Ben sana kızgın değilim, sadece çok hayal kırıklığına uğradım.I'm not angry at you, just very disappointed.
Arabanın silindir kapağı kırıldı.The cylinder head of the car is broken.
Karşılaşmayı penaltılarda kaybetmen daima hayal kırıklığına uğratıyor.It's always disappointing when you lose a match on penalties.
Ekip olarak, biz hayal kırıklığına uğradık. Bizim oyunu kazanmış olmamız gerekirdi.As a team, we are disappointed. We should have won the game.
Renk körüyüm; kırmızıyı yeşilden ayıramam.I'm colorblind. I can't tell red from green.
Bir tişörte ihtiyacınız var mı?" "Evet, kırmızı olanına.""Do you need a T-shirt?" "Yes, a red one."
Yüzün kirli.Your face is dirty.
Kırmızı şapkamı hiçbir yerde bulamıyorum.I can't find my red hat anywhere.
Arkadaşlarımın burada olmamaları beni hayal kırıklığına uğrattı.I am disappointed that my friends are not here.
Tom Amerikan kırosu.Tom is a redneck.
Beni ziyarete geldiğin iyi: Mahzenden bir şişe kırmızı şarap getirmeye gideceğim.That's nice you came to visit me: I'll go get a bottle of red wine from the cellar.
O kalbimi kırdı.He broke my heart.
Toplantı odamız kirli. Bu bir ayıp.Our meeting room is dirty. It's a shame.
Antares kırmızı bir yıldızdır.Antares is a red star.
Burnumu kırdı!He broke my nose!
Elma kırmızı.The apple is red.
Tom gözlerini kırpıyor.Tom is blinking his eyes.
Tom koyunları kırpıyor.Tom is shearing the sheep.
Tom Ken'e göz kırpıyor.Tom is winking at Ken.
Gözlerimi kırpıyorum.I am blinking my eyes.
Çocukların huzurunda kirli fıkralar anlatmayın.Don't tell your dirty jokes in the presence of children.
Bu şimdiye kadar bir bardağı ilk kez kırışım.This is the first time I've ever broken a glass.
Onu kırmadan bu kutuyu açamam.I cannot open this box without breaking it.
Bu zemini paspaslayamam. O çok kirli.I cannot mop this floor. It's too dirty.
Ben ata binemem. Bacağım kırık.I cannot ride a horse. My leg is broken.
Koyunumu şimdi kırpamam. Hava hala soğuk.I cannot shear my sheep now. It's still cold.
Ben silahla ateş edemem. Parmaklarım kırık.I cannot shoot with a gun. My fingers are broken.
Fiş kirlenirse, takmadan önce kuru bir bezle silin.If the plug becomes dirty, wipe it off with a dry cloth before connecting.
Gözlerimizi kırpıyoruz.We are blinking our eyes.
idrarın ne renk; Berrak, koyu sarı, kırmızımsı veya bira gibi kahverengi mi?What color is your urine: clear, dark yellow, reddish, or brown like beer?
Hiç bir kirpiye dokundun mu?Have you ever touched a hedgehog?
Hiç gözlüğünü kırdın mı?Have you ever broken your glasses?
Hiç bir duvarı kireçle kapladın mı?Have you ever coated a wall with lime?
Ben şimdiye kadar ilk kez kırsalda internete bağlandım.This is the first time I've ever connected to the Internet in the country.
Hiç koyun kırptın mı?Have you ever sheared a sheep?
Onu kırmadan kutuyu açamayacağım.I will not be able to open the box without breaking it.
Birçok kişi sana tapar. Onları hayal kırıklığına uğratma.Many people worship you. Do not disappoint them.
Sonuç hayal kırıklığı oldu.The result was disappointing.
O kırmızı şapka ne kadar?How much for that red hat?
Şimdiye kadar ilk defa ekmeğe kırmızı biber sürüştürdüm.This is the first time I've ever spread chili on bread.
Yüzemem. Benim bacağım kırık.I cannot swim. My leg is broken.
Ben ona göz kırpıyorum ama o bakmıyor.I am winking at him, but he's not looking.
O, dünya rekorunu kırdı.She broke the world record.
O iki kaburga kırdı ve akciğerini patlattı.He broke two ribs and punctured his lung.
O, bir özel dedektif kiraladı.She hired a private investigator.
Onun gözlükleri kırmasına izin vermeyin.Don't let him break glasses.
Onun bardakları kırmasına izin vermeyin.Don't let him break glasses.
Evet, hoş ama kırmızı rengi pek fazla beğenmedim.Yes, it is nice, but I do not like the red color very much.
Bugün hava sıcak. Sıcaklık kırk beş santigrat dereceye ulaşıyor.It's hot today. The temperature is up to 45° C.
Hırsız pencereyi kırdı.The thief broke the window.
Onların ayakları kirli.Their feet are dirty.
En son ne zaman bir ev kiraladın?When was the last time you rented a house?
En son ne zaman gözlüğünü kırdın?When was the last time you broke your glasses?
O bir koyunu nasıl kırpacağını bilir.He knows how to shear a sheep.
Şarap kırmızı mı?Is the wine red?
Bu benim kırmızı kalemim.This is my red pencil.
Bu senin kırmızı kalemin mi?Is this your red pencil?
Kalemim kırmızı.My pencil is red.
Bu kurşun kalem kırmızı mı beyaz mı?Is this pencil red or white?
Bu kurşun kalem kırmızı.This pencil is red.