Tom cesareti kırılmış.Tom is unnerved.
Tom hayal kırıklığına uğramadı.Tom isn't disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Tom looks disappointed.
Tom cesareti kırılmış görünüyor.Tom looks discouraged.
Tom kirliydi.Tom was dirty.
Tom geri göz kırptı.Tom winked back.
Tom'un boynu kırık.Tom's neck's broken.
Onlar kirliydi.They were dirty.
Hayal kırıklığına uğradın mı?Are you disappointed?
Onu kırma.Don't break it.
Onu kırdım.I broke it.
Kırmızı biberi seviyorum.I love chili.
Hayal kırıklığına uğramış değilim.I'm not discouraged.
Çok hayal kırıklığına uğradım.I'm very disappointed.
Kırık mı?Is it broken?
Kirli mi?Is it dirty?
Sadece kırdı.It just broke.
Kötü kırıldı.It's badly broken.
Kırık değil.It's not broken.
Kirayı ödemek için gitarımı rehine koydum.I pawned my guitar in order to pay the rent.
Kirayı ödeyebilmem için gitarımı rehin bıraktım.I pawned my guitar so I could pay the rent.
O kırıcıydı.That was harsh.
Çocuk bisikletten düştü ve kafatasını kırdı.The boy fell off the bicycle and fractured his skull.
Dikkatli ol yoksa vitesin dişlerini kırarsın!Be careful or you'll strip the gears.
Bu kırık.This one's broken.
Buraya geldiğimden beri bütün elbiselerim kirlendi.All my clothes have gotten dirty since I've been here.
Ne hayal kırıklığı!What a disappointment!
Kırışıklıkların var.You've got wrinkles.
Kolun kırık.Your arm's broken.
Evini kiraya vermek istiyor musun?Do you want to rent your house?
Bu fındıkları kıracak bir şeyin var mı?Have you got something to crack these nuts?
O göğsüne kırmızı bir fular taktı.He wore a red sash across his chest.
Bir oda kiralamam gerekiyor.I need to rent a room.
Şapkanın üstü kirli idi.The hat was dirty around the top.
Sıcaklık sıfırın altında kırk derece.The temperature is forty below.
Onlar bir ev kiraladı.They rented a house.
Biz uzun yıllar kırsalda yaşadık.We lived in the country for many years.
Bir ayna kırarsan yedi yıl kötü şansa uğrayacağına inanıyor musun?Do you believe that you will get seven years of bad luck if you break a mirror?
Kiramı zar zor ödeyebiliyorum.I can barely pay my rent.
Kırmızı alarm!Red alert!
Onun kalbini kırdın.You broke her heart.
Onun kalbini kırdınız.You broke her heart.
Onun kalbini kırdım.I broke her heart.
Onun kalbini kırdım ve onu ağlattım.I broke her heart and made her cry.
Sanırım onun kalbini kırdım.I think I broke his heart.
Kıral kahrolsun.Down with the king!
Merdiven kırıldığında düştü.He fell when the ladder broke.
Dingil kırık.The axle is broken.
Kırmızı şarap ısmarlamadın mı?Didn't you order red wine?
Cesaretini kırma.Don't be discouraged.
Bir şey kırma.Don't break anything.
Bizi hayal kırıklığına uğratma.Don't let us down.
Çok hayal kırıklığına uğramış görünme.Don't look so disappointed.
Kırmızı şapkalı olan bayan kim ?Who's the woman with the red hat?
Bu kadar hayal kırıklığına uğramış görünme.Don't sound so disappointed.
Kim benim kirli arabamı yıkamak ister?Who wants to wash my dirty car?
Lütfen kırılma.Please don't be offended.
Tom açıkça hayal kırıklığına uğradı.Tom is clearly disappointed.
Tom kırlaşıyor.Tom is turning gray.
Tom çok hayal kırıklığına uğramış.Tom is very disappointed.