Bu gömleğin o kırmızı kravatla uyacağını sanmıyorum.I don't think this shirt goes with that red tie.
Bu sınıf kırk öğrenciden oluşur.This class consists of forty pupils.
Gözlükleri kırmamak için özen gösterin.Take care not to break the glasses.
Bardakları kırmamaya dikkat edin.Take care not to break the glasses.
Bardağı kim kırdı?Who broke the cup?
Hindistan cevizi sütü almak için öncelikle hindistan cevizini kırarak açmalısın.In order to get the coconut milk, you must first crack the coconut open.
Profesör Kay kırk yıldır böcekleri araştırmaktadır.Professor Kay has been studying insects for forty years.
Kate kaba şekilde gitmesini isteyerek onun kalbini kırdı.Kate broke his heart by rudely demanding he go away.
Noel'den birkaç hafta önce Tom sağ bacağını kırdı ve hastaneye götürüldü.Tom broke his right leg and was taken to hospital a few weeks before Christmas.
Chris evleri boyamak için kiralandı ve para toplayabildi.Chris was hired to paint houses and was able to raise the money.
Yeşil kırmızı ile gitmez.Green doesn't go with red.
Ben bir bardak kırdım.I broke a glass.
Bizim sınıfta kırk beş öğrenci vardır.Our class has forty-five students.
Bana temiz bir tabak getir ve bu kirli tabağı alıp götür.Bring me a clean plate and take the dirty one away.
Carol kiralık bir araba sürüyor.Carol is driving a rent-a-car.
Dün camı kıran oydu.It was him that broke the window yesterday.
Cam kolayca kırılır.Glass breaks easily.
Fincanın sapı kırık.The handle of the cup is broken.
Fincan kırıldı.The cup broke.
Eskiden bahçede büyük bir kiraz ağacı vardı.There used to be a big cherry tree in the garden.
Niçin kiraz çiçeklerini görmeye gitmiyoruz?Why don't we go and see the cherry blossoms?
X ışınları kemiklerdeki kırıkları bulmak için kullanılır.X rays are used to locate breaks in bones.
Ace araba kiralama'nın bürosu nerede?Where's the office for Ace rental car?
Benim takımım seninkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
Benim takımım sizinkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
Wellington'un nüfusu Tokyo'nunkinin sadece kırkta biridir.The population of Wellington is only about one fortieth that of Tokyo.
Bir göz kırpma onun tek cevabıydı.A wink was his only answer.
Sandalye kırık. Onu birine tamir ettirsen iyi olur.The chair is broken. You'd better get someone to fix it.
Bir daire kiraladın mı?Did you rent an apartment?
Leydi en fazla kırk yaşında.The lady is forty years old at most.
Şu kırmızı binaya bak.Look at that red building.
O kırmızı kravat takım elbisene uymuyor-Niçin yeşil olanını takmıyorsun?That red tie doesn't go with your suit. Why don't you wear the green one?
O kırmızı elbise ona yakışıyor.That red dress becomes her.
O kırmızı kazak üzerinde iyi görünüyor.That red sweater looks good on you.
Şu çocuk sık sık bir top ile pencerelerimizi kırıyor.That boy often breaks our windows with a ball.
Çocuk kirli.The child is dirty.
Şu kırık vazo büyük babamın.That broken vase is my grandfather's.
O gömlek çok kirli. Okula gitmeden önce yıkanılması gerek.That shirt is very dirty. It needs washing before you go to school.
Yakında kırsal yaşama alışacaksın.You will soon be used to rural life.
Kuzey kutbu kırlangıcı denilen bir kuş duydun mu?Have you heard of a bird called the Arctic Tern?
O kırmızı kazağın içinde hoş görünüyorsun.You look nice in that red sweater.
Onlar gelemediğin için hayal kırıklığına uğradı.They were disappointed that you could not come.
Senin aramaman beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed that you didn't call.
Gelemediğini duyduğumda hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed when I heard that you couldn't come.
Bana kırsalda yaşamak istemenin nedenini söyle.Tell me the reason why you want to live in the countryside.
Saatini kırdığımda Adam bana çok öfkelendi.Adam was furious with me when I broke his watch.
Orada bir bisiklet kiralayalım.Let's rent a bike there.
O dört odalı bir daire kiraladı.She rented a four-room flat.
Kırk dakika önce sipariş verdik.We ordered 40 minutes ago.
Kırk yıl geçti.Forty years passed.
O, yaklaşık kırk olmalı.He must be nearly forty.
Yarım saat boyunca denedikten sonra kapıyı kırarak açmayı başardık.We succeeded in breaking the door open after trying for half an hour.
İki odalı bir daire kiralamak istiyorum.I want to rent an apartment with two rooms.
Lütfen iki aylık kira depozitosu öde.Please pay a deposit of two month's rent.
O, on iki yaşındayken sesi kırıldı.His voice broke when he was twelve.
"Kırmızı elbise giymesen iyi olur." "Neden?""You had better not wear the red dress." "Why not?"
Bir tişört istiyor musun?" "Evet, kırmızı olanı istiyorum.""Do you want a T-shirt?" "Yes, I want a red one."
Devenin belini kıran son saman çöpü.The last straw breaks the camel's back.
Bir kiraz veya ananas ile kokteyli dekore edebilirsin.You can decorate the cocktail with a cherry or a pineapple.
Kalabalık kontrolden çıktı ve parmaklıkları kırıp geçti.The crowd got out of control and broke through the fence.