Hava kirliliği ciddi global bir sorundur.Air pollution is a serious global problem.
Hava kirliliğini önlemek için önlemler almalıyız.We have to take steps to prevent air pollution.
Hava kirliliğini önlemek için tedbirler almalıyız.We have to take steps to prevent air pollution.
Biri bu tabağı kırdı.Somebody has broken this dish.
Bu kalemi kim kırdı?Who broke this pen?
Bu camı kim kırdı?Who broke this window?
O, camı kimin kırdığını sorduğunda, bütün çocuklar masum havasına girdiler.When he asked who had broken the window, all the boys put on an air of innocence.
O cam bölmeyi kim kırdı?Who broke that pane of glass?
Cam kim tarafından kırıldı?By whom was the window broken?
Camı kimin kırdığını düşünüyorsun?Who do you think broke the window?
Camı kim kırdı? Gerçeği söyle.Who broke the window? Tell the truth.
Camı kim kırdı? Doğruyu söyle.Who broke the window? Tell the truth.
Hiç kimse onun rekorunu kıramaz.Nobody can break his record.
Harita üzerindeki kırmızı daireler okulları gösterir.Red circles on the map mark schools.
Kiralamak için bir apartman dairesi arıyorum.I'm looking for an apartment to rent.
Cadde boyunca kiraz ağaçları dikildi.Cherry trees are planted along the street.
Bahçede yaşlı bir kiraz ağacı var.There's an old cherry tree in the garden.
Düşman hatlarını kırmayı denedik.We attempted to break the lines of the enemy.
Üzerine düştüğümde bileğimi kırdım.I broke my wrist when I fell on it.
Kırsalda gezmeyi zevkli buldum.I found it pleasant walking in the country.
Sanırım kırsal yaşam bazı bakımlardan şehir yaşamından daha üstündür.I think country life is superior to city life in some respects.
Kır yaşamı,şehir yaşamıyla karşılaştırıldığında çok huzurludur.Country life is very peaceful in comparison with city life.
Ben kırsalda doğdum ve büyüdüm.I was born and raised in the country.
Ben kırsal kesimde yaşamaktayım.I live in the country.
Kırsal alanda yaşamak için gittikten sonra onun sağlığı gitgide daha iyi oldu.His health gradually changed for the better after he went to live in the countryside.
Kırsalda kalırken iyi zaman geçirdim.I had a good time while I stayed in the country.
Yakında kırsalda yaşamaya alışırsın.You'll soon get used to living in the country.
Kırsal yaşam kent yaşamından daha sağlıklıdır.Country life is healthier than city life.
Kırsalda birçok ağaç vardır.The countryside has many trees.
Kırsal İlkbaharda güzeldir.The countryside is beautiful in the spring.
Kırsaldaki yürüyüşünden sonra yorgun hissettiği için şekerleme yaptı.Feeling tired after his walk in the country, he took a nap.
Hava şehirlerde kirlidir.Air is polluted in cities.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Şehir hayatı ve kırsal hayat arasında büyük bir tezat var.There is a great contrast between city life and country life.
Bir şehir ne kadar büyürse hava ve su o kadar kirli olur.The bigger a city grows, the dirtier the air and water become.
O kasıtlı olarak pencereyi kırdı.He broke the window on purpose.
Bizim şehrimiz hava kirliliğinden uzaktır.Our city is free from air pollution.
Ekipman kiralamak mümkün müdür?Is it possible to rent equipment?
Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazılmasına dikkat ediyorum.I notice the sale prices are written in red ink.
Kırmızı şarap etle birlikte beyazdan daha iyidir.They say red wine is better with meat than white.
Kırmızı etle en iyi hangi şarap gider?Which wine goes best with red meat?
O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Kirlilik yıldan yıla kötüleşiyor.From year to year, pollution is worsening.
Kirlilik problemleri yıldan yıla gittikçe ciddileşiyor.From year to year, pollution problems are becoming more and more serious.
Dalgalar kayalarda kırılıyor.Waves are breaking against the rocks.
Yenilgi, onun cesaretini kırmadı.The defeat didn't dampen his spirits.
Beyaz şarap mı yoksa kırmızı şarap mı istersin?Would you like white wine or red?
Kutuda çok sayıda elma var. Bazıları kırmızı, diğerleri sarıdır.There are many apples in the box. Some are red and others are yellow.
Kutudaki bütün yumurtalar kırıldı.All the eggs in the box were broken.
Geç kalarak yine bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını umuyorum.I hope he will not let us down again by being late.
Onun burada olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I'm disappointed that he's not here.
O, nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.He seldom, if ever, goes to the movies.
Nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.He seldom, if ever, goes to the movies.
Onun kırdığı bu penceredir.It is this window that he broke.
O, onun kırdığı bir bardaktı.It was a glass that he broke.
Onun tarafından kırılan vazo halama aittir.The vase broken by him is my aunt's.
Onların yaptığı model uçak kırılgandı.The model plane they built was fragile.
Onun camı kıran adam olduğunu düşünüyor musun?Do you think he is the guy that broke the window?
Onun hayal kırıklığı herkes tarafından biliniyordu.His disappointment was obvious to everyone.