Hem istemcinin hem de sunucunun paylaşılan bir sırra sahip olmasını şart koşmaktadır.Hva må til for at du og assistenten skal komme til enighet?
Tokyo'ya giderek hayallerinin peşinden koşmak ister.Han reiste deretter til Norge for å forfølge sin drøm.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Han er på jakt etter sin kones mordere.
Koşmaktadır ..Løpende.
Petrus ve sevilen havari mezara doğru koşmaya başlarlar.Klarer Matt og Pedro å stoppe den onde stjernen?
Birçok yönüyle koşmalara benzerler.De ligner mye på enkelte vepser.
Sonra koşmaya devam eder.Han flykter videre.
Grup saklanacak yer bulmak için koşmaya başlar.De begynner da ofte å vandre for å finne et sted å forpuppe seg.
800 ve 1500 metre koşmaktadır.800 meter og 1500 meter.
Küçük kız ardından hırlamaya ve Rick'e doğru koşmaya başlar.Han har nettopp sluppet ut og begynner straks å lete etter Rick.
Ateşkes, İtalya'nın Müttefikler'e teslim olmasını şart koşmaktaydı.Gencatan senjata tersebut meneguhkan menyerahnya Italia kepada Sekutu.
Gianfranco hayallerinin peşinden koşmak için 16 yaşında ailesinin yanından ayrılmıştır.Pada usianya yang ke-16, Gianfranco meninggalkan keluarganya untuk mengejar impiannya sendiri.
En bilinen özelliği hızlı koşmasıdır.Keahliannya yang terhebat adalah berlari sangat cepat.
"Buraya koşma."Saya tidak akan bergeser.’”
Koşma, zıplama ve vurma.Tembak dan lupakan.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Ia mengejar adiknya yang mencoba kabur.
Grup saklanacak yer bulmak için koşmaya başlar.Mereka berpencar berkelompok mencari tempat yang baru.
Bunu gören kaçaklar için ise geriye tek bir seçenek kalmıştır: Koşmak.Maka penguasa-penguasa tersebut patuh terhadapnya, hanya satu yang menentangnya.
Günde altı mil (yaklaşık on km) koşan Goulding, 2010'daki bir maratonda da koşmayı düşündüğünü açıkladı.Goulding là một người chạy bộ giỏi, cô có thể chạy 6 dặm mỗi ngày và vào năm 2010 cô đã dự định chạy marathon.
Çok uzun yürüyüşler yapmak, koşmak ister.Chúng rất cần vận động nhiều và thích đi dạo.
Maggie'nin halen hayatta olduğunu anlayan Glenn, raylar üzerinde hızlıca koşmaya başlar.Nhận ra rằng vợ mình vẫn còn sống, Glenn vội vàng chạy tiếp theo hướng đường ray.
Carl sesin geldiği yöne doğru koşmaya başlar ve Rick ile Michonne onu takip eder.Carl chợt nghe thấy tiếng hét kêu cứu và lập tức chạy đi, Rick cùng Michonne liền đuổi theo.
İlkokulda koşmaya başlamıştır.Cô bắt đầu chạy trong khi ở trường tiểu học.
"Buraya koşma."Đừng dùng dằng như thế!"
Zağmak: Kaçmak, koşmak.Bị tổn thương, cô chạy đi.
Wood, "Koridorlarda koşmak, yüksek sesle konuşmak ve sakız çiğnemek yasak.Bọn họ hô to rằng: "Anh Vũ ra vào cấm đình, làm nhiều đều ô uế, tiếng xấu đồn ra ngoài, không tội gì to bằng.
"(Oğlu) yanında koşma çağına gelince: "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum.養曽孫:益子 養玄孫:望 養孫:静 – 19歳で没。
O gün bu gündür Dikenlidüzü Köylüleri, çift koşmadan önce çakırdikenleri ateşe verirler.岩屋の中に祀られていたことにより戦火を免れて今日に至る。
Bir gün koşmayı aniden bırakır ve evine döner.また慌てて飛び出し今度こそ隣の家へ。
Koşma, zıplama ve vurma.避けて打つ、打って避ける。
Kısa mesafe yarışlarında koşmaktadır.短距離競走にて活躍。
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.よく笹夫の元から逃げ出している。
Yine her boğanın arkasından bir kedi sağa doğru koşmaktadır.3頭の雄牛が右を向いて一列に並んでいる。
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.お前たちは修行完成者の遺骨の供養にかかずらうな。
Adım atmaya benzer koşmaları olan büyük kuşlardır.長寿族 人間によく似た不老種族。
Yapı özelliklerine göreyse koşmalar: düz ve birleşik gibi çeşitli adlarla incelenir.構造に着眼して分類すると多種の顔料が工業化されている。
Bir oyuncu topu ayağıyla yakaladığında koşmadan vurabilir.選手が足で蹴られたボールを直接キャッチした場合は、ボールを持って走らず、ボールを蹴ることができる。
Hızını havada koşmak için kullanarak uçmayı başarabilir.空を高速で飛ぶことができる。
Bir cankurtaran uzaktan bize doğru koşmaya çalışıyordu.即座に救助隊員が山に向かって出動した。
Halk şiirinden koşmayı da öğrendik.その頃から民族詩の採集旅行を行った。
Sonra koşmaya devam eder.”然后他继续慢跑。
Petrus ve sevilen havari mezara doğru koşmaya başlarlar.彼得和那門徒就出來,往墳墓那裡去。
"Buraya koşma."」不啟篋而去。
Bunun için koşma dahil birçok nazım (dizem) biçiminde belli bir hece sayısından bahsetmek imkânsızdır.在非英聯邦國家中,其實不少的國家元首都有相似的致辭。
Orta ve uzun mesafelerde koşmaktadır.比如你站在一条又直又长的路中间。
Babası ve mürettebatının zorda kaldığı durumlarda onların yardımına koşmaktadır.其容貌和個性與佑助一模一樣,熱於助人的個性遺傳給了佑助。
Zağmak: Kaçmak, koşmak.扯活:跑。
Koşmaktan, yüzmekten, balık tutmaktan ve tüplü dalıştan hoşlanır.他喜欢跑步、游泳、飞行、钓鱼和深海潜水。
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.여러 인과 연에 의존하지 않는다면 (연기의 법칙에 어긋나므로 생겨날 수 없고, 따라서) 그 법(法: 존재)은 없는 것(존재할 수 없는 것)이다.
Koşmaktadır ..우린 도망친다...
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.개인적 즐거움을 위하여 부동산을 사지 마십시오.
Halk öyküsü Koşma ^ "Koçaklama".그들에게 경고하시오, ‘성추행 말라!’고.
Beş dakika sonra yardım çığlıkları atan insanlar koşmaya, kaçmaya başladılar.거리시위를 시작한 지 5분 후 달려온 전경과 백골단이 시위대를 에워싸고 끌어내기 시작했다.
Nutuk: Şekil yönüyle koşmaya benzer.이는 전류가 흘러나오는 방향과 동일하다.
Koşma coşkun duyguları ifade etmeyi sağlayan bir nazım (dizem) biçimidir.이(異)는 온갖 유위법으로 하여금 능히 쇠퇴하게 하는 성질을 말한다.
İki bacağı üzerinde yürür ve hızlı koşma yeteneğine sahiptir.다리가 매우 튼튼하며 두 개의 발가락을 가지고 있어 빨리 달리는 데 적당하다.
Bir cankurtaran uzaktan bize doğru koşmaya çalışıyordu.둘은 지하철을 이용하여 먼 곳으로 탈출하려고 한다.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.그 후 새로운 아내를 찾기 위해 원정을 떠났다.
Nereden çıktığını bilmediğimiz bir kalabalık üstümüze doğru koşmaya başlamıştı.무슨 일이 일어 났는지 깨달은 몇몇 사람은 건너편 문으로 향해 뛰기 시작했다.
73 kişinin öldüğün sabah dışarıya koşmaya çıkmıştı.למחרת בבוקר הוצאו משם רק 23 אנשים חיים.