Sanat hayatın monotonluğu kırar.Art breaks the monotony of our life.
Kan, kırmızı aktı.The blood ran red.
Kan parlak kırmızıydı.The blood was bright red.
Seninle hayal kırıklığına uğradım.I'm disappointed with you.
Kilidi kırmakta zorlanmadım.I had no difficulty breaking the lock.
Cesaretim kırıldı.I lost heart.
Yükselmiş kiralar için kısmen şiddetli konut sıkıntısı suçlanacaktır.The severe housing shortage is partly to blame for the inflated rents.
Sizden kiraladığım arabanın bir sorunu var.The car I rented from you has a problem.
Ben bir trafik kazasında bacağımı kırdım.I broke my leg in a traffic accident.
Parkta kiraz ağacının altında bankta yatan genç bir adam gördüm.I saw a young man lying on the bench under the cherry tree in the park.
Parktaki tüm kiraz ağaçları tamamen çiçek açmış.All the cherry trees in the park are in full bloom.
Güzel dünyayı kirlilikten korumak için ne yapmalıyız?What should we do to protect the beautiful earth from pollution?
Fabrika atıkları bazen nehirlerimizi kirletir.Factory waste sometimes pollutes our rivers.
Kırmızı beyaz bayrak rüzgarda uçuyordu.A red and white flag was flying in the wind.
Halat baskı altında kırıldı.The rope broke under the strain.
Saat şimdi yedi kırk beş.It's quarter to eight now.
Bu ay kiramı ödemeyi unuttum.I forgot to pay my rent this month.
Kiraz çiçekleri şimdi en iyi döneminde.The cherry blossoms are at their best now.
Bir dahaki sefere seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.I'll try not to disappoint you next time.
Bugünlerde gittikçe daha fazla insan kır yaşantısını şehir yaşantısına tercih ediyorlar.Nowadays more and more people prefer country life to city life.
Galiba bu kırmızı kazağı giyeceğim.I think I will wear this red sweater.
Bu yıl kiraz çiçekleri normalden biraz daha geç açıyorlar.This year the cherry blossoms are coming out a little later than usual.
Kitabın tamamını okursanız hayal kırıklığına uğramazsınız.You won't be let down if you read the entire book.
Dün camı kıran kimdi?Who was it that broke the window yesterday?
Dün pencereyi kıran Jack'tı.It was Jack that broke the window yesterday.
Dün camı kıran Jack'ti.It was Jack that broke the window yesterday.
Dün camı kıran Tom idi.It was Tom that broke the window yesterday.
Dün geceki konser hayal kırıklığına uğratıcıydı.Last night's concert was disappointing.
Geçen geceki konser hayal kırıklığıydı.Last night's concert was disappointing.
Oğlumun dün gece kırdığı bir vazoydu.It was a vase that my son broke last night.
Kiraz çiçeklerinin en iyi zamanı.The cherry blossoms are at their best.
Kiraz ağaçları çiçek açmak üzereThe cherry trees are about to blossom.
Kiraz ağaçları yolun iki tarafında ekilir.The cherry trees are planted on either side of the road.
Kirazlar tamamen çiçek açtılar.The cherry blossoms are in full bloom.
Kiraz ağaçları çiçek açmaya hazırlanıyor.The cherry trees are getting ready to bloom.
Kiraz ağaçları tamamen çiçeklenmişler.The cherry trees are in full blossom.
Kiraz çiçekleri, sadece birkaç gün dayanır, en fazla bir hafta.Cherry blossoms last only for a few days, a week at the most.
Kiraz çiçekleri çok güzeldir.Cherry blossoms are very beautiful.
Bahçede yetişen bir kiraz vardı.There was a cherry tree growing in the garden.
Kiraz çiçekleri Nisan'da çıkacak.The cherry blossoms will be out in April.
Kiraz çiçekleri en iyi durumdaydı.The cherry blossoms were at their best.
Sanayileşme çoğu kez kirlilikle birlikte gider.Industrialization often goes hand in hand with pollution.
Dalları kırma.Don't break the branches.
O kadar kızgınım ki çığlık atmak ve her şeyi kırmak istiyorum!I'm so mad I want to scream and break everything!
Geç kaldığım için bana kırıldı.She was sore at me for being late.
Japonca çalışmaya başlayalı kırk yıl oldu.It is forty years since I began studying Japanese.
Sınıfımızda kırk yedi öğrenci var.There are forty-seven students in our class.
Bahçemizin iki kiraz ağacı vardır.Our garden has two cherry trees.
Bütün bu kirli tabakları yıkamalıyız.We must wash all these dirty plates.
Sonuçtan dolayı hayal kırıklığına uğradık.We were disillusioned with the result.
Biz bir otobüs kiraladık.We chartered a bus.
Biz kiraz çiçekleri için Washington'a zamanında vardık.We got to Washington in time for the cherry blossoms.
Biz saatlik bir tekne kiraladık.We hired a boat by the hour.
Haftalık apartman dairesi kiraladık.We rented the apartment by the week.
Biz onunla hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed in him.
Biz toptan kırtasiye satın alırız.We buy stationery in bulk.
Böyle bir evi Tokyo'da kiralamaya gücüm yetmez.I can't afford to rent a house like this in Tokyo.
Tokyo'da böyle bir ev kiralamaya bütçem elvermez.I can't afford to rent a house like this in Tokyo.
Kuzenim sözünü kıracak son kişidir.My cousin is the last person to break his promise.
Evimin çatısı kırmızıdır.The roof of my house is red.