Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı.A poluição tem chegado em alguns lugares a altos níveis.
Şehirdeki hava kirliliği araç trafiğinden oluşmaktadır.A maior parte da poluição do ar em Jerusalém vem do tráfego de veículos.
Gürültü kirliliği nedeniyle zaten hemen hemen kör olan hayvanın pervanelerle çarpışma riski arttı.A poluição sonora fez com que o quase cego animal colidisse com as hélices.
Bu görüşlerini Beyazlar Kirli; Bir Sürekli Cehennem isimli kitaplarında sergiledi.Vigias ou Vigilantes eram assim chamados os anjos descritos nos livros apócrifos de Enoque.
Son onyıllarda Çin, ciddi oranda çevre bozukluğu ve kirliliğine maruz kalmıştır.Nas últimas décadas, a China sofreu com a grave deterioração ambiental e poluição de seu território.
Gürültü, yaygın olarak, istenmeyen ses veya ses kirliliği anlamıyla kullanılır.No senso comum, a palavra ruído significa barulho, som ou poluição sonora não desejada.
Bu odanın tuvaleti kirli.O banheiro deste quarto está sujo.
Güneşli veya yarı gölge yeri ve hatta belli ölçüde kirliliğide tolere edebilir.Het kan zon of halfschaduw tolereren evenals een zekere mate van vervuiling.
Size de kirli işler verir.Het bracht ook nare zaken mee.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.Er is enige tolerantie voor vervuiling.
Örneğin, "Kirliliğin bütün nedenlerini görmek istermisiniz?"'Iedereen is bezig met het verwoorden van gevoelens, toch?'
Victor’u ve Lance’i bazı kirli işlere bulaşmasını sağlar.Tommy en Lance knappen een aantal klusjes voor hem op.
Hava kirliliği de bir dezavantajdır.Luchtvervuiling binnenshuis is evenzeer schadelijk voor de gezondheid.
Pig Pen: Ona en kirli diye biliriz.Pig-Pen zelf zit er niet mee dat hij vuil is.
Başın beyaz bölümleri porsuktan daha kirli bir renge sahiptir.De heruitgave heeft een aanzienlijke hogere kleur dan HTEP.
Claude onun bir süre kirli işlerini ve şoförlüğünü yapmıştır.Albert heeft enkele reizen gemaakt voor en tijdens zijn koningschap.
Şeffaf akrilik tabakası ise kiremiti kirliliğe ve yosunlaşma gibi kimyasal olaylara karşı korur.Dit maakt dat de buiswand resistent is tegen agressieve omgevingsfactoren zoals zwavelzuur.
Artık kirli ve zararlı insanlar için yerin altında bir tünel hazırlanmışdır.De plant komt voor op vochtige, beschaduwde gronden.
Petrol sızıntıları deniz kirliliğinde en medyatik olaylardan biridir.Olievervuiling is de bekendste factor als het gaat over vervuiling door de scheepvaart.
1952) Kirli Hava ile Savaş HaftasıOorlogsmonument Tweede Wereldoorlog uit 1955 Klokkenstoel Buweklooster
Atık su arıtımı Su kirliliğiDampdruk Dampkring Klimaat Smog Waterdamp
Seçim kirli bir mücadeleye sahne oluyordu.De slag eindigde in een protestantse overwinning.
Kirli dalgalanma olarak da adlandırılır.De hulp heet Schmutzli.
Kirlilik genellikle noktasal kirlilik ya da yayılı kirlilik olarak sınıflandırılır.Duizeligheid wordt meestal omschreven als een gevoel van onstabiliteit of lichthoofdigheid.
(Not: Bu protokol "Hava Kirliliği-Kükürt 94" olarak kısaltılmıştır.)(Later is dit veranderd in 40mm-luchtafweergeschut.)
Kirli yiyecek veya su yolu ile bulaşır.Hij jaagt in ondiep water of op drijvende vegetatie.
Hava kirliliği bu ülkede önemli bir problem.Luchtvervuiling is een belangrijk probleem in dit land.
Tüm aile oradaki küçük kirli bir apartmanda oturuyor.Het hele gezin woont daar in een klein vuil appartement.
Çocuk kirli.Het kind is vies.
Hava kirliliğinin en önemli etmeni, arabalardır.De belangrijkste factor van de luchtvervuiling zijn de auto's.
Bu dönem İspanya tarihinde La guerra sucia (kirli savaş) dönemi olarak bilinir.Ten okres w historii Hiszpanii często określa się mianem brudnej wojny (guerra sucia).
Onlar ne yaratılmış, ne yok edilmiştir; ne kirlidir, ne de temiz; ne artarlar, ne de azalır.Nie posiadają poprzecznych przegród (czyli nie są septowane) ani sprzążek i nie rozgałęziają się.
Hava kirliliği yüzünden her sene 7 milyon kişi ölmekte.Rocznie z powodu zanieczyszczenia wody i powietrza umiera 6 mln ludzi.
Hava kirliliğine karşı dayanıklıdır.Jest wytrzymały na zanieczyszczenia powietrza.
Bu durum kirlilik açısından da tehlike arz etmektedir.Czy dane zagrożenie uwypukla daną słabość?
7 Uzun yol şoförü istemeyerek kirli bir işe girerler.Do tego luksusowego na owe czasy pojazdu mogło wsiąść trzech pasażerów nie wliczając kierowcy.
Size de kirli işler verir.Ma również działanie parzące.
Bakalım iki kardeşten hangisi kontrolü ele geçirip bu kirli işten galip çıkacak?Losowanie określa, który z kandydatów tak wskazanych będzie superarbitrem.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.Prowadzone są też liczne nasadzeniu w celu zapobiegania erozji gleb.
Işık kirliliği gece havada aşırı aydınlık oluşmasıdır.Niebieskie oświetlenie zewnętrzne sprawia, że jest bardzo dobrze widoczny w nocy.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.Jest tolerancyjny wobec toksycznych zanieczyszczeń.
Oluşan deniz kirliliği o zaman kadar görülmüş en büyük felaketti.Była to do owego czasu najpoważniejsza katastrofa morska na Atlantyku.
Bu tür kirlilikler özellikle gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir.Wzrost nierówności jest szczególnie dobrze przebadany w Stanach Zjednoczonych.
Hava kirliliği de bir dezavantajdır.Denializm klimatyczny może być również niejawny.
Bu durum nano kirlikik olarak adlandırılabilir.W innym wypadku mogła zostać uznana za bezbożnicę.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Riskfaktorer innefattar exponering för tobaksrök, damm, och andra luftföroreningar.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.Det finns en mängd olika tekniker för att sanera olja.
Gözlemlerde hava kirliliği olmayan bölgeler seçilir.Under vilka omständigheter kan icke-lokala fenomen observeras?
Bu film Kirli Adam serisinin ikinci filmidir.Too big for the world är den andra filmen i serien.
Ankara'nın akarsuları ve bazı gölleri oldukça kirli durumdadır.Terrängen runt Anarcs är mycket platt.
Başın beyaz bölümleri porsuktan daha kirli bir renge sahiptir.Honans huvud har en något smutsigare vit färg än vad hanen har.
Havzanın en büyük sorunu su kirliliğidir.De största mänskliga problemen är hungersnöd och förorenat vatten.
Bakalım iki kardeşten hangisi kontrolü ele geçirip bu kirli işten galip çıkacak?Завданням судді є вирішити, яка з двох сторін буде сплачувати витрати за заподіяну шкоду.
Size de kirli işler verir.Діє також друкарня.
Adatepe yakınlarında bulunan halk siyanür kirliliğinden korkmaktadır. ^ (İngilizce)Хто жахається сонячних спалахів? на сайті Science@NASA. (англ.)
Kentte yoğun kirlilik göze çarpmaktadır.У місті почався стихійне захоплення власності.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Акцентувалося також на зменшені шуму від транспорту.
Mukozal yüzeyler kirli hiperemik bir durum alır.Одночасно в підповерхневих шарах накопичуються утомні ушкодження.
Tom kirliydi.Том був брудний.
Tabaklar kirli.Тарілки брудні.