Leanbow (kurt savaşçı): Nick'in babası, Udonna'nın kocasıdır.In realtà è Leanbow, il marito di Udonna nonché padre di Nick.
Günümüzde Cengiz Topel Havalimanı'ndan Kocaeli-Trabzon uçak seferi yapılmaktadır.Aeroporto di Trapani-Milo Aeroporto di Trapani-Birgi Com'è oggi
2007'den beri, Missouri'de kocası ve oğlu ile birlikte yaşıyor.Dal 2007 lei e la sua famiglia vivono in California.
Kocasından yedi yıl daha uzun yaşadı.Egli sopravvisse alla moglie per sette anni.
Kocası bir orkestrada çalan bir müzisyendir ve çoğu zaman evden uzaktadır.Il marito lavora come musicista e spesso deve viaggiare per lavoro.
1941 yılında eşi Karl Otto Koch Majdanek toplama kampının komutanı olmuştur.Karl Otto Koch nello stesso anno fu nominato comandante del campo di concentramento di Majdanek.
Köçeksiz yapılan düğünü düğünden saymazlar.«Non celebrar solennemente le nozze nei tempi proibiti».
Seçkin bir hatip olan kocası, İmparator Tiberius tarafından görevlendirilmiştir.Rappresenta un rapporto che il governatore avrebbe inviato all'imperatore Tiberio.
Bir zaman sonra, kocasının yokluğunda, Mahışeker bir genç adama aşık olur.Qui si scorderà, almeno per un po', del suo amore perduto.
Hudut Bölüğü (Koçdağı) -13.Oreto-Stazione (parte) 13.
Bu esnada kocasının evde olduğundan habersiz olan ev sahibesi Martha' nın gizli aşkı eve gelir.Ma grazie a Mark, che l'ha ospitata a casa sua, n'è uscita.
1966 yılında Baçspor, İzmit Gençlik ve Doğanspor takımları birleşerek Kocaelispor'u kurarlar.Nel 1960, tuttavia, la caccia e la raccolta di giovani esemplari e di uova vennero proibite.
Daha sonra bu isim türeyerek Kocakovacık adını almıştır.In seguito questo nome fu esteso al vicino capo.
Emlakçı bir kocası ve çok sevdiği bir oğlu vardır.Ha una figlia ed un nipotino al quale è molto affezionato.
46. ^ Kocatepe, Ali.46, Bisceglie, ed.
Kısa bir süre sonra Maximus ölü bulunmuş ve sonradan Marcia kocasının ölümünden sorumlu olmakla suçlanmıştır.Poco dopo però, Heather viene accusata di aver ucciso il marito.
Ali'nin eski kocası ona aylık yalnızca 30 dolar nafaka ödüyor.Lo stipendio di Danny era $100 a settimana.
Eşanlamlı olarak "Köçöt (Köçüt)" tabiri de kullanılır.È utilizzato come sinonimo anche il termine pallone da osservazione.
Yedin ulan bizi koca şeher.L'han mangiaje fin-a le braje.
Kocaman karga burunlu, kambur olup sivri uçlu bir şapka giyer.È alto e massiccio e indossa un cappellino militare.
Kocası ve iki çocuğunu da Avrupa'da turnelere çıkartmıştır.Lei e suo marito viaggiarono in tutta Europa.
Üzgün olan Anne kocasının mezarını her gün ziyaret etmektedir.La vedova assisteva ogni giorno ad una messa celebrata davanti la tomba del marito.
Kızını çok sever ve ona zengin bir koca bulmaya çalışır.Sembra ben determinata a proseguir nella ricerca d'un ricco fidanzato.
Lois kocasına bakar ve gidip beyaz çoraplarını giymesini söyler.Grace si risveglia in camera sua: indossa un vestito bianco.
Kendimi sanki koca bir et yığınının içine hapsolunmuş gibi hissediyordum.Erano accatastati alla rinfusa in un unico immenso mucchio.
Kocabaş herkesi Ertuğrul'un katil olduğuna inandırmıştır.Horatio pensa che l'assassino abbia un complice.
Annesi kocası yedi yıl sonra ölünce, kendisine oldukça yüklü bir miras kalarak geri döndü.L'anno seguente morirono i suoi genitori, e divenne erede di un cospicuo patrimonio.
Bora Koçyiğit Fanatik'e anlattı! ^ "BJK Müzesi".Nicole è apparsa di sorpresa al Blue Factory!
Ayrıca kocasırlıların büyük çoğunluğu inşaat ustasıdır.Malgrado ciò, la stragrande maggioranza dei sostenitori sono credenti.
Duşevina tenise 7 yaşında bir mühendis olan babası Yevgeny'nin koçluğunda başlamıştır.Iniziò a giocare al tennis all'età di 7 anni, per volontà del padre Evgenij.
Aynı zamanda tv8 ekranlarında yayınlanan Komedi Türkiye adlı yarışmada oyuncu koçluğu yapmıştır.Si è poi cimentato come commentatore di tennis per la TV russa.
Burnunuz ne kocaman!Il naso è molto importante, sa?
Ertuğrul, Kocabaş'ın hain olduğunu bildiği için bunu yapmıştır.Il vecchio si adira poiché Connor è un mentitore.
Koç başı saldırının (Latince: rostrum, Yunanca: ἔμβολος) terk edilmesinin kesin sebepleri belirsizdir.Le ragioni esatte dell'abbandono del rostro (rostrum in latino, ἔμβολος in greco) non sono chiare.
Özel aleti, koca bir yelpazedir.Il mantello stesso è un grande fiocco di neve.
Anne, kocasını öz çocuklarını terk etmeye ikna eder.Decide quindi di andarsene di casa con i suoi figli.
Takımı koç Veselin Matić çalıştırmaktadır.Tuttavia, la ciurma di Cappello di Paglia fugge.
Korkaklığıyla dikkat çekse de kocaman bir kalbi vardır.Anche se sembra fredda, ha un gran cuore.
1891’de Robert Koch’dan gelen telefonla Berlin Institute of Unfectious Diseases ‘e personel olarak katıldı.Nel 1890 iniziò a lavorare con Robert Koch all'Istituto per le malattie infettive di Berlino.
Koca Halil ise sığındığı köyle birlikte Çukurova'ya inmiştir.Egli sbarca nel Lazio insieme a Cunaro, da lui associato nel regno.
Kendisini izleyen koçlardan biri ona buz dansını tavsiye etti.Uno degli sport proposti per il programma è il pattinaggio su ghiaccio.
Kocaali'nin ilk kuruluş yeri, bugün futbol stadının olduğu alandır.Nella medesima frazione è degno di menzione il Parco Policreti, oggi sede di un Golf Club.
Bu durum hem kadının kocası hem de diğer kiracılarda Charlie'ye karşı kıskançlık doğuracaktır.Ma il successo scatena l'invidia e la gelosia di altre ospiti dell'albergo.
"Koca Kafa" bu nedenle takımdan ayrıldı.PER questo lascia la squadra.
Ocak 1886'da kocası İlya Ulyanov öldü.Nel 1668 suo fratello Adolfo Guglielmo morì.
Bu daire, kocası o anda Istanbul'da bulunmayan Bayan Rudnicka'dan kiralanmıştır.La ragazza viene accolta da sua sorella, Mme Lasné, che abita a Nizza.
Ödülü kendi adına babası Eşref Koçak aldı.Il premio della competizione fu erroneamente inviato a suo padre.
Kontesin kocası, gıyabında kürek cezasına mahkûm edildi.La consorte è stata condotta nella località segreta di detenzione del marito.
Koçovası, Kahramanmaraş ilinin Afşin ilçesine bağlı bir mahalledir.Il poliziotto riconosce nella vittima un conoscente, suo vicino di casa.
Ama kocası George değil Antonio'dur.Il suo nome, inoltre, non è Jane, bensì Eve.
1979'da İran İslam Devrimi'nin ardından kocası ve çocuklarıyla beraber sürgüne gitti.Allo scoppio della Rivoluzione francese fuggì all'estero insieme al marito e ai figli.
Ellen kocasının dönmesini beklemektedir.Jean attende preoccupato il ritorno della madre.
Anne'nin kocası.Kyle Il marito di Ana.
Son derece akıllı bir kadındır ve kocasını çok sever.Si tratta di una ragazza di gran cuore e ama tanto i suoi amici.
Karı koca ilişkisi ve evlilik kurumu sorgulanır.Lei e il suo fidanzato discutono delle possibilità di aborto o matrimonio.
Kâmil Koç'un Setra marka bir otobüsü.Red: Il pazzo autista di autobus tossicodipendente.
Lisa ve kocası Pekin'e gelmişlerdir.Lisa e suo padre vanno a Birmingham e trovano Henry.
Neşeli koca Rosemary'e artık bir çocukları olması gerektiğini söyler.Pochi giorni dopo Guy comunica a Rosemary che vuole avere un bambino da lei.
NBA takımlarından Milwaukee Bucks'ın koçudur.I Wisconsin Herd sono affiliati alle seguenti squadre NBA: i Milwaukee Bucks.
Takımyıldızına göre yıldızlar dizini Koç takımyıldızı ESA (1997).Chi prega ha in mano il timone della propria vita (1997).