Başka hiçbir hububat kullanmadan, üç mısır koçanı üzerinde bir sürü mantar türemeye başladı.Vain kolme tähkää, ei muuta ainesta -- ja sieniä alkaa muodostua runsaasti.
Başka hiçbir hububat kullanmadan, üç mısır koçanı üzerinde bir sürü mantar türemeye başladı.Με τρία κοτσάνια και κανένα άλλο είδος σιτηρού πλήθος μανιταριών αρχίζουν να εμφανίζονται.
Başka hiçbir hububat kullanmadan, üç mısır koçanı üzerinde bir sürü mantar türemeye başladı.Теперь, три стержня кукурузного початка, никаких других зёрен -- и начинается зарождение грибов.
Başka hiçbir hububat kullanmadan, üç mısır koçanı üzerinde bir sürü mantar türemeye başladı.Три царевични кочана, никакво друго зърно... започват да се формират много гъби.
Başka hiçbir hububat kullanmadan, üç mısır koçanı üzerinde bir sürü mantar türemeye başladı.ועכשיו, שלושה קלחי תירס, בלי אף זרע אחר -- הרבה פטריות מתחילות להיווצר.
Başka hiçbir hububat kullanmadan, üç mısır koçanı üzerinde bir sürü mantar türemeye başladı.الآن، ثلاثة من الذرة، لا حبوب أخرى فطر كثير يبدأ بالتشكل
Başka hiçbir hububat kullanmadan, üç mısır koçanı üzerinde bir sürü mantar türemeye başladı.たくさんの菌類が育ち始めました 「炭素銀行」は引き出し過多になり
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?Dla mnie miłość to ty. kobieta mówi w ojczystym języku:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?Đối với tôi, tình yêu là tất cả về bạn. người phụ nữ nói tiếng mẹ đẻ:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?För mig handlar kärlek bara om dig. kvinna pratar på inhemskt språk:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?For mig, handler kærlighed kun om dig. kvinde taler lokalt sprog:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?Láska pro mě znamená tebe. žena rodnou řečí:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?Minulle sinä olet rakkaus. nainen puhuu omaa kieltään:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?Számomra te jelented a szerelmet. nő anyanyelvén beszél:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?Voor mij draait liefde om jou. vrouw in eigen taal:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?Για εμένα, αγάπη είσαι μόνο εσύ. γυναίκα που μιλάει στη γλώσσα της:
Benim için aşk demek, sen demek. [Kadın kendi dilinde konuşur]: Kocanı seviyor musun?Для меня любовь - это ты. женщина говорит на родном языке:
Benim! Kocan sana gelmeni emrediyor!Mais je suis sûre qu'il comprendra.
Ben, senin kocanım. Türkçe Çeviri:PAEDAGOGAnh là chồng em... ...người sẽ không bao giờ có lỗi với em.
Ben, senin kocanım. Türkçe Çeviri:PAEDAGOGJe suis ton mari qui n'a jamais failli.
Ben, senin kocanım. Türkçe Çeviri:PAEDAGOGlch bin dein Mann, der dich niemals im Stich gelassen hat.
Ben, senin kocanım. Türkçe Çeviri:PAEDAGOG Sen asla başarısız değilsin.Jestem twoim mężem, który nigdy cie nie zawiódł.
Ben, senin kocanım. Türkçe Çeviri:PAEDAGOG Sen asla başarısız değilsin.Я твой муж. и я не оставлю тебя.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Albowiemeś pięciu mężów miała, a teraz ten, którego masz, nie jest mężem twoim; toś prawdę powiedziała.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Car tu as eu cinq maris, et celui que tu as maintenant n`est pas ton mari. En cela tu as dit vrai.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››for du har hatt fem menn, og den du nu har, er ikke din mann. Der talte du sant.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Fünf Männer hast du gehabt, und den du nun hast, der ist nicht dein Mann; da hast du recht gesagt.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Imela si namreč pet mož, in tisti, ki ga imaš sedaj, ni tvoj mož: to si po pravici povedala.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››infatti hai avuto cinque mariti e quello che hai ora non è tuo marito; in questo hai detto il vero»
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››네가 남편 다섯이 있었으나 지금 있는 자는 네 남편이 아니니 네 말이 참되도다
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››lebo si mala päť mužov, a ten, ktorého máš teraz, nie je tvoj muž. To si povedala pravdu.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Mert öt férjed volt, és a mostani nem férjed: ezt igazán mondtad.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Nebos pět mužů měla, a nyní kteréhož máš, není tvůj muž. To jsi pravdu pověděla.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Pentrucă cinci bărbaţi ai avut; şi acela, pe care -l ai acum, nu-ţi este bărbat. Aici ai spus adevărul.``
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››porque cinco maridos has tenido, y el que tienes ahora no es tu marido. Esto has dicho con verdad
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››porque cinco maridos tiveste, e o que agora tens não é teu marido; isso disseste com verdade.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››"Sebab engkau sudah kawin lima kali, dan laki-laki yang hidup bersamamu sekarang bukan suamimu.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››sillä viisi miestä sinulla on ollut, ja se, joka sinulla nyt on, ei ole sinun miehesi; siinä sanoit totuuden."
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Thi du har haft fem Mænd; og han, som du nu har, er ikke din Mand. Det har du sagt sandt."
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Ty fem män har du haft, och den du nu har är icke din man; däri sade du sant.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››"U bent vijf keer getrouwd geweest en de man met wie u nu samenleeft, is uw man niet."
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››διοτι πεντε ανδρας ελαβες, και εκεινος, τον οποιον εχεις τωρα, δεν ειναι ανηρ σου τουτο αληθες ειπας.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››ибо у тебя было пятьмужей, и тот, которого ныне имеешь, не муж тебе; этосправедливо ты сказала.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››Казва Му жената: Господине, виждам, че Ти си пророк.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››пять бо чоловіків мала, та й тепер которого маєш, не чоловік тобі; у сьому правду сказала єси.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››כי בעלים חמשה היו לך ואשר לך עתה איננו בעלך לכן אמת הדבר אשר דברת׃
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››لانه كان لك خمسة ازواج والذي لك الآن ليس هو زوجك. هذا قلت بالصدق.
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››你 已 經 有 五 個 丈 夫 . 你 現 在 有 的 、 並 不 是 你 的 丈 夫 . 你 這 話 是 真 的
‹‹Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.››你 已 經有 五 個 丈夫 . 你 現在 有的 、 並 不 是 你 的 丈夫 . 你 這話 是 真的
Bir şans ve iki bin hakkında sadece kocanız gitmek기회가 두 개의 명 쯤 단순히 남편으로 이동
Bir şans ve iki bin hakkında sadece kocanız gitmekעל הזדמנות אחת ו2000 פשוט ללכת לבעלך
Bir şans ve iki bin hakkında sadece kocanız gitmekعن فرصة واحدة وألفي مجرد الذهاب إلى زوجك
Bir şans ve iki bin hakkında sadece kocanız gitmek単にあなたの夫に行く あなたはそれらすべてを伝えるために私のアドバイスを取る このディランについて探し始める
Bizim niyet bertaraf Hath: - ayrılırız, gel! Senin kocanın senin koynunda ölü yatıyor;우리의 관점을 훼방 놓 았어 쓰겠 : - 거리 어서! 네 남편은 그대의 품속에 죽음이 놓여;
Bizim niyet bertaraf Hath: - ayrılırız, gel! Senin kocanın senin koynunda ölü yatıyor;יהוה סיכלה כוונות שלנו: - בוא, בוא מכאן! הבעל Thy בחיק עמך שם טמון מת;
Bizim niyet bertaraf Hath: - ayrılırız, gel! Senin kocanın senin koynunda ölü yatıyor;أحبطت هاث النوايا لدينا : -- تعال ، تعال بعيدا! زوج خاصتك في حضنك هناك تكمن الموتى ؛
Bizim niyet bertaraf Hath: - ayrılırız, gel! Senin kocanın senin koynunda ölü yatıyor;そしてパリではあまりにも: - 来る、私は、聖なる修道女の姉妹の中で、なた処分するでしょう:
Bozuk para getir de oyun oynarız. Kocan, ülkesine hizmet için gidiyor!Dan bawalah koin untuk bermain game koin. suamimu pergi untuk melayani negaranya!
Bozuk para getir de oyun oynarız. Kocan, ülkesine hizmet için gidiyor!Dan bawalah koin untuk bermain game koin. suamimu pergi untuk melayani negaranya!
Bu kocan mı? Lilly! - O benim Babam!¿Será tu marido? - ¡Lilly! - ¡Es mi padre!