Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Evimin önünde bir kiraz ağacı var.There is a cherry tree in front of my house.
Evim kırsal alanda.My home is in the country.
Valizim kırık.My suitcase is broken.
Karım şişe kırdığı için tüm mutfak zemini üzerinde süt var.There is milk all over the kitchen floor because my wife broke the bottle.
Yeni Alfa Romeo arabam açık kırmızıdır.My new Alfa Romeo convertible is light red.
Büyük annem kırsalda yaşar.My grandmother lives in the country.
Erkek kardeşim nadiren, kırk yılda bir, kiliseye gider.My brother seldom, if ever, goes to church.
Erkek kardeşim bir ağaçtan düştü ve bacağını kırdı.My brother fell off a tree and broke his leg.
Babam mayıs ayında kırk beş olacak.My father will be forty-five in May.
Başarısızlığım annemi hayal kırıklığına uğrattı.My mother was disappointed by my failure.
Hatamdan dolayı annem hayal kırıklığına uğradı.My mother was disappointed by my failure.
Hayalim kırsalda sakin bir hayata götürecek.My dream is to lead a quiet life in the country.
Hayalim kırsalda sakin bir hayat yaşamak.My dream is to live a quiet life in the country.
Kızım kiraz, karpuz ve şeftali gibi yaz meyvelerini sever.My daughter likes summer fruits, such as cherries, watermelons and peaches.
Kızım kiraz, karpuz ve şeftali gibi yaz meyvelerini seviyor.My daughter likes summer fruits, such as cherries, watermelons and peaches.
Eğer partim seçimi kazanmazsa, dişimi kıracağım.I'll eat my hat if my candidate does not win the election.
Ebeveynlerim kırsalda yaşıyorlar.My parents live in the country.
O mağazadan kırmızı bir kazak aldım.I bought a red sweater at that shop.
Doğum günüm için takvimde kırmızı bir işaret koydum.I put a red mark on the calendar for my birthday.
Bu odayı bir öğrenciye kiralamak istiyorum.I want to let this room to a student.
Kayak yaparken bacağımı kırdım.I broke my leg while skiing.
Ben, bir kayak kazası sırasında iki yerden bacağımı kırdım.I broke my leg in two places during a skiing mishap.
Pantolonumdaki kırışıklıkları ütüledim?I ironed out the wrinkles in my pants.
Raftaki kırmızı olanları seviyorum.I like the red ones on the shelf.
Ben nehri kirli buldum.I found the river dirty.
Bir sürü çiçeğim var. Bazıları kırmızı ve bazıları da sarı.I have a lot of flowers. Some are red and some are yellow.
Test sonuçlarını duymak beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed to hear the test results.
Ben kapıyı kırarak açmaya çalıştım, ki bunu imkansız buldum.I tried to break the door open, which I found impossible.
Bütün kolyelerimi kaybettim ya da kırdım.I've lost or broken all my necklaces.
Kırsalda yalnız yaşamayı tercih ederim.I would rather live alone in the country.
Gözlüğümü kırdım.I've broken my glasses.
Vazoyu kasıtlı olarak kırdım.I broke the vase on purpose.
Ben sağ bacağımı kırdım.I broke my right leg.
Egzersiz yaparken ayağımda bir kemik kırdım.I broke a bone in my foot while exercising.
Kira için haftada 50 dolardan daha fazla ödeyemem.I can pay no more than $50 a week for rent.
Gözlüğümü kırmıştım, bu yüzden tahtayı göremedim.I had broken my glasses, so that I couldn't see the blackboard.
Seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağım.I'll never let you down.
Ben aylık oda kiralarım.I rent a room by the month.
Kapıyı kırdım çünkü anahtarı kaybettim.I broke down the door because I lost the key.
Anahtarı kaybettiğim için kapıyı kırdım.I broke down the door because I lost the key.
Bir trafik kazasında bacağım kırıldı.My leg was broken in a traffic accident.
Bu sabah bir video kaseti kiraladım.I rented a videotape this morning.
Dün gece gözümü bile kırpmadım.I didn't sleep a wink last night.
Saatle tekne kiraladım.I hired a boat by the hour.
Garajı olan bir ev kiraladım.I rented a house with a garage.
Kızların kır çiçekleri topladığını gördüm.I saw the girls pick the wild flowers.
Hafifçe bir hayal kırıklığına uğradım.I was mildly disappointed.
Ben biraz hayal kırıklığına uğradım.I was not a little disappointed.
Kırmızı bir spor araba aldım.I bought a red sports car.
Ben kırmızı bir spor otomobil satın aldım.I bought a red sports car.
Ben kırmızı gülleri severim.I like red roses.
Ben beyaz gülleri kırmızı olanlardan daha çok severim.I like white roses better than red ones.
Çatısı kırmızı olan bir ev gördüm.I saw a house whose roof was red.
Ben kırmızı ayakkabıları istedim.I wanted red shoes.
Yeni bir kırmızı arabam var.I have a new red car.
Beyaz şarabı kırmızıdan daha çok severim.I like white wine better than red.
Ben camı kırarken görüldüm.I was seen to break the window.
Oğlum hayal kırıklığına uğrattı.I am disappointed in my son.
Ben bacağımı kırdım.I broke my leg.
Kiralık bir oda arıyorum.I'm looking for a room for rent.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod