Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Gdy ty ledwo możesz się ruszyć, oni biegają i bawią się, jak chcą.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.거의 움직일수조차 없을때, 온갖 놀거리를 가지고 사람들이 달려오죠.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Mentre tu non riesci quasi a muoverti, gli altri vanno in giro a divertirsi.♫
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Míg mások vidáman élik életük, te alig bírsz megmoccanni.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Quand vous pouvez difficilement marcher, ils courent autour de vous en s'amusant de toutes les manieres.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Terwijl jij je nauwelijks kunt bewegen, amuseren zij zich te pletter.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Trong khi anh hầu như không cử động, họ vui chơi chốn quanh.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Wenn du dich kaum bewegen kannst, rennen sie herum und haben Spaß.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Когато едва се движиш, а те тичат наоколо и се забавляват.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Пока ты едва можешь шевелиться, все бегают вокруг и веселятся как могут.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.בזמן שאתה בקושי יכול לזוז, הם מתרוצצים ונהנים.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.فبينما يكاد يكون الحراك مستحيلاً .. يكونون يجرون ويدورن حولك ملئين بالفرح
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.悲しみの底に沈んでいる方が いいこともある
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan AsahelByli tu také tři synové Sarvie: Joáb, Abizai a Azael. Azael pak byl čerstvý na nohy své jako srna v poli.
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan AsahelDer var Serujas tre sønner med: Joab og Abisai og Asael. Asael var lett på foten som et rådyr på marken.
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan AsahelI byli też tam trzej synowie Sarwii: Joab, Abisaj, i Asael; ale Asael był prędkich nóg, jako dzika koza.
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan AsahelJa siellä oli kolme Serujan poikaa: Jooab, Abisai ja Asael. Ja Asael oli nopeajalkainen kuin gaselli kedolla.
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan AsahelKetiga orang anak Zeruya ada di situ, yaitu Yoab, Abisai dan Asael. Asael larinya cepat seperti kijang
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan Asahel그 곳에 스루야의 세 아들 요압과 아비새와 아사헬이 있었는데 아사헬의 발은 들노루같이 빠르더라
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan AsahelИ были там три сына Саруи: Иоав, и Авесса, и Асаил. Асаил же был легок на ноги, как серна в поле.
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan AsahelИ там бяха тримата Саруини синове: Иоав, Ависея и Асаил; а Асаил бе лек в нозете като полска сърна.
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan Asahelויהיו שם שלשה בני צרויה יואב ואבישי ועשהאל ועשהאל קל ברגליו כאחד הצבים אשר בשדה׃
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan Asahelوكان هناك بنو صروية الثلاثة يوآب وابيشاي وعسائيل. وكان عسائيل خفيف الرجلين كظبي البر.
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan Asahel在 那 裡 有 洗 魯 雅 的 三 個 兒 子 、 約 押 、 亞 比 篩 、 亞 撒 黑 . 亞 撒 黑 腳 快 如 野 鹿 一 般
Seruyanın üç oğlu -Yoav, Avişay ve Asahel- de oradaydılar. Bir kır ceylanı kadar hızlı koşan Asahel在 那 裡 有 洗魯雅 的 三個兒子 、 約押 、 亞比篩 、 亞撒黑 . 亞撒 黑腳 快 如 野鹿 一般
Shawn, dinle! Önce Çavuş Yurek koşacak..שון, תקשיב .סמל יורק ירוץ ראשון
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Bà biết là khi đó chỉ có 1 việc duy nhất để làm thôi, và đó chính là, theo lời bà, "chạy như chết."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Ela sabia que só tinha uma coisa a fazer nessa altura, e isso era, nas suas palavras, "correr como tudo".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Elle savait qu'il ne lui restait qu'une chose à faire, selon ses propres termes "courir comme une folle".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hän tiesi, että siinä vaiheessa oli vain yksi asia tehtävissä, ja se oli, hänen sanoin, "juosta kuin hullu".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hanya ada satu hal yang dapat dilakukannya saat itu, yaitu, "berlari seperti dikejar setan."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hon visste att det var bara en sak att göra- -att springa som bara den.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".In acel moment stia ca are un singur lucru de facut, si anume, citez, "sa alerge ca apucata".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".그러면 그녀는 그순간 하던 일을 모두 떨구고 그녀의 말마따나 죽자고 뛰어서
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Sapeva di avere una sola cosa da fare a quel punto ed era di, parole sue, "correre come una matta."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Tudta, hogy csak egyet tehet abban a pillanatban ez pedig, ahogy ő mondta: "őrülten rohanni ".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Věděla, že má v tu chvíli udělat jednu jedinou věc, a to bylo, dle jejích slov, "běžet jako ďábel."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Vtedy vedela, že je iba jedna vec, ktorú musí urobiť, a to, poviem to jej slovami, "utekať ako o život."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Wiedziała, że w takiej chwili może zrobić tylko jedną rzecz, czyli biec najszybciej, jak się da.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Ήξερε ότι ένα μόνο πράμα μπορούσε να κάνει εκείνη τη στιγμή, 'να τρέξει σαν τρελή', όπως είπε.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Вона знала, що єдине, що їй залишалось зробити в цей момент, як вона саме це каже: "бігти, немов божевільна".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".И она в точности знала, что надо делать. Её словами: "бежать сломя голову".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".היא ידעה שבאותו רגע היא יכולה לעשות רק דבר אחד, והדבר הזה היה, במלים שלה, "לברוח בטירוף."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".وهي تعلم أنه ينبغي عليها فعل شئ واحد في تلك الحالة، وكان ذلك، بكلماتها، " الجري بأقصى سرعة."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış"."がむしゃらに走る" こと がむしゃらに家へ走り-
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizAcum, poate aţi observat altceva despre animale când alergau peste terenul accidentat.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizAhora, habrán notado algo más en los animales cuando corrían por el terreno desparejo.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsiniz이제, 이 동물에 대한 다른 부분을 알려드리죠. 거칠은 지형을 다닐 때를 보면요
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizMogliście wcześniej zaobserwować coś jeszcze, kiedy zwierzęta przebiegały przez wyboisty teren.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizNu har du måske bemærket noget andet ved dyrene da de løb over svært terræn.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizNu hebben jullie misschien nog iets anders over de dieren opgemerkt toen ze over het ruwe terrein liepen.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizOra, potreste aver notato qualcos'altro sugli animali, quando correvano oltre il terreno sconnesso.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizVielleicht ist Ihnen an den Tieren noch etwas aufgefallen, während Sie den unebenen Boden überquerten.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizVous avez peut-être remarque quelque chose d'autre quand les animaux couraient sur ce terrain difficile.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizВозможно, вы заметили у животных кое-что ещё, когда они бегут по неровным поверхностям.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizМоже да сте забелязали още нещо за животните, когато тичаха по неравния терен.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizודאי שמתם לב לדבר נוסף כאשר החיות רצות על פני משטח מורכב.
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsinizوالآن، ربما تكونوا لاحظتم شيئاً آخر عن الحيوانات عندما كانوا يجرون فوق الأرض الوعرة
Şimdi, hayvanlar engebeli arazi üzerinde koşarken onlar hakkında başka bir şey fark etmiş olabilirsiniz他にも気付いた点はないですか? アシスタントに手伝ってもらいましょう
Sinagoga koşar.Corre à sinagoga.