Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onu kırmadın.You didn't break it.
Sen hayal kırıklığına uğramayacaksın.You won't be disappointed.
Tom'u şimdi hayal kırıklığına uğratma.Don't let Tom down now.
Tom bileğini kırmadı mı?Didn't Tom break his ankle?
Bir kira sözleşmesi imzaladın mı?Didn't you sign a lease?
Bir kira sözleşmesi imzaladınız mı?Didn't you sign a lease?
İncile göre, Üç Kıral parlayan bir yıldız tarafından Hazreti İsa'ya yol gösterildi.According to the Bible, the Three Kings were guided to Jesus by a shining star.
O kırılacak.It's going to break.
Mandibula kondil kırıklarının tedavisinde birçok yöntem önerilmiştir.Many methods have been proposed for treating fractures of the atrophic mandible.
İşlerin bizi hayal kırıklığına uğratmasına izin vermeyelim.Let's not let things get us down.
Sen kırgındın, değil mi?You were hurt, weren't you?
Onların seni hayal kırıklığına uğratmalarına izin verme.Don't let them get you down.
Onu ateşli kırmızı saçlarından tanıdım.I recognized her by her fiery red hair.
Seni kırdıysam özür dilerim.I apologize if I offended you.
Kirayı zamanında ödeyebileceğimize sizi temin ederim.I assure you we'll be able to pay the rent on time.
Tom'un bu gece gözünü kırpmayacağından eminim.I bet Tom doesn't sleep a wink tonight.
Onun duygularını kırmak istemiyorum.I don't want to hurt her feelings.
O makinede bir şey kırılmış olmalı.Something on that machine must be broken.
Kiraz çiçeklerine bakmak için geldim.I came to look at the cherry blossoms.
Asteroid binden fazla insanı yaraladı ve birçok pencereyi kırdı.The asteroid injured over a thousand people and broke many windows.
Kırgın olduğunu görebiliyorum.I can see you're hurt.
Su petrolle kirletilmiş.The water was contaminated with oil.
Su petrolle kirlendi.The water was polluted with oil.
Kırsal bölge güzeldir.The countryside is beautiful.
Aslında bir bacak kırabilirdim.I could actually have broken a leg.
Gözümü kırpmadım.I didn't sleep a wink.
Hiç kiralık odam yok.I don't have any rooms for rent.
Mevcut kiracıları birikmiş kira borcunu ödemedikleri için mahkemeye vererek tahliye etti.He evicted the existing tenants by taking them to court for non-payment of back rent.
Nereden araba kiralayabilirim?Where can I hire a car?
Kirasını ödeyebilsin diye Tom'a parayı ödünç vermek zorunda kaldım.I had to lend Tom money so he could pay his rent.
Kirli çorapların kokusu beni kusturur.The odor of dirty socks makes me gag.
Büyükannem düştü ve kalça eklemini kırdı.My grandmother fell and broke her hip.
Bir çay kaşığı kırmızı biber ekle.Add one teaspoon of paprika.
Kırmızı şarap için çok mu erken?Is it too early for red wine?
Gök kırmızıydı.The sky was red.
Ben kırsalda bir hafta geçirdikten sonra tamamen tazelenmiş hissediyorum.I feel completely refreshed after spending a week in the country.
Ben bir kırık ekleme sahibim.I have a broken ankle.
Bütün gece ne yapacağımı bulmaya çalışarak gözümü kırpmadım.I've been up all night trying to figure out what to do.
Herkesi hayal kırıklığına uğrattım.I've let everybody down.
Tom'un kırgın olmadığını umuyorum.I hope Tom wasn't offended.
Hayal kırıklığına uğramadığını umuyorum.I hope you're not disappointed.
Umarım beni hayal kırıklığına uğratmazsın.I hope you're not going to disappoint me.
Benim kırık bir kolum yok.I don't have a broken arm.
Kimseyi hayal kırıklığına uğratmaktan hoşlanmam.I don't like to disappoint anyone.
Hayal kırıklığına uğrayacağını sanmıyorum.I don't think you'll be disappointed.
Beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyorum.I know you won't disappoint me.
Kirayı ödemem gerekiyor.I need to pay the rent.
Seni hayal kırıklığına uğratmadığıma sevindim.I'm glad I didn't disappoint you.
Az önce bir kaburga kırdım.I just cracked a rib.
O kırmızı giyiyor.She's wearing red.
Beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't disappoint me.
Seni bazen hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum.I know I disappoint you sometimes.
Seni hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum.I know I've let you down.
Tom'un hayal kırıklığına uğradığını biliyorum.I know Tom was disappointed.
Kalbi kırık olmanın ne demek olduğunu biliyorum.I know what it's like to be heartbroken.
Bir şişe kırmızı şarap istediğini biliyorum.I know you'd prefer a bottle of red wine.
Takımı hayal kırıklığına uğrattım.I let the team down.
Tom'u hayal kırıklığına uğrattım.I let Tom down.
Mavi ve kırmızıyı karıştırırsan mor elde edersin.If you mix blue and red, you'll get purple.
Bunu kimin kırdığını bulmalıyım.I must find out who broke this.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kir ile cümle - Sayfa 29 - kir kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App