Tom kalbimi kırdı.Tom broke my heart.
Tom kapıyı aleni kırdı.Tom broke the door open.
Tom kapıyı apaçık kırdı.Tom broke the door open.
Tom kasten camı kırdı.Tom broke the window on purpose.
Tom kotundaki kiri fırça ile temizledi.Tom brushed the dirt off his jeans.
Tom neredeyse bir kolunu kırıyordu.Tom came close to breaking an arm.
Tom camı kırdığını itiraf etti.Tom confessed that he had broken the window.
Tom camı kırdığını inkar ediyor.Tom denies that he broke the window.
Tom beni hayal kırıklığına uğratmadı.Tom didn't disappoint me.
Tom babasını hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu.Tom didn't want to disappoint his father.
Tom arabasının kirli olup olmadığını gerçekten umursamıyor.Tom doesn't really care if his car is dirty.
Tom'un kirasını zamanında ödemediği için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not paying his rent on time.
Tom henüz bu ayın kirasını ödemedi.Tom hasn't paid this month's rent yet.
Tom en az konuşmaktan hayal kırıklığına uğradı.Tom is disappointed to say the least.
Tom kiralık bir araba kullanıyor.Tom is driving a rental car.
Tom açıkçası Mary'nin burada olmamasından hayal kırıklığına uğradı.Tom is obviously disappointed that Mary isn't here.
Tom muhtemelen pencereyi kıran kişidir.Tom is probably the one who broke the window.
Tom diz çöktü ve kırık cam parçalarını aldı.Tom knelt down and picked up the pieces of the broken glass.
Tom pencereyi kimin kırdığını biliyor.Tom knows who broke the window.
Tom kırmızı ışıkta geçti.Tom ran a red light.
Tom mobilyasını yeni evine taşımak için bir kamyon kiraladı.Tom rented a truck to move his furniture to his new house.
Tom haberden biraz hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.Tom seems a little disappointed by the news.
Tom hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor.Tom seems disappointed.
Tom odasının köşesindeki elbise yığını üzerine kirli çoraplarını attı.Tom threw his dirty socks on the pile of clothes in the corner of his room.
Tom kirli elbiselerini çıkardı ve onları doğrudan çamaşır makinesine koydu.Tom took off his dirty clothes and put them directly into the washing machine.
Tom şiddetli hayal kırıklığına uğradı.Tom was bitterly disappointed.
Tom açıkça biraz hayal kırıklığına uğradı.Tom was clearly a little disappointed.
Tom açıkçası hayal kırıklığına uğradı.Tom was obviously disappointed.
Mary üstü açılabilir kırmızı spor arabasıyla uzaklaşırken Tom izledi.Tom watched as Mary drove away in her red convertible sports car.
Partisine gitmezsen Tom hayal kırıklığına uğrayacaktır.Tom will be disappointed if you don't go to his party.
Tom göz kırptı ve bir öpücük attı.Tom winked and blew a kiss.
Tom Mary'ye göz kırptı ve ona bir öpücük attı.Tom winked at Mary and blew her a kiss.
Tom öğrencilere oda kiralar.Tom rents rooms to students.
Tom hız konusundaki tüm rekorları kırdı.Tom broke all records for speed.
Bana kırmızı bir kalem verin.Give me a red pencil.
O kılı kırk yaran bir kimse gibi görünüyor.He seems to be a hairsplitter.
Sosun biraz daha kırmızı bibere ihtiyacı var.The sauce needs more chili.
Daha fazla kırmızı biber gerekip gerekmediğini görmek için sosun tadına bak.Taste the sauce to see if it needs more chili.
Tom bir kayak yarışında bacağını kırdı.Tom broke his leg in a ski race.
Hayal kırıklığına uğramayacağımdan eminim.I'm sure I won't be disappointed.
Elmalar genellikle yeşil, sarı veya kırmızıdır.Apples are usually green, yellow, or red.
Çiçek kırmızı.The flower is red.
O, kiralık bir araba.It's a rented car.
Kıralın tahtı som altından yapılmıştı.The king's throne was made out of solid gold.
O kırmızı kuşaklı kız kim?Who's that girl with the red sash?
Kırmızı, Mary'nin üzerinde iyi görünmüyor.Red doesn't look good on Mary.
Son kırk sekiz saatte üç saatten daha az uyudum.I've had less than three hours of sleep in the last forty-eight hours.
Tom kirli elbiselerini sepete attı.Tom tossed his dirty clothes in the hamper.
Tırnağımı kırdım.I broke my fingernail.
Biz yüksek bir kira ödüyoruz.We pay a high rent.
Güller kırmızı.The roses are red.
Baban çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Your father must have been very disappointed.
Annen çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Your mother must have been very disappointed.
Evinin önüne park etmiş kırmızı bir kamyonet var.There's a red pickup truck parked in front of your house.
Anahtarın ucu kırıldı.The tip of the key broke.
Tom geçen yıl bacağını kırdı ve o zamandan beri topallıyor.Tom broke his leg last year and has limped ever since.
Lavabo kirli tabaklarla dolu.The sink is full of dirty dishes.
Tom'un hayal kırıklığı belliydi.Tom's disappointment was obvious.
Mary ziyaret etmeye gelmezse Tom çok hayal kırıklığına uğrayacak.Tom will be very disappointed if Mary doesn't come to visit.
Tom hepimizi hayal kırıklığına uğrattı.Tom let us all down.