Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Orada bir şey kırdın mı?Did you break anything down there?
Onların işi odun kırmak.Their job is to chop the wood.
Kırsal bölgede hiç eğlence yoktur.There's no entertainment in the countryside.
O kırsal bir yerde tek başına yaşadı.He lived alone in the countryside.
Bu kapıyı kapayamam. Kırılmış.I can't close this door. It's broken.
O hayal kırıklığına uğramış görünüyor.He sounds disappointed.
Onlar hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.They sound disappointed.
Hayal kırıklığına uğramış görünüyorsun.You sound disappointed.
Hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.She sounded disappointed.
O hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.He sounded disappointed.
Angela o gece gözünü bile kırpmadı.Angela didn't sleep a wink that night.
Yarın arabamla kırsal bölgeye gidiyorum.Tomorrow I am going to the countryside by my car.
Bu, Tom'un küçük kirli sırrı.This is Tom's dirty little secret.
Ben senin kirli küçük sırrını buldum.I have found your dirty little secret.
Kentimizde hiç kirli hava yok.There is no polluted air in our city.
Kırgızistan'a Rusçada "Kirgiziya" denir.Kyrgyzstan is called "Kirgiziya" in Russian.
Günde bir kereden daha fazla kırmızı et yememen gerektiğini duydum.I've heard that you shouldn't eat red meat more than once a day.
Tavanımda bir örümcek var ve o kiraya katkıda bulunmuyor.There's a spider on my ceiling and it isn't contributing to the rent.
Kiramı ödemem gerekiyor.I need to pay my rent.
Senin hayal kırıklığını anlıyorum.I understand your frustration.
Dün bir araba kiraladım.I rented a car yesterday.
Onu kırmadım.I didn't break it.
Tom kırmızı şarap içerek ve pahalı peynir yiyerek havuzun yanında oturdu.Tom sat by the pool drinking red wine and eating expensive cheese.
Genellikle kırmızı şarapla yediğin bazı yiyecekler nedir?What are some foods you usually eat with red wine?
Sadece hiçbir şeyi kırma.Just don't break anything.
Hayal kırıklığına uğramadım.I was not disappointed.
O hayal kırıklığına uğramış değildi.He was not disappointed.
O hayal kırıklığına uğramamıştı.She was not disappointed.
Kırsal bir alanda yaşıyorum.I live in a rural area.
Tom son derece hayal kırıklığına uğradı.Tom was utterly disappointed.
Tom cam kırıklarının üzerine bastı.Tom stepped on some broken glass.
Tom, eğer gelemezsek hayal kırıklığına uğrayacağını söyledi.Tom said he'd be disappointed if we couldn't come.
Tom hayal kırıklığına uğramadığını söyledi.Tom said he wasn't disappointed.
Tom Mary'ye bir bardak kırmızı şarap uzattı.Tom handed Mary a glass of red wine.
Tom, Mary'ye yine göz kırptı.Tom gave Mary another wink.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmüyordu.Tom didn't seem to be disappointed.
Tom burnumu kırdı.Tom broke my nose.
Banyo kirli.The bathroom is dirty.
Odanız kirli.Your room is dirty.
Kirlilik her yerde.Pollution is everywhere.
Yeni iOS 6 haritaları tarafından hayal kırıklığına uğratıldım.I was disappointed by the new iOS 6 maps.
Tom kırık bir ayna parçası aldı.Tom picked up a piece of the broken mirror.
Pencereyi kıran çocuk Tom.Tom is the boy who broke the window.
Tom kırık bardağı yerden aldı.Tom picked the broken glass off the floor.
Kırışıklarımı gizlemeye çalışıyordum.I was trying to hide my wrinkles.
Ben kırışıklıklarımı örtbas etmeye çalışıyordum.I was trying to cover up my wrinkles.
Onları nerede kırdın?Where did you chop them?
Onları nerede kirlettin?Where did you spatter them?
Hangi teli kesmeliyim, kırmızı olanı mı yoksa beyaz olanı mı?Which wire should I cut, the red one or the white one?
Bacağımın kırılması riskini istemiyorum.I don't want to risk breaking my leg.
Tom'un seni hayal kırıklığına uğrattığını biliyorum.I know Tom let you down.
O kırmızı ışıkta geçmemeliydim.I shouldn't have run that red light.
Tom'u hiç böyle hayal kırıklığına uğramış görmedim.I've never seen Tom so disappointed.
Hindistan'da büyük şehirlerin etrafında birçok kırsal alan vardır.In India, there are lots of rural areas around big towns.
Kimi kiralayacağımız hakkında konuşuyoruz.We're talking about who we should hire.
Kırmızı ışıkta geçmemeliydim.We shouldn't have run that red light.
Gün batımından yaklaşık kırk beş dakika sonra vardık.We arrived about forty-five minutes after sunset.
Bu odayı bir öğrenciye kiraya vermek istiyorum.I want to rent this room to a student.
O kiralıktır.It's a rental.
Pantolonun kirli.Your pants are dirty.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod