Zemin kirli.The floor is dirty.
Çarşaflar kirli.The sheets are dirty.
Hafta sonu için kırsal alana gideceğim.I'm going to the country for the weekend.
Kır havası sana iyi gelecektir.The country air will do you good.
Odamdaki pencereler kırık.The windows in my room are cracked.
Karatavuk çimin içinde küçük kırmızı bir solucan buldu.The blackbird found a little red worm in the green grass.
Ben senin bardaklarını kırmıyorum.I'm not cracking your mugs.
Ben senin kupalarını kırmam.I don't crack your mugs.
Hırsız camı kırdı.The thief smashed the window.
Kalbim kırık.My heart is broken.
Bu bardak kirli.This glass is dirty.
Bu çatal kirli.This fork is dirty.
Kırmızı elmaları yedim.I ate the red apples.
Kendimi evimin dışında kilitledim, bu yüzden içeri girmek için pencereyi kıracağım.I've locked myself out of my house, so I'm going to break a window to get in.
Kirasını ödemek için Tom'un ödünç para almak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to borrow money in order to pay his rent.
Tom kirli bulaşıkları mutfak lavabosuna koydu.Tom put the dirty dishes in the kitchen sink.
Tom kirli pencerede bir şey yazdı.Tom wrote something on the dirty window.
Tom hayal kırıklığını gizlemeye çalıştı.Tom tried to conceal his disappointment.
Benim kadar hayal kırıklığına uğradığına eminim.I'm sure you're as disappointed as I am.
Bunu kıranın ben olmadığımdan eminim.I'm sure it wasn't me who broke this.
Tom kirasını ödemeyi hatırlamadı.Tom didn't remember to pay his rent.
Antika lambanı kırdığım için üzgünüm.I'm sorry I broke your antique lamp.
Onu yaparsan hayal kırıklığına uğrarım.I'd be disappointed if you did that.
Ben sana Tom'un bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını söyledim.I told you Tom wouldn't let us down.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom sounded a little disappointed.
Tom, Mary'nin hayal kırıklığını fark etti.Tom noticed Mary's disappointment.
Mary'nin saçında kırmızı bir kurdelesi var.Mary has a red ribbon in her hair.
Ben kırık bir kalpten acı çekiyorum.I'm suffering from a broken heart.
Ben yarın kiramı ödeyeceğim.I'm going to pay my rent tomorrow.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I wouldn't want to disappoint Tom.
Sana hayal kırıklığına uğrayacağını söyledim.I told you you'd be disappointed.
Ben senin kadar hayal kırıklığına uğradım.I'm as disappointed as you are.
Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.I'll try not to disappoint you.
Özür dilerim, kırmak istememiştim.I'm sorry, I meant no offence.
Herkesi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let everyone down.
Asla seni hayal kırıklığına uğratmayacağım.I'm never going to let you go.
Ben her zaman kirayı dakik öderim.I always pay the rent on time.
Tom kirasını ödemedi daha.Tom hasn't paid his rent yet.
Ben kırmızı şaraptan nefret ettiğini sanıyordum.I thought you hated red wine.
Tom öfkeli ve hayal kırıklığına uğramış.Tom is angry and frustrated.
O bir hayal kırıklığıydı.That was a disappointment.
Kırk beş dakikalığına gitmiştim.I was gone for 45 minutes.
Kalbimi kırıyorsun.You're breaking my heart.
Kalbimi kırıyorsunuz.You're breaking my heart.
Tom kayak yaparken bacağını kırdı.Tom broke his leg skiing.
Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let you down.
Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let you down.
Tom'un elleri kirliydi.Tom's hands were dirty.
Gerçekten cesaretim kırıldı.I'm really bummed out.
Gerçekten hayal kırıklığına uğradım.I'm really bummed out.
Tom hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was disappointed.
Tom bir ofis kiraladı.Tom leased an office.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmayacağım.I won't let Tom down.
Tom'un odası kirli.Tom's room is dirty.
Benim kira arttı.My rent has gone up.
Benim kira yükseldi.My rent has gone up.
Kiramı ödeyemem.I can't pay my rent.
Tom'un burnu kırmızıydı.Tom's nose was red.
Tom'un arabası kirli.Tom's car is dirty.
Tom şunu kırdı.Tom broke that one.