.Tom corre más rápido que yo.
Tom koşuyor.Tom está corriendo.
O oğlan çok hızlı koşuyor.Ese chico corre muy rápido.
Tom her gün koşuyor mu?¿Tom corre todos los días?
Bazı koşucular koşarken su içerler.Algunos corredores beben agua mientras corren.
Koşuyorda koşuyor!Corre que corre!
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.No les permitas bajo ninguna circunstancia que te toquen.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Estamos al borde de ser confrontados con los peligros del invierno profundo".
Ancak çok sayıda savaşçı yeni koşullar altında savaşmaya devam etme kararı aldı.No obstante, muchas unidades decidieron seguir combatiendo en las nuevas circunstancias.
Sonuç olarak, Evrenin başlangıç koşulları için bir teorinin olması zorunlu hale gelir.Por tanto, es necesario tener una teoría para las condiciones iniciales del Universo.
Erkek kardeşi Samuel Ndereba da maraton koşucusudur.Su hermano Samuel Ndereba también es corredor de maratón.
Çocuk, annesini görünce yanına koşuverdi.Cuando el renegado vio a su madre, se acercó a ella, abrazándola.
Bazı nedenler için, Jerry ilk ortaya çıktığından beri ona koşucu ayaklar verilmiştir.Por alguna razón, Jerry, desde su primera aparición, caminaba sobre dos piernas.
Daha iyi çalışma koşulları geliştirmek.Mejora de las condiciones laborales.
An-32 elverişsiz hava koşullarına dayanıklılık bakımından An-26'dan daha iyidir.El An-32 está diseñado para soportar condiciones climáticas adversas mejor que el estándar An-26.
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.Las estrellas más débiles visibles a simple vista bajo condiciones visuales idóneas son de magnitud +6.
Lit tüm gece tanrıların arasında koşuşturup, onların canlarını sıkmaktaydı.Confinaron a los dioses de la noche y les pusieron límites.
Yerleşim için oldukça uygun koşullara sahiptir.Presenta condiciones adecuadas para el asentamiento humano.
Biatlon, kayaklı koşu ile tüfekli atışın bir araya getirildiği kış sporudur.El biatlón es un deporte de invierno que combina el esquí de fondo y el tiro con carabina.
Bu zorlu yetişme koşullarında, birkaç bitki hayatta kalabilir.En estas difíciles condiciones de crecimiento, pocas plantas sobreviven.
Koşu, koşmak eylemi esas alınarak yapılan bir tür spordur.Tanto caminar como correr son considerados un deporte.
Truva atları gizlidir, yani aktivasyonun ön koşulu çok nadir bir olaydır.Los troyanos son sigilosos, eso significa que la condición previa para la activación es un evento muy raro.
20 yıl hizmet vermek koşuluyla da maaşlı emekliye ayrılınır.Para recibir una pensión tiene que aportar obligatoriamente por 20 años.
Aslında tam olarak koşu yarışlarının yapıldığı bir Yunan Stadyum'u olarak tarif etmek daha doğrudur.Puede describirse mejor como un estadio griego, esto es, un local para carreras pedestres.
Olumsuz hava koşulları nedeniyle ilk raund cuma günü, son raund ise pazartesi günü oynanmıştır.Debido a las duras condiciones climáticas, la final se juega los lunes.
Hava koşulları nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.El retorno se debió al mal tiempo.
Pazar sabahı horoz koşusu olur.El domingo se corre la carrera.
Bu engeller, üretim faktörünün dört koşulunu kesintiye uğratır.Tendrán que vencer obstáculos basados en los cuatro elementos de la naturaleza.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Son inherentemente seguros y todas las entidades involucradas tienen que confiar en ellos.
Kuşatma altında koşullar kötüleşmektedir.En el interior las condiciones de seguridad se deterioraron.
Böyle bir önermenin belli koşulları yerine getirmesi gerekmektedir.Una conjetura de esta naturaleza debe estar sujeta a ciertas condiciones necesarias.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Idem que arriba en condiciones, claro.
Yaşam koşulları elverişli değildir.La expectativa de vida no está disminuida.
Herkes ekinin ayağını alır ve desteğe hep birlikte koşulur.Se levantan y caminan unidos de la mano.
Antik kentlerdeki barınma koşulları sağlıklı değildi.Pero las condiciones de los nuevos pueblos era más que precaria.
English: Had we known (önceki geçmiş zaman subjonktif), we could have prevented (tamamlanmış koşul) it.De haberlos tenido, nos habríamos desenvuelto solos».
Bu dönemdeki ekolojik koşullar bu türlerin hızlı dağılımını kolaylaştırmış olabilir.La actividad volcánica de la época pudo influir en la desaparición de esta especie.
Fakat yine sarayda kalmaları ve yasamaları şart koşuldu.Sin embargo, su rango y presencia en el palacio se mantuvieron.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.Lituania se vio forzada a aceptar el ultimátum el 22 de marzo.
Dolayısıyla bu topraklardan ayrılmama koşuluyla azat edilmişlerdir.Les comunico que procederé a retirarme de esta tribuna.
Uluslararası Standart Atmosfer orta enlemlerde bir atmosferik koşul örneiğidir.La Atmósfera Estándar Internacional es representativa de las condiciones atmosféricas en latitudes medias.
Kolluk kuruluşları görev yaptığı ülkedeki coğrafya koşullarına uygun olarak sınıflandırılmıştır.Los cacicazgos pueden ser agrupados de acuerdo a su posición geográfica.
Erkekler ve kadınlar ibadete eşit koşullarda iştirak ederler.Las mujeres y los hombres compiten juntos en igualdad de condiciones.
Modern pentatlonun ilk dönemlerinde de, 3-4 kilometrelik bir koşu bulunmaktaydı.Para volver a la situación original, el nivel freático aún debería haber subido otros 5-6 metros más.
Bu branşlar sırasıyla yüzme, bisiklet ve koşunun peşi sıra yapılmasıdır.Estas son la natación, la carrera a pie y el ciclismo.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.También, quería cambios para mejorar las condiciones de vida de la mujer.