kitle ile cümle

kitle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?이걸 집단 광기의 하나가 아니면 다른 무엇으로 표현할 수 있을까요?
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?Wie könnte man das anders beschreiben, als eine Form kollektiven Wahnsinns?
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?Πώς αλλιώς να το περιγράψεις αυτό, παρά σαν μια μορφή μαζικής παραφροσύνης;
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?А як ще пояснити це, як не формою масового божевілля?
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?Как иначе да се опише това, освен като форма на масово безумие?
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?Как иначе назвать это, кроме как массовым безумием?
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?איך אפשר עוד לתאר זאת אלא כצורה של חוסר-שפיות המוני?
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?كيف يمكننا وصف هذا بصورة أخرى غير الجنون التام ؟
Bunu kitlesel delilikten başka daha nasıl ifade edebilirsiniz?表現できるでしょうか この地球上でどう生活するかを
Bunun daha geniş bir kitleye sunabilmek içinHogy ez szélesebb közönséghez is eljusson,
Bunun daha geniş bir kitleye sunabilmek için좀 더 많은 대중에게 제공하기 위해,
Bunun daha geniş bir kitleye sunabilmek içinPentru a aduce această aplicaţie unui public mai larg, am lucract cu Hal şi Allianz
Bunun daha geniş bir kitleye sunabilmek içinЧтобы донести эту идею до широкой аудитории, я работал с Хэлом и его командой.
Bunun daha geniş bir kitleye sunabilmek içinבכדי להביא את זה לקהל רחב יותר,
Bunun daha geniş bir kitleye sunabilmek içinولكي نقوم بنشر هذه الآلية
Bunun daha geniş bir kitleye sunabilmek içinこのタイムマシーンづくりに
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Ainsi, je crois que nous pouvons vraiment procurer la technologie à tous.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Al hacerlo, creo que verdaderamente acercamos la tecnología a las masas.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.A verím tomu, že tým môžeme priniesť technológiu masám.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Dalam melakukannya, saya percaya kita bisa membawa teknologi kepada masyarakat.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Ezáltal hiszem, hogy igazán sikerült technológiát adni a tömegnek.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.그렇기 때문에 전 우리가 대중에 이 기술을 진실되게 전할 수 있을 것이라 믿습니다.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Làm như vậy, tôi tin rằng chúng ta thực sự có thể mang công nghệ đến với quần chúng.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Näin uskomme voivamme tuoda teknologian tavallisten ihmisten ulottuville.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Op deze manier kunnen we volgens mij technologie echt naar de massa brengen
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Věřím, že tímto způsobem můžeme skutečně přinést technologii pro široké množstí lidí.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Wierzę, że dzięki temu powstała technologia dostępna dla wszystkich.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.Κάνωντάς το, πιστεύω ότι μπορούμε να φέρουμε τη τεχνολογία στη μάζα.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.При това вярвам, че наистина можем да доведем технологията до масите.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.כך, אני מאמינה שנוכל באמת להביא את הטכנולוגיה להמונים.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.بفعل هذا، أعتقد أنه يمكننا حقاً جلب التكنلوجيا الى الجماهير.
Bunu yaparak, büyük kitlelere gerçekten teknoloji sunabileceğimize inanıyorum.この「エンブレイス」(抱擁)の暖かみで 何百万という命が救えるのです
Burada bir kalem ölçek için, gerçekten küçücük, bu Alt Triyas içinde, kitlesel yok olma bittikten sonra.Dette er i nedre Trias, efter at masseudslettelsen var slut.
Burada bir kalem ölçek için, gerçekten küçücük, bu Alt Triyas içinde, kitlesel yok olma bittikten sonra.Długopis dla skali - jest naprawdę mała. Pochodzi z dolnego triasu, z okresu tuż po wymieraniu.
Burada bir kalem ölçek için, gerçekten küçücük, bu Alt Triyas içinde, kitlesel yok olma bittikten sonra.축척으로 펜이 있네요. 매우 작습니다. 이 화석은 트라이아스기 후기 때, 대량멸종이 끝난 후의 것입니다.
Burada bir kalem ölçek için, gerçekten küçücük, bu Alt Triyas içinde, kitlesel yok olma bittikten sonra.-- kynä osoittaa mittaskaalan; se on todella pieni -- tämä on varhaistriaskaudelta, joukkotuhon päätyttyä.
Burada bir kalem ölçek için, gerçekten küçücük, bu Alt Triyas içinde, kitlesel yok olma bittikten sonra.יש פה עט לקנה מידה; היא מאוד קטנה -- זה בטריאס התחתון, אחרי שההכחדה ההמונית הסתיימה.
Burada bir kalem ölçek için, gerçekten küçücük, bu Alt Triyas içinde, kitlesel yok olma bittikten sonra.هناك قلم لنفهم سلم القيس؛ إنه فعلا صغير -- هذا في العصر الترياسي السفلي، بعد نهاية الانقراض الجماعي.
Burada bir kalem ölçek için, gerçekten küçücük, bu Alt Triyas içinde, kitlesel yok olma bittikten sonra.三畳紀前期は大量絶滅が終わった後です 眼窩と鼻先にある小さな歯が見えます
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.자, 여기 계신 분들은 엘리트시니까 약 10% 정도가 종교를 갖고 있다고 가정하겠습니다.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Dette er et elite-publikum, og jeg ville derfor forvente, at omkring 10 procent af jer er religiøse.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Koska edessäni on kuulijakunnan eliittiä, olettaisin noin 10 prosentin teistä olevan uskovaisia.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Nah, ini adalah audiens elit, dan saya memperkirakan 10 persen dari Anda semua religius.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Ora, questo è un pubblico selezionato, e quindi mi aspetterei che circa il 10% di voi sia religioso.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Siedzi tutaj elitarna publiczność, więc sądzę, że 10% z was jest wierząca.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Stojím před elitním obecenstvem, takže předpokládám, že zhruba 10 procent z vás je věřících.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.To je elitno občinstvo, zato bi torej pričakoval, da je približno 10 odstotkov vernih.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Toto je elitné obecenstvo, a preto predpokladám, že približne 10 percent z vás sú veriaci.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Αυτό είναι ένα εκλεκτό κοινό, άρα θα περίμενα περίπου 10% από εσάς να είναι θρήσκοι.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Йдемо далі. Ви, мої слухачі, — еліта, і тому я очікую, що приблизно 10 відсотків з вас є релігійними.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Я предполагаю, что в этой элитарной аудитории примерно 10% религиозны.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.אז הקהל כאן הוא העילית, ולכן אני מניח שכ-10% מכם דתיים.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.حسنا، هذا جمع متميز.. وأتوقع نسبة 10% أن تكون متدينة.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.その中で信仰を持っているのは10%ぐらいだろうと思われます 皆さんの多くは おそらく礼儀正しい文化的信条 宗教を 尊重すべきだ という考えに同意していることでしょう
Bu taşınmaz kitle eski iş ve karşı konulmaz bir güç oldu.A fost ca afacerea vechi a masei imobil şi o forţă irezistibilă.
Bu taşınmaz kitle eski iş ve karşı konulmaz bir güç oldu.Azt, hogy a régi üzleti az ingatlan tömeg és az ellenállhatatlan erő.
Bu taşınmaz kitle eski iş ve karşı konulmaz bir güç oldu.Bol to ten starý podnikania nehnuteľnosti hmoty a neodolateľnú silou.
Bu taşınmaz kitle eski iş ve karşı konulmaz bir güç oldu.Byl to ten starý podnikání nemovitosti hmoty a neodolatelnou silou.
Bu taşınmaz kitle eski iş ve karşı konulmaz bir güç oldu.C'était cette vieille de la masse immobile et la force irrésistible.
Bu taşınmaz kitle eski iş ve karşı konulmaz bir güç oldu.Det var den gamla verksamheten i den fasta massan och oemotståndlig kraft.

İlgili Sayfalar