Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Brzmi to banalnie, ale tkwi głęboko w teorii ewolucji.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Có lẽ những thứ này nghe đã nhàm tai với bạn, nhưng thực ra, chúng là những bài học sâu sắc về sự tiến hóa .
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Estas cosas suenan trilladas, pero son profundas verdades evolutivas.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Het klinkt banaal, maar het zijn diepe evolutionaire waarheden.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Ich meine diese Dinge klingen banal, aber sie sind tiefe evolutionäre Wahrheiten.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.이런것들은 다소 진부 할 수 있습니다, 그러나 아주 뿌리 깊은 진화적 진실을 담고 있죠.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Možná to zní otřepaně, ale jsou to hluboké evoluční pravdy.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Ou seja, estas coisas parecem triviais mas são profundas verdades evolutivas.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Tout ça peut sembler banal, mais ce sont de profondes vérités évolutionnaires.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Úgy értem, ezek a dolgok közhelyként hangzanak, de mély evolúciós igazságot hordoznak.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Voglio dire, sembra banale ma si tratta di profonde verità evoluzionistiche.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Vreau să spun că lucrurile astea par banale, dar sunt adevăruri evolutive profunde.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Εννοώ, αυτά τα πράγματα ακούγονται κοινότοπα, αλλά είναι βαθιές εξελικτικές αλήθειες.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Звучи клиширано, но това е дълбока истина за еволюцията.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.Это звучит банально, но это прописные истины эволюции.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.זה נשמע נדוש, אבל אלה אמיתות אבולוציוניות עמוקות.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.أعني ، قد يبدوا كل هذا بديهياً ، ولكنها حقائق تطورية واضحة.
Size klişe gibi gelebilir, ama bunlar derin evrimsel gerçekler.これが深遠な進化の真相なのです。 集団選択に対する主な反論は常に
Sizlere şununla veda edeceğim: Gösterimde klişeleri yıkmaya çalışıyorum,이 말을 하고 가겠습니다. 저는 제 코미디 쇼로 편견을 깨뜨리려고 합니다.
Sizlere şununla veda edeceğim: Gösterimde klişeleri yıkmaya çalışıyorum,אני רק אגיד לכם את זה: אני מנסה, עם הסטאנד אפ שלי, לשבור סטאריוטיפים,
Sizlere şununla veda edeceğim: Gösterimde klişeleri yıkmaya çalışıyorum,سأتركم يا رفاق مع هذا : أحاول ، بعرضي ، كسر القوالب النمطية ،
Sizlere şununla veda edeceğim: Gösterimde klişeleri yıkmaya çalışıyorum,イスラム教徒に対するステレオタイプの打破です
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.A potom je tu to klišé, africký diktátor alebo minister, či úradník.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Aztán ott van az afrikai diktátor, miniszter, vagy hivatalnok sztereotípiája.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Dan heb je dat cliché van de Afrikaanse dictator, minister of ambtenaar.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Depois há aquele cliché, o ditador, ministro ou funcionário africano.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Ensuite il y a ce cliché, celui du dictateur, ministre ou officiel africain.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.E poi c'è il cliché, del dittatore africano o ministro o ufficiale.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Następny stereotyp: afrykańscy dyktatorzy, ministrowie i urzędnicy.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Och så finns det den där andra clichén, den afrikanska diktatorn, eller ministern.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Og så er der den kliche, den afrikanske diktator, minister eller embedsmand.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli. Teodorín Obiang var.Există și clișeul dictatorului, ministrului sau funcționarului african ca Teodorin Obiang.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Und dann gibt es dieses Klischee, des afrikanischen Diktators, Ministers oder Funktionärs.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Y luego está el cliché, el dictador africano, ministro u oficial.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Υπάρχει και το άλλο κλισέ, ο Αφρικανός δικτάτορας, υπουργός ή αξιωματούχος.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Там е и онова клише африканският диктатор или министър или служител.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Типичное клише — африканский диктатор, министр или чиновник.
Sonra şu klişe var: Afrikalı diktatör, bakan ya da resmi görevli.Ще одне кліше, африканський диктатор, міністр, або чиновник.
Sonra şu klişe var:그리고 그런 진부한 표현이 있는데
Sonra şu klişe var:וישנו גם הטיפוס הנדוש הבא,
Sonra şu klişe var:ثم هناك تلك العبارة المبتذلة،
Sonra şu klişe var:アフリカの独裁者や大臣 役人がいます
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Ale jednou z věcí, o které se snažím během svých vystoupení, je bořit stereotypy.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Dar unul din lucrurile pe care incerc sa le fac cu spectacolele mele e sa destram stereotipurile.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Een van de dingen die ik probeer te doorbreken met mijn stand-up, zijn stereotypen.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Fellépéseimmel, többek közt, a sztereotípiákat is igyekszem megtörni.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Ich versuche mit meiner Stand-Up Comedy Stereotypen zu brechen.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Jedno, o čo sa mojimi vystúpeniami snažím, je zbúrať predsudky.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.제 코미디를 통해서 하려는 게 또 있는데 그게 편견을 깨는 것입니다.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Mais une des choses que j'essaye de faire avec mon spectacle est de briser les stéréotypes.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Một điều tôi thường làm khi biểu diễn là tránh rập khuôn.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Namun satu hal yang saya coba lakukan dalam pertunjukan saya adalah untuk menghentikan pandangan klise.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Pero una de las cosas que trato de hacer con mi espectáculo es romper los estereotipos.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Tehdessäni stand up -komiikkaa yritän rikkoa stereotypioita.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Uma das coisas que tento com a comédia é quebrar estereótipos.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Una delle cose che cerco di fare con i miei spettacoli è smontare gli stereotipi.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.W czasie moich występów nauczyłem się łamać stereotypy.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Αλλά ένα από τα πράγματα που προσπαθώ να κάνω με το σόου μου είναι να σπάσω στερεότυπα.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Но едно от нещата, които се опитвам да правя с моите представления, е да разчупвам стереотипите.
Şovlarımda yapmaya çalıştığım bir şey de klişeleri yıkmak.Но одна из вещей, что я стараюсь делать в своих стендапах - это ломать стереотипы.