O, yeni pozisyonundan vazgeçerek karısını hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his wife by giving up his new position.
Yeni yasanın %60 oranında hava kirliliğini azaltacağı düşünülüyor.A new law is expected to cut air pollution by 60%.
Yeni ürün beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed with the new product.
Baş parmak tırnağımı kırdım.I had my thumbnail torn off.
Kırık borudan su aktı.Water poured from the broken pipe.
Sürahinin sapı kırıldı.The handle of the pitcher was broken.
Şeytanın bacağını kır.Break a leg.
Hükümet ve endüstri çevre kirliliğiyle mücadele etmek için işbirliği yapıyor.The government and industry are cooperating to fight pollution.
Mavi takım, beyaz gömlek ve kırmızı kravat tüm erkek işçiler için gereklidir.A blue suit, white shirt and red tie are essential for all male workers.
Genç adam aşkta hayal kırıklığına uğradı.The young man was disappointed in love.
Sabun kiri çıkarmaya yardım eder.Soap helps remove the dirt.
Sabun kiri çıkarmaya yardımcı olur.Soap helps remove the dirt.
Bana iki kırmızı karanfil daha verin.Please give me two more of the red carnations.
Vazoda kırmızı bir gül var.There is a red rose in the vase.
Kırmızı bir gül aşk anlamına gelir.A red rose means love.
Bana iki kırmızı ve üç beyaz gül ver.Give me two red roses and three white ones.
Vücudunun her tarafında kırmızı benekler var.He has red spots all over his body.
Bazıları kırmızı ve diğerleri beyazdır.Some are red and others are white.
Kırmızı mürekkeple yazma.Don't write in red ink.
Mavi boya ile kırmızı boyayı karıştırın.Blend the red paint with the blue paint.
Kırmızı şemsiye ona büyükannesini hatırlattı.The red umbrella reminded her of her grandma.
Kırmızı bir elbise onun üzerinde iyi görünüyor.A red dress looks good on her.
Kırmızı şarap mı mı yoksa beyaz şarap mı istersin?Would you like red wine or white wine?
Kırmızı bayrak tehlikenin varlığını gösterdi.The red flag indicated the presence of danger.
Kırmızı moda değil.Red is out of fashion.
Işık kırmızıdan yeşile dönüştü.The light changed from red to green.
Kırmızı ışıkta durdun mu?Did you stop at the red light?
Işık kırmızıyken caddeyi geçmen tehlikelidir.It's dangerous for you to cross the street when the light is red.
Kırmızı ışıkta caddeyi geçmen tehlikelidir.It's dangerous for you to cross the street when the light is red.
Polis kırmızı ışıkta caddeyi geçmememizi söyledi.The policeman told us not to cross the street against the red light.
Kırmızı trafik ışığı "dur" gösterir.The red traffic light indicates "stop".
Bir kırmızı ve benekli beyaz havlu, lütfen.A red and spotted white towel, please.
Öğretmen hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor.It seems the teacher was disappointed.
Cevabım öğretmeni hayal kırıklığına uğrattı.The teacher was disappointed at my answer.
Kirli çamaşırı içeri getir.Bring the laundry in.
Havlular kirli.The towels are dirty.
Nakliye sırasında kırılmış olmalı.It must have been broken during shipping.
Ben önde kırmızı bir araba görüyorum.I see a red car ahead.
Büyükannem giderek unutkan ve kırılgan oluyor.My grandmother was gradually becoming forgetful and frail.
Kırılmış pencere nedeniyle odayı sıcak tutamadık.With the window broken, we could not keep the room warm.
Pencereyi kıran taşı bana göster.Show me the stone that broke the window.
Kırılan pencere için beni suçladılar.They charged me for the broken window.
Her iki pencere de kırıldı.Both of the windows were broken.
Camı kıran Jack miydi?Was it Jack that broke the window?
Camı kırdığı için onu cezalandırmayın. O suçlanmayacak.Don't punish him for breaking the window. He is not to blame.
Pencereyi kim kırdı?Who broke the window?
Pencereyi kırmak için bir çekiç kullanıldı.A hammer was used to break the window.
Ben oğlumla hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed in my son.
Ayaklarınız kirli.Your feet are dirty.
Birçok insan sizi örnek alıyor. Onları hayal kırıklığına uğratmayın.A lot of people look up to you. Don't let them down.
Birçok nehir o kadar çok kirlenmiş ki artık içme suyu için kullanılamıyorlar.Many rivers have been so polluted that they can no longer be used for drinking water.
Yüzü kırmızıydı ve o sıcak ve rahatsız hissediyordu.His face was red and he felt hot and uncomfortable.
Kiralık bir evimiz var.We have a house for rent.
Bir otobüs kiralamak istiyorum.I want to charter a bus.
Ev sahibi kirayı yükseltmek istediğini söylüyor.The landlord says he wants to raise the rent.
Atmosfer kirleniyor.The atmosphere is being polluted.
Üst atmosfer bile kirli.Even the upper atmosphere is polluted.
Hava kirliliği bazı bitkilerin büyümesini önler.Air pollution prevents some plants from growing well.
Hava kirliliği bu ülkede ciddi bir sorundur.Air pollution is a serious problem in this country.
Hava kirliliği, bizim hayatta kalmamız için bir tehdit olacaktır.Air pollution will be a threat to our survival.