Evimizin arkasında küçük kırmızı elmaları olan üç güzel elma ağacı var.Behind our house there are three beautiful apple trees with little red apples.
Teyzemin aylık 550 dolara kiralık bir dairesi var.My aunt has an apartment for rent for 550 dollars a month.
Saatlik olarak bir tekne kiralayabilirsiniz.You can rent a boat by the hour.
Bu ev kolayca kiralanır.This house will rent easily.
Bu ev kolayca kiracı bulur.This house will rent easily.
Bu ev için bir kiracı bulmak kolay olacak.It'll be easy to find a renter for this house.
Bu evi kiralayacak birini bulmak kolay olacak.It'll be easy to find someone to rent this house.
Bu ev kiralıktır.This house is for rent.
Bu ev kiralık.This house is for rent.
Hayal kırıklığına uğrama.Don't be disillusioned.
Dört odalı daire kiraladı.She rented a four-room apartment.
Dudakların kırmızı.Your lips are red.
Kırmızı bir kalemin var mı?Do you have a red pencil?
Üst kattaki odayı bir öğrenciye kiraladılar.They rented the upstairs room to a student.
Kirlilik ve etkileri hakkında konuşacağım.I'm going to talk about pollution and its effects.
Bir çiçek kırmızı olduğu sürece işe yarar.Any flower will do as long as it's red.
Bay Smith bu okulu kırk yıl önce kurdu.Mr. Smith founded this school forty years ago.
Işık kirliliğinden bahset.Talk about light pollution.
Tom onların kirli işini yapmak istemedi.Tom didn't want to do their dirty work.
Kırsal yaşamın rahatsızlığına katlanamam.I can't put up with the inconvenience of country life.
Her iki bacağımı kırdığım dan beri koltuk değneği kullanıyorum.I'm on crutches since I broke both my legs.
Tüm sahte, angarya ve kırık düşlerle; hala güzel bir dünya.With all its sham, drudgery and broken dreams; it is still a beautiful world.
Mary kırmızı et yemez.Mary doesn't eat red meat.
Kiralık ev çalıştığım yere biraz yakın olmalı.The rental should be somewhat close to where I work.
Evimin arka tarafında eskiden bir kiraz ağacı vardı.There used to be a big cherry tree behind my house.
Singapur'da suçluları cezalandırmanın bir yolu da onları kırbaçlamaktır.In Singapore, one way to punish criminals is to whip them.
Kırıcı ama adil.It's harsh, but fair.
Harita üzerindeki kırmızı çizgiler demiryolu hatlarını temsil eder.The red lines on the map represent railway lines.
O kırık vazo onarılamaz.That broken vase is irreparable.
Yeni kriket sopamın kırılmaz olduğundan oldukça eminim.I'm pretty sure that my new cricket bat is unbreakable.
O, genç görünüyor ama aslında kırk yaşın üstünde.She looks young. However, she's actually over forty.
Genç görünüyor ama aslında kırkın üzerinde.She looks young, but she's actually over forty.
Bay Tanaka küçük bir kırtasiye dükkanı çalıştırarak geçimini yapıyor.Mr. Tanaka makes a living by running a small stationery shop near the station.
Şarkıcı pencereleri kırdı.The singer broke the windows.
Kapı kolu kırık.The doorknob broke.
Tom'un köpeği ekmek kırıntılarını yedi.Tom's dog ate the breadcrumbs.
Hava kararırken gökyüzü kırmızıdır.The sky at dusk is red.
Bu müzik kırklardan.This music is from the 40s.
Çilekler normalde ilkbaharda yenen küçük, kırmızı meyvelerdir.Strawberries are small, red fruit that are normally eaten in Spring.
Mavi bir tükenmez kalem, kırmızı ve siyah bir tükenmez kalem istiyorum.I want a blue pen, a red one and a black one.
Beni hayal kırıklığına uğratmadı.He did not disappoint me.
O onu hayal kırıklığına uğratmadı.She did not disappoint him.
Tom her zaman kirasını zamanında öder.Tom always pays his rent on time.
Bu camı kim kırdı bilmek istiyorum.I want to know who broke this window.
Bu pencereyi kim kırdı bilmek istiyorum.I want to know who broke this window.
Pencereyi kimin kırdığını bilmek istiyorum.I want to know who broke this window.
O bugün kırk yaşına girdi.Today he turned forty.
Asem o gece beş tane tabak kırdı.That night, Asem broke five dishes.
Sen kırık bir kalbi onaramazsın.You cannot heal a broken heart.
Senden yana çok hayal kırıklığına uğradım.I'm very disappointed in you.
Küvet kirli.The bathtub is dirty.
Babam her gün oraya sürmemi istemiyor, o yüzden kiramı ödüyor.My dad doesn't want me driving there everyday, so he's paying my rent.
Bir bardak kırmızı şarap lütfen.A glass of red wine, please.
Domates çorbası için İskoç tarifi: Kırmızı fincan içine sıcak su dökün.Scottish recipe for tomato soup: Pour hot water into a red cup.
O kırk civarında olmalı.He should be around 40.
Kiranızı arttırabilirler.They can raise your rent.
O, saçını kırmızıya boyamak istiyor.She wants to dye her hair red.
Benim tırnağım kırıldı.My nail has broken.
O, kırmızı bir kazak alacak.She's going to buy the red sweater.
Komşumuzun bir kaburgası kırıldı.Our neighbor has broken a rib.