Zerlina'nin yardim isteyen çığlıkları duyulmaya başlayınca Leporello patronunu ikaz etmek için dışarı koşar.Ketika Zerlina berteriak meminta tolong, Leporello berlari untuk memperingatkan tuannya.
Nedvěd, 2010 yılında Prag Yarı Maratonu'nda (yaptığı ilk mesafe koşusu) koşarak 1:49:44 derece elde etti.Nedvěd ambil bagian dalam Prague Half Marathon pada 2010, mengakhirinya dengan catatan waktu 1:49:44.
Basit şöhret namına ardı ardına koşan yeteneksiz Qaranəfəs'in (Rəsmi Cəbrayılov) ise ona kıskançlığı tutar.Barang siapa yang melepaskan (hak kisas) nya, maka melepaskan hak itu (menjadi) penebus dosa baginya.
Tekrar koşarak arabamıza geldim.Demikian pula pulangnya kembali ke mobil.
Sonra birbirlerine doğru koşarlar.Setelah itu mereka saling membagi-bagikan sesajen.
Kristen silah sesini duyar ve kulübeye doğru koşar.No Water meminjam pistol dan berlari mengikuti istrinya.
Doğrudan çalışan uygulama bir Web tarayıcısında koşar.Pengunduhan langsung yang mengunduh secara langsung melalui penjelajah web.
Çok iyi tırmanmakla beraber yerde çok hızlı koşarlar.Ular ini dapat bergerak dan memanjat sangat cepat.
Martha evine koşar.Lalu Lisa pun pulang ke rumah.
Su altında koşabilirler.Chúng có thể chạy trên mặt nước.
Annina koşarak odaya girer ve Violetta'ya Alfredo'nun geldiğini haber verir.Annina chạy vào phòng cho Violetta biết Alfredo đã đến.
Günde altı mil (yaklaşık on km) koşan Goulding, 2010'daki bir maratonda da koşmayı düşündüğünü açıkladı.Goulding là một người chạy bộ giỏi, cô có thể chạy 6 dặm mỗi ngày và vào năm 2010 cô đã dự định chạy marathon.
12 yaşına kadar, okulunda 100 metre mesafeyi en hızlı koşan öğrenci olmuştur.Đến năm 12 tuổi, Bolt đã trở thành vận động viên chạy nhanh nhất của trường ở cự ly 100 mét.
Koşarak adamın yardımına gider ve hayatını kurtarır.Anh chạy tới giúp và cứu được người kia.
Üst katta Cordelia'nın çığlıklarını duyar ve oraya koşar.Rick nghe thấy tiếng khóc của Judith và liền chạy lên lầu.
Elagabalus, geri geri arabanın önüne koşar, tanrıyı karşılar ve dizginleri tutardı.Elagabalus chạy giật lùi ở phía trước xe ngựa, đối diện với vị thần và giữ dây cương của bầy ngựa.
Arabayı terk edip yakındaki bir çiftlik evine koşar.Ông được đưa nhanh lên một chiếc xe rồi chạy đến một ngôi nhà vùng nông thôn.
Çok hızlı koşamazlar.Chúng có thể chạy khá nhanh.
Çok iyi koşar, tırmanır, sıçrar ve yüzerler.Chúng vận động nhanh nhẹn, leo trèo, bơi lội giỏi.
Saatte 70 km hızla koşabilir ve 1,5 metre yükseğe atlayabilir.Chúng có thể chạy với vận tốc 50 km/h, nhảy xa 6m, nhảy cao 2,5m.
Akhilleus bu cerrahi operasyondan sonra herkesten hızlı koşabilir oldu.Mesalazine có thể làm giảm những đợt tái phát bệnh Crohn sau khi xử lý phẫu thuật.
Uçarken havada koşan at gibi görünür.Ngựa phi như bay.
Allah'a ortak koşanlardan da değildi.アッラーと結縁する者は誰もあらぬ。
Sonra birbirlerine doğru koşarlar.これらは後述する生活環を経る過程で互いに遷移する。
1979'da 200 metre'yi 22 saniyenin altında koşan ilk kadın atlet oldu.1979年には200mで女性で初めて22秒の壁を破った。
Simsiyah bir ayının koşarak geldiğini görmüşler.望(満月)の時に起こる。
Sebahattin Işık Koşaner (5 Aralık 1945, İzmir), Türk asker.セバハッティン・ウシュク・コシャネル(Sebahattin Işık Koşaner、1945年12月5日−)は、トルコの陸軍軍人。
Martha evine koşar.急いでマークは彼女の部屋へと向かう。
Su altında koşabilirler.水に潜ることが出来る。
Her çağrısına koşarlar.誰に対してもさん付けで呼ぶ。
Ama koşarken bir Dalek tarafından vurulur.ダリューンの投槍によって討ち取られる。
Domuzlar çok hızlı koşabilir ve çok iyi yüzebilirler.また、水泳も得意で非常にはやく泳げる。
Allah'a ortak koşan ise pek büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.''「この中の一番大きなアッラーと言う偶像が他を壊した。
35-40 kilometre hızla koşabilirler.40-55km/hの速度で走ることができる。
Koşa koşa otobüse yetişir.きのつバスが走っている。
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.怒ったときは「ボケェェェ!!!」と叫ぶ癖がある。
Aynı yandaki bacaklarını birlikte kaldırarak kendine özgü bir biçimde koşar.前後の同じ側の脚を同時に動かす、いわゆるだく足で走る。
Tekrar koşarak arabamıza geldim.僕は車で一人で帰らねばならなかった。
Çok iyi tırmanmakla beraber yerde çok hızlı koşarlar.登れるところはすぐ登る。
Koşarken zıpladığındaysa fazladan ivmelenir ve daha yükseğe zıplayabilir.ふんばりジャンプ中に乗るとさらに高く飛び上がれる。
Işık hızında koşabilir.稲妻の速さで移動することが可能。
Bazıları iyi koşucudur, yürür gibi koşarlar.走っている人もゆっくり歩いて見えるはず。
Oyuncu topla birlikte koşabilir ancak, on beş metrede bir topu sektirmek zorundadır.制球力にやや難があるが、150km/hを超える剛球を武器とする抑え投手。
Evine endişe ile koşar.病弱で家にこもりがち。
Ülkücüler koşarak dershaneye gelirken, ihbarın asılsız olduğu anlaşıldı.混乱を避ける為に、いつ・誰が来所するといった情報は非公開であった。
Hızlı koşan, avlarının üzerine sıçrayarak yakalayabilen örümceklerdir.徘徊性のクモで、歩き回って獲物を捕らえる。
Çok hızlı koşabilir.[1][2] 100 metreyi 6-12[3][4] saniyede koşabildiği söylenir.[5] Havada asılı durabilir.[6]高速で走ることができ[1][2]、100メートルを6秒[3][20]、12秒で走るともいう[21]。 空中に浮く[6]。
Sonra birbirlerine doğru koşarlar.他們能夠向前移動來應付對方的發球。
İnsan zannederek denize koşar; ancak bir maske ile karşılaşır.他並解釋為:「大海將賦予人權力,條件是人要知道如何征服與使用它。
Koşarak adamın yardımına gider ve hayatını kurtarır.他衝過去幫忙而救了那個人的性命。
Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur."上帝既命,候於周服』,天命如此,其可畏哉!」。
Çevrenizde koşarlar ve ne zaman olduğunuz yerde dursanız size saldırırlar.当他们迷失方向时,旅途对他们就是四处闲逛。
Simsiyah bir ayının koşarak geldiğini görmüşler.而金牛望着东边升起的月亮意欲离开。
Ata binmez ve yorulmazdı, çünkü ayaklarının koşabildiği her işte üstün gelirdi.托卡斯十分喜愛摔角和比力氣,他從不須要駿馬,因為他比所有用腿奔跑的動物跑得更快,而且從不疲乏。
Kendiliğinden sahibinin yardımına koşar.絕對順從身為主人的神人。
Şimdi dönüp ışığa doğru mu koşacağım?後來與光再次對局,再敗。
Kız hemen koşar; "Babacığım" diye Devin boynuna sarılır, ellerini öper.他的父亲动了怜悯的心,就“跑去抱着他的颈项,连连与他亲嘴”。
Çok iyi yüzer ve hızlı koşar.擅長裁縫,且速度很快。
Bu kez önceden kedi olan çocuk fare olur ve kedi, farenin ardından koşar.木牛即今小车之有前辕者;流马即今独推者。
Nazlı ise hızlı koşabilme yeteneği kazanır.脛骨長,能夠快速奔跑。