Tom tekrar gözlerini kırptı.Tom blinked again.
Bu Tom'un kırdığı vazo.This is the vase that Tom broke.
Park Caddesinde sahip olduğun o kiralık eve ilgi duyuyorum.I'm interested in that house you've got for rent on Park Street.
Boston'da yaşadığımda bir daire kiraladım.I rented an apartment when I lived in Boston.
Bunun kirlenmesine izin vermeyin.Don't let it get soiled.
Sen yumurtalar kırmadan bir omlet yapamazsın.You can't make an omelette without breaking eggs.
Tom hayal kırıklılığını göstermemeye çalıştı.Tom tried not to show his disappointment.
Tom açıkça hayal kırıklığına uğramış.Tom was clearly disappointed.
O olursa Tom çok hayal kırıklığına uğrayacak.Tom is going to be very disappointed if that happens.
Tom bir merdivenden düştü ve kollarının her ikisini de kırdı.Tom fell off a ladder and broke both of his arms.
Tom bir çekiçle kumbarasını kırdı.Tom smashed his piggy bank with a hammer.
Tom'un özel bir dedektif kiralayacağını sanmıyorum.I don't think Tom would hire a private detective.
O, Bay Smith'i öldürmesi için Tom'u kiraladı.He hired Tom to kill Mr. Smith.
Tom kapıyı kırmaya çalıştı.Tom tried to break down the door.
Tom kapıyı kırmak için uğraşmaya başladı.Tom began trying to break down the door.
Tom on üç yaşındayken köprücük kemiğini kırdı.Tom broke his collarbone when he was thirteen.
Tom hayal kırıklığını gizlemek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to hide his disappointment.
Gözlüklerim kırıktır.My sunglasses are broken.
Araba kırmızıdır.The car is red.
O neden kırmızı ve kabarık değil?Why isn't it red and puffy?
Kırmızı bir arabam var.I have a red car.
Piyano tellerinden birisi kırılmış.One of the piano strings is broken.
Küçük kızın bebeği kırık.The little girl's doll is broken.
Bu ayki kirayı nasıl ödeyeceğimi merak ediyorum.I wonder how I'll pay the rent this month.
Tom, kırılmış cam parçalarını yerden aldı.Tom picked up the broken pieces of glass off the floor.
Bu elma kırmızı değildir.This apple is not red.
Kira hakkında biraz tartıştılar.They argued a little about the rent.
Futbolda bir oyuncu kırmızı kartla ihraç edilir.In soccer, a player is sent off with a red card.
Tom beyaz halının üzerinde kirli ayak izleri gördü.Tom saw dirty footprints on the white carpet.
Tom kirayı ödememişti.Tom had not paid the rent.
Kırmızı ışıkta geçerseniz, bir kazaya neden olma riskini göze alırsınız.If you run a red light, you risk causing an accident.
Tom onun burnunu kırdı.Tom broke his nose.
Kırk dört misafirimiz var.We have forty-four guests.
Tom birkaç kaburga kırmış gibi görünüyor.It looks like Tom has broken a couple of ribs.
Tom'un elleri kirlidir.Tom's hands are dirty.
Tom'un yüzü kirli.Tom's face is dirty.
Kiranı ödemek senin en büyük endişen değil.Paying your rent is not your biggest worry.
Kirasını zamanında ödediği sürece Tom'un endişelenecek bir şeyi yok.Tom has nothing to worry about as long as he pays his rent on time.
İtalyan bayrağının renkleri beyaz, kırmızı ve yeşildir.The colors of Italian flag are white, red and green.
Bu evin kırmızı bir çatısı var.This house has a red roof.
Ben düşerek bir kaburgamı kırdım.I broke a rib falling.
Kırmızı kravat takan adam burada tanıdığım tek kişi.The man wearing the red tie is the only one here I don't know.
Bu kırmızı kazak mavi olanlardan daha ucuz.This red sweater is cheaper than the blue one.
Kısır döngüyü kırmalısın.You must break the vicious circle.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Tom looks a little disappointed.
Tom biraz kırgın görünüyor.Tom looks a little hurt.
Köpeğin tasması kırmızı.The dog's collar is red.
Bende hayal kırıklığına uğradığını biliyorum.I know you're disappointed in me.
Tom üzgün ve hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Tom looks sad and disappointed.
Tom üzgün ve hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom looked sad and disappointed.
Hava kirliliği büyük bir sorundur.Air pollution is a major problem.
Hava kirliliği önemli bir sorundur.Air pollution is a major problem.
Sözlerimle seni kırdıysam üzgünüm.I'm sorry if my words caused you pain.
Kimin ordusu Kırım'da?Whose military is in Crimea?
Onun kitabı kırmızı.His book is red.
Kırmızı fiyat etiketi ile ürünler satışa sunulmuştur.Items with a red price tag are on sale.
Tom bir otomobil kiraladı ve Boston'a geri döndü.Tom rented a car and drove back to Boston.
Kırarsanız kendinizi almış sayın.You break it, you bought it.
Sana aldığım kırmızı kravat nerede?Where's the red tie I bought you?
Ben toptan kırtasiye satın alıyorum.I buy stationery in bulk.