Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tutulma sırasında, ay kan kırmızısı oldu.During the eclipse, the moon became blood red.
Tom bu şekilde konuştuğunuzu duyarsa hayal kırıklığına uğrar.If Tom heard you talk that way, he'd be disappointed.
Ben yanlışlıkla Lady Gaga CD'min üzerine bastım ve onu kırdım!I stepped on my Lady Gaga CD by mistake and broke it!
Tom bacağının kırıldığını sandı.Tom thought his leg was broken.
Tom onu hayal kırıklığına uğratacağımı düşündü.Tom thought I'd let him down.
Tom kirayı ödedi mi?Has Tom paid the rent?
Tom ancak kirasını ödeyebiliyor.Tom can barely pay his rent.
Tom zar zor kirasını ödeyebiliyor.Tom can barely pay his rent.
Ben öğretmenlerimi hayal kırıklığına uğrattım.I disappointed my teachers.
Tom'un düşük bir düş kırıklığı toleransı vardır.Tom has a low frustration tolerance.
Tom'a şeytanın bacağını kırdığımı söyle.Tell Tom I've broken a leg.
Tom'a ne kadar kırgın olduğumu söyle.Tell Tom how displeased I am.
Tom'a kirasını ödemeyi unutmamasını söyle.Tell Tom not to forget to pay his rent.
Kiramı benim için kimin ödediğini bana söyleyebilir misiniz?Can you tell me who paid my rent for me?
Bildiğim kadarıyla, hiç kırık kemik yok.As far as I can tell, there are no broken bones.
Bana bilmek istediğimi söyle ya da kolunu kıracağım.Tell me what I want to know or I'll break your arm.
Tom'un yüzüne bakarak onun hayal kırıklığına uğradığını söyleyebilirsin.You could tell by the look on Tom's face that he was disappointed.
Ben kırgın ve üzgündüm.I was hurt and upset.
Hava kirliliği bu ülkede büyük bir problem.Air pollution is a big problem in this country.
Kirli giysiler soyunma odasının havasında iğrenç bir koku bıraktı.The dirty clothes left a foul odor in the air of the locker room.
Tom kırtasiyecilik yaparak masasında oturdu.Tom sat at his desk doing paperwork.
Onun sakalı kalın ve kırmızıydı.His beard was thick and red.
Çalışma günü monotonluğunu kırmak için Tom öğle vakti koşusuna can atıyor.Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.
Tom pasaportunu bankada bir kiralık kasada tutuyor.Tom keeps his passport in a safe deposit box at the bank.
Tom önemli evraklarını kiralık kasada saklıyor.Tom keeps his important papers in a safety deposit box.
Neden sadece bana göz kırptın?Why did you just wink at me?
Tom balo için bir limuzin kiraladı.Tom rented a limo for the prom.
Buraya yakın kiralık bir daire olduğunu gazete ilanlarından okudum.I read in the newspaper advertisements that there is an apartment for rent near here.
O, kolunu kırdı.He broke his arm.
Biz hafta sonları kırlara gideriz.We go to the country on weekends.
Masa kırık, tamir edilmelidir.The table is broken, it must be repaired.
Kırmızı ışık varsa geçmemelisin.You must not cross if there is a red light.
Bu çocuklar ördeklere ekmek kırıntıları attılar, onları gördüm.These children threw the bread crumbs to the ducks, I saw them.
Kırmızı ışığı geçerseniz, bu, yasaya aykırıdır.If you cross with a red light, it's against the law.
Gezim için bir araba kiralamak istiyorum.I want to rent a car for my trip.
Bir mağazada bir şey kırarsanız bunun için ödeme yapmalısınız.In a store if you break something you must pay for it.
Bardağım kirlidir.My glass is dirty.
Tom Jackson yeni bir dünya rekoru kırdı.Tom Jackson has set a new world record.
Taşıyanlar hiçbir şey kırmadılar.The movers didn't break anything.
Biz kırmızı şarabın peynirle lezzetli olduğunu unutmamalıyızWe musn't forget that red wine is delicious with cheese.
Onlar bisiklet kiralamak istiyorlar.They would like to hire bicycles.
Senin tutumun beni çok hayal kırıklığına uğrattı.I'm so disappointed by your attitude.
Hizmet kalitesinden son derece hayal kırıklığına uğradım.I'm extremely disappointed by the quality of the service.
Ben bir araba kiralamak istiyorum, lütfen.I'd like to rent a car, please.
O beyaz ya da kırmızı şarap içmek istiyordu.He would drink a white or red wine.
Benim göz kürelerim oldukça kırmızı ve kaşıntılı.My eyeballs are quite red and itchy.
Kırmızı şarabı beğeniyor musun?Do you like red wine?
Onu kim kırdı?Who broke it?
Kırık test tüpleri, kırık deney şişeleri - Laboratuvarda dikkatsiz öğrencilerin çalışması.Broken test tubes, cracked beakers - the work of careless students in the laboratory.
O, tırnaklarını hep kırmızıya boyar.She always paints her nails red.
Bir şey kırmıyoruz.We're not breaking anything.
Kırsal bölge şehirden daha sessizdir.The countryside is quieter than the city.
Ayın sonuna kadar kiramızı ödemek zorundayız.We have to pay our rent by the end of the month.
Banyodaki havlular kirli.The towels in the bathroom are dirty.
Bu kiraz koyu kırmızı.This cherry is dark red.
Biz onu kıramaz mıyız?Can't we break it?
Camı kıran kişi ben değilim.I'm not the one who broke the window.
Tom'un bacağını kırdığını duyduğuma üzüldüm.I'm sorry to hear that Tom broke his leg.
Tom'un çok hayal kırıklığına uğramayacağını umuyorum.I hope Tom won't be too disappointed.
Tom'un hayal kırıklığına uğramayacağını umuyorum.I hope Tom won't be disappointed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod