Tom bizden uzakta olmayan kirasız küçük bir evde yaşıyordu.Tom was living rent-free in a small house not too far from us.
Tom kiralık bir katil tarafından öldürüldü.Tom was killed by a hired assassin.
Tom bana bir bisiklet kiralamanın mümkün olduğunu söyledi.Tom told me that it was possible to rent a bicycle.
Tom nadiren kırmızı et yer.Tom seldom eats red meat.
Tom kırk yılda bir saçını tarama zahmetine katlanır.Tom seldom bothers to comb his hair.
Tom biraz hayal kırıklığı uğramış gibi görünüyordu.Tom seemed to be somewhat disappointed.
Tom okul balosu için bir smokin kiraladı.Tom rented a tuxedo for the prom.
Tom kirayı ödemek için yeterli parayı zar zor kazanmayı başardı.Tom just barely managed to earn enough money to pay the rent.
Tom kirasını üç ay geciktirdi.Tom is three months behind in paying his rent.
Tom dünyada muhtemelen o rekoru kıracak tek adam.Tom is the only man in the world that is likely to break that record.
Tom'un kira borcu vardır.Tom is behind in his rent.
Tom alnında birkaç kırışıklık edinmeye başladı.Tom has started to get a few wrinkles on his forehead.
Tom gözlüğümü kırdığından beri benden veba gibi kaçınıyor.Tom has been avoiding me like the plague ever since he broke my glasses.
Tom düştü ve kolunu kırdı.Tom fell and broke his arm.
Tom köpeğini masa kırıntılarıyla besledi.Tom fed his dog table scraps.
Tom ellerini kirletmek istemiyor.Tom doesn't want to get his hands dirty.
Tom bu nehirde yüzmeyi sevmiyor. O onun çok kirli olduğunu söylüyor.Tom doesn't like swimming in this river. He says it's too polluted.
Tom kırsalda yaşamayı sevmiyor.Tom doesn't like living in the country.
Tom beni hayal kırıklığına uğrattı.Tom disappointed me.
Tom kırık bir kalpten öldü.Tom died of a broken heart.
Tom kırmızı şarabı sevmezdi, ama şimdi neredeyse her gün içiyor.Tom didn't use to like red wine, but now he drinks it almost every day.
Tom dün gece gözünü kırpmadı.Tom didn't sleep a wink last night.
Tom bilerek pencereyi kırdı.Tom deliberately broke the window.
Tom kağıdı bir top gibi kırıştırdı ve odanın içinde fırlattı.Tom crushed the sheet of paper up into a ball and threw it across the room.
Tom dün gördüğümüz pahalı görünümlü kırmızı arabaya sahibi olduğunu iddia etti.Tom claimed that he owned that expensive-looking red car we saw yesterday.
Tom dünya rekoru kırdı.Tom broke the world record.
Tom merdivenlerden düşerek boynunu kırdı.Tom broke his neck falling down a flight of stairs.
Garson kız onun ona daha fazla bahşiş bırakacağını düşünerek Tom'la kırıştırıyordu.The waitress flirted with Tom thinking that he'd leave her a larger tip.
Tom'un kırmızı bir çanta taşıdığını hiç hatırlamıyorum.I don't remember ever seeing Tom carrying a red bag.
Tom'un Mary'yi bir buz kıracağı ile öldürdüğüne inanıyoruz.We believe that Tom killed Mary with an ice pick.
Tom Mary'nin zaten evli olduğunu duyduğu için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed to hear that Mary was already married.
Tom Mary'nin performansında hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed in Mary's performance.
Tom, kiraz ağacının altında duran Mary'nin bir fotografını çekti.Tom took a picture of Mary standing under the cherry tree.
Tom Mary'nin kırk yaşın üzerinde olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary is over forty.
Tom Mary'nin rekor kırmasının imkansız olduğunu düşünüyor.Tom thinks it impossible for Mary to break the record.
Tom kendisi için bira, Mary için kırmızı şarap ısmarladı.Tom ordered beer for himself and red wine for Mary.
Tom Mary'ye göz kırptı.Tom gave Mary a wink.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğrattı.Tom disappointed Mary.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğratmak istemedi.Tom didn't want to disappoint Mary.
Tom Mary'nin kalbini kırmak istemiyordu.Tom didn't want to break Mary's heart.
Tom ve Mary kırlarda uzun bir yürüyüş yaptılar.Tom and Mary took a long walk through the countryside.
Hangisini daha çok seversin, beyaz şarap mı yoksa kırmızı şarap mı?Which do you like better, white wine or red wine?
Hangisini tercih edersin, beyaz mı yoksa kırmızı şarap mı?Which do you prefer, white wine or red wine?
Tarla kır çiçekleriyle dolu.The field is full of wild flowers.
Kırmızı şarap, lütfen.Red wine, please.
Konser büyük bir hayal kırıklığıydı.The concert was a big disappointment.
Parti büyük bir hayal kırıklığıydı.The party was a big disappointment.
Tom kirli elbiselerini çıkardı ve onları çamaşır makinesine attı.Tom stripped off his dirty clothes and threw them into the washing machine.
Geçen kış Tom buzda kaydı ve kalçasını kırdı.Tom slipped on ice and broke his hip last winter.
Kim bu pencereyi kırdı?Who was this window broken by?
Kırk yaşındayım.I'm forty years old.
Kırmızı çatılı o ev Tom'un evidir.That house with the red roof is Tom's house.
Kırk kişi katıldı.Forty people attended.
kırk kişi katıldıForty people attended.
Kırk kişi mevcuttu.Forty people were present.
Biz, partiyi düzenlemek için bir oda kiralamak zorundayız.We have to rent a room to hold the party in.
Bizim partimiz için bir oda kiralamamız gerekir.We have to rent a room for our party.
Bizim parti için bir yer kiralamalıyız.We need to rent a room for our party.
Bir kaza geçirdi ve bacağını kırdı.He had an accident and fractured his leg.
Onun babası mı? O yaklaşık kırk yaşında.His father? He is about forty years old.