Onun bir maraton koşmak için yeterli gücü vardı.He had enough stamina to run a marathon.
Onun bir maraton koşmak için yeterli dayanıklılığı vardı.He had enough endurance to run a marathon.
Tom daha hızlı koşmak istiyordu.Tom wanted to run faster.
Herkes koşmaya başladı.Everybody started running.
Tom koşmaktan nefret eder.Tom hates jogging.
Daha önce hiç koşmadım.I've never ran before.
Gerçekten koşmaya başlamak zorundayız.We really have to start running.
Tom atını dört nala koşmaya zorladı.Tom urged his horse into a gallop.
Koşmaya devam etmek zorundayım.We have to keep on running.
Tom koşmaya hazırdı.Tom was ready to run.
Ben sadece koşmaya devam ettim.I just kept running.
Koşmak zorundaydım.I had to run.
Koşmaya başladım.I began running.
Koşmaya devam ettim.I kept running.
Koşmaktan nefret ederim.I hate running.
Bütün çocuklar koşmayı ve zıplamayı seviyorlar.All children love to run and skip.
Tom döndü ve koşmaya başladı.Tom turned around and started to run.
Ne sıklıkta koşmaya gidersin?How often do you go jogging?
Ayakkabı olmadan koşmaktan hoşlanır.He likes running without shoes.
Kimse koşmadı.Nobody ran.
Yüzmeyi koşmaktan daha çok severim.I like swimming better than jogging.
Tom koşmamızı söyledi.Tom told us to run.
Tom bana koşmamı söyledi.Tom told me to run.
Tom koşmayı severdi.Tom loved running.
Ben koşmaktan hoşlanıyorum.I enjoy running.
Tom koşmayı bıraktı.Tom quit running.
Koşmayı bırak.Stop running.
Tom her gün koşmaya gider.Tom goes jogging every day.
Bu çitten daha uzun boylu bir rakun görürseniz, koşmaya başlayın.If you see a raccoon taller than this fence post, start running.
Tom koşmak istemiyor.Tom doesn't want to run.
Şimdi koşmaya gitmek için çok yorgunum.I'm too tired to go jogging now.
Sami asla bir kızın peşinden koşmazdı.Sami would never chase after a girl.
Ona yetişebilmek için koşmak zorunda kaldım.I had to run to catch up with him.
Şemsiyelerimizi kapattık ve koşmaya başladık.We closed our umbrellas and started running.
Şemsiyelerimizi kapatıp koşmaya başladık.We closed our umbrellas and started running.
12 yaşında Fransa'da koşmaya başladı.She started running at age 12 in France.
Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı.They drive away with it, having fun on the road.
Bir cankurtaran uzaktan bize doğru koşmaya çalışıyordu.A rescuer was running up to us from afar.
Carcharoth, Silmaril'in saf ışığıyla yandı ve çılgınca koşmaya başladı.Carcharoth was burned by the pure light of the Silmaril and ran off madly.
Odikyo Güney Hindistan dili, Malayalam dilinde 'koşmak' anlamına geliyor.Odikyo means 'to run' in the South Indian language, Malayalam.
Şirk koşmayan herkesin cennete gireceği müjdesi verilmiştir.Every stanza (except the last one) ends with "of good Haroun Alraschid".
"Buraya koşma."Do not run.”
Nutuk: Şekil yönüyle koşmaya benzer.It is similar in form to the corrido.
Âşık Edebiyatı nazım biçimleri koşma, destan, semâî, ve varsağıdır .Yet, fall in love they did - deeply, hopelessly and forever.
Ateşkes, İtalya'nın Müttefikler'e teslim olmasını şart koşmaktaydı.The armistice stipulated the surrender of Italy to the Allies.
Uzun mesafe ve maraton koşmaktadır.Longest Running Marathons.
Orta mesafede koşmaktadır.Middle-distance running.
Bu dürtülerin peşinde sürekli koşma durumundadırlar.These he pursued until they turned to fight.
İki bacağı üzerinde yürür ve hızlı koşma yeteneğine sahiptir.He has the ability of kicking both feet and has great speed.
Koşmaya devam eder.It still runs.
73 kişinin öldüğün sabah dışarıya koşmaya çıkmıştı.Twenty three passengers were rescued in the morning.
Kosmaj Belgrad'ın 40 kilometre güneydoğusunda yer alır.The Kosmaj, is located 40 kilometers south-east of Belgrade.
Halk şiirinden koşmayı da öğrendik.She also translated Greek folk poetry.
Koşmaktadır ..I run.
Asıl ününü hece ölçüsüyle yazdığı koşma, semai, destan, nefes ve şathiyeleriyle kazanmıştır.Then he established his own business, he traded wool, tea, leather, grain.
Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler.So, we should be open to loving each other, accepting each other.
Petrus ve sevilen havari mezara doğru koşmaya başlarlar.So Peter and the other disciple started for the tomb.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Her father later disappears in search of his wife.
En bilinen özelliği hızlı koşmasıdır.Tu's special skill is to run very fast.
Zağmak: Kaçmak, koşmak.צימעס): a fuss, a disturbance.