Tavuklar hızlı koşar.Az állatok nagyon gyorsan képesek futni.
Evine endişe ile koşar.Hän juoksi pelästyneenä kotiinsa.
Çok hızlı koşar.Se on nopea juoksemaan.
İki bacağı üzerinde yürürdü ve çok hızlı koşabilme yeteneği vardı.Se käveli kahdella jalalla ja se juoksi nopeasti.
Tekrar Pul marketine koşarlar.Paitafirmoilla pelanneilla taas uusi konkurssi Turussa.
Ben koşarak eve döndüğünde Harry'nin kapıyı kilitlemiş olduğunu görür.Ben pakenee takaisin talolle, mutta huomaa Harryn lukinneen hänet ulos.
Simran Raj’a doğru koşar ve son anda trene biner.Hän käskee Simranin mennä Rajin mukaan ja Simran juoksee liikkuvaan junaan Rajin luo.
Çok hızlı koşamazlar.Ne eivät luultavasti olleet kovin nopeita.
Bazıları iyi koşucudur, yürür gibi koşarlar.He kävelevät ja juoksevat vaivatta.
Çok iyi koşar, tırmanır, sıçrar ve yüzerler.Hiiret ovat hyviä kiipeilemään, hyppäämään ja uimaan.
En fazla 0.17 km hızla koşabilirler.Parhaimmillaan ne pystyvät juoksemaan 17 kilometrin tuntivauhtia.
Süper çevikliği sayesinde 1 mili (2,6 km), bir dakikanın altında koşabilir.Haamumaili tarkoittaa mailin juoksemista alle neljässä minuutissa.
Akhilleus bu cerrahi operasyondan sonra herkesten hızlı koşabilir oldu.Teasdale-Corti toimi kirurgina sittemmin myös sodan oloissa.
1.95 boyunda bu kadar hızlı koşan bir oyuncu yoktur.Hän on vain 167-senttisenä varsin nopea pelaaja.
Atlar mızraklardan oluşan bir duvara doğru koşarak dalmıyorlardı.Vaunuja veti yksi raiteen sivulla kulkeva hevonen.
O, çok hızlı koşamadı.Hän ei pystynyt juoksemaan kovin nopeasti.
Sırım (Maixent) : Süper uzun bacakları vardır ve pek hızlı koşar...Μεξάν : έχει μακριά και βρωμερά πόδια και τρέχει πολύ γρήγορα.
Çok hızlı koşamazlar.Είναι αδύνατον για γυναίκα να τρέξει τόσο γρήγορα.
Elagabalus, geri geri arabanın önüne koşar, tanrıyı karşılar ve dizginleri tutardı.Ο Ηλιογάβαλος έτρεχε ανάποδα μπροστά από το άρμα, βλέποντας το θεό και κρατώντας τα ηνία.
Vašek koşarak ayrılır.Με λύπη σας αποχωρίζομαι.
Alvaro koşarak yardım istemek için gelir; düelloda Carlo'yu ölümcül yaralamıştır.Ο Αλβάρο ορμά μέσα ζητώντας βοήθεια, έχοντας τραυματίσει θανάσιμα τον Κάρλο κατά τη μονομαχία τους.
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.'Ενας τρόπος να γίνουν τα όνειρα πραγματικότητα....Να τα φωνάζεις!!! .
Fazla hareket etmezler; hızlı koşar; nadiren uçarlar.Μπορούν να τρέχουν γρήγορα, αλλά δεν πετούν εύκολα.
Ek olarak Quarterback de top ile koşabilir.Επιπλέον, ο κουόρτερμπακ ενδέχεται να τρέξει ο ίδιος εμπρός με τη μπάλα.
Öbür grup topu alıp diğer grubun peşinde koşarlar.Μόλις τους πιάσουν όλους, κυνηγάει η άλλη ομάδα.
Buffy hemen eve koşar.Η Μπατερφλάι μπαίνει ξανά στο σπίτι.
Kuru zemin, ot araları, ormanın açık alanlarında koşarken görülebilir.Βαδίζεις σαν να ήσουν μέσα σε ένα δάσος.
Her gün koşarım.Κάθε μέρα τρέχω.
Her gün koşar mısınız?Κάθε μέρα τρέχετε;
Her gün koşar mısın?Κάθε μέρα τρέχεις;
İnsan zannederek denize koşar; ancak bir maske ile karşılaşır.Havene vil koge, og liv (som det kendes) vil være umuligt.
Ek olarak Quarterback de top ile koşabilir.Quarterbacken kan også selv løbe med bolden.
Tavuklar hızlı koşar.Kyllingerne vokser hurtigt.
İyi koşar, iyi tırmanırlar.De er gode til at løbe og klatre.
Sawyer, Kate'e Jack'in durumunu söyler ve Kate koşarak mağaralara döner.Sawyer fortæller Kate om Jacks situation, og hun løber tilbage til hulerne.
Aniden Katie, iblis gibi çığlık atarak kameraya doğru koşar.Katie vender tilbage til værelset som dæmon og løber ind i kameraet.
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar.Gensidig assistance i vanskelige tider.
Oraya koşar, Weierstrass'ı sınıfta bulamaz.Sundhed.dk Sådan undgår du Clostridium difficile.
Bu koşuda tay koşabilmek bile büyük şereftir.Det kræver stor styrke at slå home runs på denne måde.
Anvers'teki 1920 Yaz Olimpiyatları'nda maraton yarışını 2:32:48.6 ile koşarak ikinci olmuştu.Horsens vandt dermed anden periode med 20:16.
Aida aniden babasına koşar fakat onların gerçek kimlikleri hala Mısırlılar tarafından bilinmemektedir.Aïda løper mot sin far, men deres identitet er ennå ukjent for egypterne.
Sawyer, Kate'e Jack'in durumunu söyler ve Kate koşarak mağaralara döner.Sawyer forteller Kate om hva som skjedde med Jack, og hun løper tilbake til hulene.
Sonra birbirlerine doğru koşarlar.Før da beveget de seg uavhengig av hverandre.
İyi koşar, iyi tırmanırlar.De løper fort og er gode klatrere.
Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur.Dersom hunden ser viltet når dette skjer, setter den gjerne i et høyt vræl (beskrik) og renner etter.
Çok uzun mesafeleri (örneğin 150 km) dünyanın seçme koşucularıyla aynı sürede koşabildikleri görülmüştür.De er kjent for å kunne løpe ekstremt lange distanser (gjerne 160 km) like fort som verdens beste eliteløpere.
Çok hızlı koşamazlar.De kan fortsatt løpe utrolig fort.
Arabayı terk edip yakındaki bir çiftlik evine koşar.Så måtte de sette seg i vognen, og kjøre den til en gård i nærheten.
Tavuklar hızlı koşar.Kyllingene vokser fort og blir raskt befjæret.
Kendiliğinden sahibinin yardımına koşar.De inngyder nåde i mottakeren ved egen kraft.
Osmanlı Paşasından konacak bir yer ister paşa ise bir şart koşar.Vi har tenkt til å ta en veldig lang pause etter Ozzfest for å gjøre egne ting.
Doğrudan çalışan uygulama bir Web tarayıcısında koşar.En webapplikasjon er et program som kan kjøres i en nettleser.
Toplamda bu 4 yarışmacı 1 km koşar.Fire utøvere fra samme nasjon gikk en løype på 5 km.
Pekin'de 8:16.38 koşabilen Kemboi, bu kez yedincilikte kaldı.Kibiwott løp her på 8:38,7.
Derdi olan kim varsa ona koşar, ona sığınır.Barangsiapa yang memperbuat dosa, maka sungguh ia melakukan itu terhadap dirinya sendiri.
Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”Maha suci Allah dan aku tidak termasuk golongan orang yang musyrik”.
Su altında koşabilirler.Dapat berlari di atas air.
Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur."Barangsiapa yang mempersekutukan Allah, maka sungguh ia telah berbuat dosa yang besar" — Firman Allah, QS.
İstediği yere sihirli bir portal açabilir ve suyun üzerinde koşabilir.Dia bisa membuka gerbang dimensi dimanapun dia mau.
Sonic koşarken zemin üstünde uçarcasına gitmesine izin veren anti-yerçekimli spor ayakkabılar giyer.Sonic memakai sepatu anti-gravitasi yang memungkinkan dia untuk tidak menggesek tanah saat berjalan.