Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Biri hiç senin kalbini kırdı mı?Has anyone ever broken your heart?
Tom, mutfağını yenilemek için yerel bir müteahhit kiraladı.Tom hired a local contractor to remodel his kitchen.
Tom yarışı kazanmadığı için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed that he didn't win the race.
Tom yarışı kazanmamasına rağmen, çok hayal kırıklığına uğramış görünmüyor.Even though Tom didn't win the race, he doesn't seem too disappointed.
Onların gözlüklerini kırmıyorum.I'm not breaking their glasses.
Tom Mary'nin erkek kardeşi ile dövüştü ve burnunu kırdırdı.Tom got into a fight with Mary's brother and got his nose broken.
Karbon kirliliği, iklim değişikliğinin en büyük itici güçtür.Carbon pollution is the biggest driver of climate change.
Kiraz kırmızıdır.The cherry is red.
Kırmızı ışıkta sağa dön.Turn right at the red light.
O, siyah bir bluz ve kırmızı bir etek giymişti.She was clothed in a black blouse and red skirt.
O, kırmızı bir bluz ve siyah bir etek giymişti.She was clothed in a red blouse and a black skirt.
Beyaz bluz ve kırmızı etek giyiyordu.She was clothed in a white blouse and red skirt.
Kırmızı bluz ve beyaz etek giyiyordu.She was clothed in a red blouse and white skirt.
Benim havlum kırmızı karıncalarla kaplı!My towel is covered in red ants!
Bir araba kiralamak zorunda kaldım.I had to rent a car.
Kiralık bir arabayla ava gittik.We went on safari with a hire car.
Araç kiralamak en iyi seçenekti.Renting a car was the best option.
Bir araba kiralamak zorunda mısın?Do you have to rent a car?
Bir araba kiralamak zorunlu mu?Is it obligatory to rent a car?
Tom çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Tom must've been very disappointed.
Onlar kumaşı açık kırmızıya boyadı.They dyed the fabric light red.
Tom'un annesi kalbi kırıktı.Tom's mother was heartbroken.
Mary onu terkettiğini söylediği zaman, Tom'un kalbi kırılmıştı.Tom was heartbroken when Mary told him she was leaving him.
Benim büyük beklentilerim yoktu bu yüzden hiç büyük hayal kırıklığı yok.I didn't have any great expectations, so there are no big disappointments.
Tom neden bir özel dedektif kiralayacaktı?Why would Tom hire a private detective?
Onun ayakları kirli.His feet are dirty.
Kentsel alanlardaki gaz salınımı ciddi kirliliğe neden oluyor.Gas emissions cause serious pollution in urban areas.
Telefonumu kırdım.I broke my phone.
Emily telefonunu kırdı.Emily broke her phone.
Kurşun yaygın bir çevre kirleticidir.Lead is a common environmental pollutant.
Tom davet edilmediği için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed at not being invited.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but look disappointed.
Benimle hayal kırıklığına uğramış olman gerektiğini biliyorum.I know you must be frustrated with me.
Tom kırmızı şarabı, beyaz şaraba tercih eder.Tom prefers red wine to white wine.
Buradan bir bot kiralayabilirim.I can rent a boat from there.
Tom açıkça hayal kırıklığına uğramış ve umutsuz.Tom is clearly frustrated and desperate.
Boston'da bir ay için bir oda kiraladım.I've rented a room in Boston for a month.
Boynunu kırmam gerekiyor.I ought to break your neck.
Çocuklarımız küçükken her yaz bu gölde bir ev kiraladık.We rented a house on this lake every summer when our children were younger.
Onlar kiralık katillerdi.They were contract killers.
Ben bir jet kiraladım.I chartered a jet.
Tom hayal kırıklığını gizleyemedi.Tom couldn't hide his disappointment.
Herkesin bir kırılma noktası var.Everybody has a breaking point.
Seni kırdım.I've offended you.
Sanırım sizi hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I guess I didn't want to disappoint you.
Neredeyse çenemi kırdın.You nearly broke my jaw.
Sen ve ben her ikimizde camı kıran kişinin sen olduğunu biliyoruz.You and I both know you were the one who broke the window.
Bu camı kimin kırdığını bulacağım.I'm going to find out who broke this window.
Bu beni kirli hissettiriyor.It makes me feel dirty.
Ellerini kirletmek istemediğini söylüyorsun.You say you don't want to get your hands dirty.
Kırmızı gözü alabilir misin?Can you take the red eye?
Babamın kırmızı bir sakalı var.My father has a red beard.
Senin kırk tarakta bezin var.You have too many irons in the fire.
Annemin kırmızı bir önlüğü var.My mother has a red apron.
Ne bir hayal kırıklığı!What a letdown!
Tom'un cesareti kırılmaya başlıyor.Tom is beginning to get discouraged.
Hem Tom hem de Mary hayal kırıklığına uğramışlardı.Both Tom and Mary were disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış olabilir.Tom might've been disappointed.
Tom açıkçası çok hayal kırıklığına uğradı.Tom was obviously very disappointed.
Tom kırmızı şarap içmez.Tom doesn't drink red wine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod