Şehirdeki hava kirliliği araç trafiğinden oluşmaktadır.Většina znečištění ovzduší je způsobena automobilovou dopravou.
Çok kirli sularda yaşayabilir.Dokáže žít i v mírně znečištěných vodách.
Kirlilik riskini azaltmak için yeraltı suyundan ve yüzey sularından mümkün olduğunca uzak olmalıdır.Proto musí být zajištěno co nejbezpečnější oddělení sodíkového okruhu od vody i vzduchu.
2014'ten beri şehirde içme suyundaki kirlilik nedeniyle su krizi yaşanmaktadır.Od roku 2012 nad městem stojí termální lázně.
Onlar ne yaratılmış, ne yok edilmiştir; ne kirlidir, ne de temiz; ne artarlar, ne de azalır.Svět (vesmír) je podle džinismu nevznikající a nezanikající (nebyl stvořen a ani nebude nikdy zničen).
İlaç kirliliğine karışan bir diğer surum da su kirliliğindeki cinsellik etkisidir.Jednou z možných cest poškozování mužského zdraví je estrogenní účinek látek zamořujících životní prostředí.
1950'lerin sonunda Pauling, Los Angeles'teki hava kirliliği sorunu hakkında çözüm üretmeyi amaçlıyordu.Potom zase bylo divné proč chce Cooper vědět život v Los Angeles ve 24. století.
Bu durumlarda genellikle sağ kolu olan Jeeves'i kirli işleri yapmak için görevlendirirdi.Zpočátku byl Jewel House obvykle zároveň domovem úředníka, jenž měl střežení klenotů na starosti.
Hava kirliliği de bir dezavantajdır.Klimatizace může i škodit.
Eski Ahit'e göre tzaraat olan kişi kirli sayılmaktadır.Ten kdo říká, že měl satori, je blázen.
Tom'un yüzü kirli.Tomův obličej je špinavý.
2004 öncesi Avrupa Birliği üyesi ülkelerde ulaşımla ilgili en büyük sorun trafik sıkışıklığı ve kirliliktir.În țările membre care au aderat după 2004, problema majoră constă în congestionarea traficului și poluare .
2010 yılında hava kirliliği, 1,2 milyon insanın erken ölümüne sebep oldu.În 2010, poluarea aerului a cauzat 1,2 milioane de decese premature în China.
Radyoaktif değildir ve belirgin bir kirliliğe yol açmaz.Nu este radioactiv și nu reprezintă o sursă periculoasă de poluare.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Factorii de risc includ expunerea la fum de tutun, praf și alte poluări ale aerului.
Kömür yakımı ve endüstri atıklarından gelen emisyon, hava kirliliğine sebep olmaktadır.Emisiile provenite din industrie și utilitățile de ardere a cărbunelui contribuie la poluarea aerului.
Kirli beyaz renge sahiptir.Are culoarea albă murdar.
Kentte özellikle hava kirliliği sağlık için büyük bir sorun oluşturmaktadır.În prezent, poluarea produsă de uzină reprezintă o gravă problemă de sănătate pentru locuitori.
Havzanın en büyük sorunu su kirliliğidir.Problema cea mai mare era aprovizionarea defectuoasă cu apă.
Bazı kirli işlerini aklamak için Johnny’yi kullanır.Acesta îl angajează pe Johnny să-l omoare.
Çok kirli sularda yaşayabilir.Supraviețuiesc îndelungat pe suprafețe uscate.
Kirli Harry onlarla mücadele eder.Cei doi arici se i-au la bătaie.
Bu film Kirli Adam serisinin ikinci filmidir.Koba este maimuta rea din filmul al doilea.
Çevre kirliliği, çevrenin doğal olmayan bir şekilde insan eliyle bozulmasıdır.Cea mai mare parte a districtului este nelocuită, cu regiuni de natură neatinsă de mâna omului.
Bu evler karanlık ve kirli.Aceste case sunt întunecate și murdare.
Kirlilik ve etkileri hakkında konuşacağım.Voi vorbi despre poluare și efectele acesteia.
Üst atmosfer bile kirli.Chiar și atmosfera superioară este poluată.
Üst atmosfer bile kirli.Până și atmosfera superioară este poluată.
O Wayne'den nefret eder ve o Kirli Joe'nun arkadaşıdır.Utálja Wayne-t és a barátját Mocskos Joe-t.
Size de kirli işler verir.És pedig aljas ügyekkel.
Kentte özellikle hava kirliliği sağlık için büyük bir sorun oluşturmaktadır.A levegőszennyezés súlyos probléma a városban.
2014'ten beri şehirde içme suyundaki kirlilik nedeniyle su krizi yaşanmaktadır.2014 óta katasztrófavédelmi őrs is üzemel a városban.
Meydana gelen kirlilik yüzünden ülkenin doğu ve güneydoğu kısımlar yaşanamaz hale geldi.Ez teljesen lakhatatlanná tette az ország keleti és délkeleti részét.
Fakat bunların içinde en tahripkar olanları endüstrileşmeden kaynaklanan toprak, hava ve su kirliliğidir.Ezek mind a talajok kedvezőtlen víz-, levegő- és tápanyag-gazdálkodásával függnek össze.
Çok kirli sularda yaşayabilir.Nagyon mély vizekben élnek.
Gözlemlerde hava kirliliği olmayan bölgeler seçilir.Mindkét esetben biztosítani kell, hogy az egyén ne lélegezhessen be szennyezett levegőt.
Mukozal yüzeyler kirli hiperemik bir durum alır.A riseliős hímzés csipkeszerűen áttört felületet ad.
Atık suların tekrar kaynağa döndürülmesi bu kaynakta kirliliğin artmasına neden olmaktadır.A bányák bezárása nyomán szerencsére megint található benne víz.
Oluşan deniz kirliliği o zaman kadar görülmüş en büyük felaketti.Haaksirikko oli siihen asti suurin merellä tapahtunut öljyonnettomuus.
Hava kirliliği de bir dezavantajdır.Myös ilmanlaatu on ongelma.
Işıktan korkan hayaletimsi bir yaratık haline geldi ve pis cinayetler işleyerek ve kirli etler yiyerek yaşadı.Hänestä tuli hirveä olento, joka loisti pimeässä valoa ja eli saastaisilla murhilla ja liassa.
Bu bite kirli bit (dirty bit) adı verilir.Ol’ Dirty Bastard (oik.
Hava kirliliğine karşı dayanıklıdır.Se on arka ilmansaasteille.
Artık kirli ve zararlı insanlar için yerin altında bir tünel hazırlanmışdır.Kaupungin keskusta on rakennettu alavalle ja suoperäiselle maalle.
C.R.A.S.H olarak bilinen kirli polislerdendir.Hän esiintyy S.H.I.E.L.D.:iin kuuluvan iskuryhmän S.T.R.I.K.E. komentajana.
Seçim kirli bir mücadeleye sahne oluyordu.Ottelu oli todella likainen.
Bakalım iki kardeşten hangisi kontrolü ele geçirip bu kirli işten galip çıkacak?Tarkistaja kertoo, mitkä kohdat joukkue arvasi oikein ja mitkä jäivät arvaamatta.
Başın beyaz bölümleri porsuktan daha kirli bir renge sahiptir.Sen päälaella on vaaleamman värinen tupsu.
Bu durum kirlilik açısından da tehlike arz etmektedir.Myös nykyään on syytä olla tarkkana petosvaaran takia.
Kentte özellikle hava kirliliği sağlık için büyük bir sorun oluşturmaktadır.Τέλος, στις μεγάλες πόλεις η ατμοσφαιρική ρύπανση αποτελεί σοβαρό πρόβλημα.
Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı.Η ρύπανση του περιβάλλοντος πήρε μεγάλες διαστάσεις.
Size de kirli işler verir.Εκπλήρωσε επίσης χρέη αυλάρχη.
Bu kirlilikleri kontrol etmek zor olmaktadır.Σταμάτα αυτή την επαίσχυντη εφόρμηση!
Kentte yoğun kirlilik göze çarpmaktadır.(Χρησμός για τη σωτηρία) Ακούγονται θρήνοι από την πόλη.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.ΟΙ παράγοντες κινδύνου περιλαμβάνουν την έκθεση σε καπνό τσιγάρου, σκόνη, και άλλους αέριους ρύπους.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Μειώνει την ατμοσφαιρική ρύπανση και την ηχορύπανση.
Kuraklığa ve hava kirliliğine dayanıklı bir türdür.Η υγρασία του χώματος και της ατμόσφαιρας είναι απαραίτητη .
Atık su arıtımı Su kirliliğiΝερό Κύκλος του νερού Υγρασία ατμόσφαιρας
Bakalım iki kardeşten hangisi kontrolü ele geçirip bu kirli işten galip çıkacak?Με κλήρωση θα αποφασιστεί ποιοι από τους Conseillers θα υπηρετήσουν διετή και ποιοι τετραετή θητεία.
1913 : İlk hava kirliliği kontrol cihazı.1971: Διαθέσιμος αυτόματος κλιματισμός.