Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kırsal ortamlar benim için çok sessiz.Rural environments are too quiet for me.
Çiftliğimiz kırsal Nebraska'da yer almaktadır.Our farm is located in rural Nebraska.
Kırk yıllık evliliklerinin ardından ayrılmak istiyorlar.They want to separate after 40 years of marriage.
Ev sahibi kiramızı ayda 200.00 dolara yükselttiği zaman şok olduk.We were shocked when the landlord raised our rent by $200.00 a month.
Kirli içme suyu hastalığa neden olabilir.Dirty drinking water can cause sickness.
Kırmızı sandalye ayrıldı. O özeldi.The red chair was set apart. It was special.
Mobilyamızı taşımak için bir kamyon kiraladık.We rented a truck to move our furniture.
Röntgen filminde iki kırık parmak görünüyordu.The x-ray showed two broken fingers.
Babam kırık sandalyeleri onarıyor.My father fixes broken chairs.
Hangi tişört kırmızı?Which t-shirt is red?
Kırmızı etlerin nerede?Where are your red meats?
Evet, o güzel, ama ben kırmızıyı sevmiyorum.Yes, it's pretty, but I don't like red.
Odun kırmak için baltaları almak zorundaydım.I had to get the axes to chop the wood.
Alışveriş çantam kırıldı.My shopping bag broke.
Kimse cenazede kırmızı mini etek giymez.One does not wear a red mini skirt to a funeral.
Yedi gün için kırk dolar.40 dollars for seven days.
Yaklaşık olarak kırk yaşında.He is near forty.
Takriben kırk yaşında.He is near forty.
Bir tente onun düşüşünü kırdı ve onun hayatını kurtardı.An awning broke his fall and saved his life.
Sonuçla ilgili hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed with the result.
Bugün kırk dolarlık benzin aldım.I bought forty dollars' worth of gasoline today.
Bütün bu arabaların havayı kirletmesini gerçekten istiyor muyuz?Do we really want all these cars polluting the air?
Bütün çikolata kutusunun dışında kiraz likörleri onun gözdeleridir.The cherry cordials are her favorites out of the whole chocolate box.
Fırtınada çok sayıda kiremit çatıdan yere düştü.Quite a few shingles flew off the roof during the storm.
İnsanoğlunun hayatında niçin hayal kırıklıkları vardır?Why are there disappointments in human life?
Onlar hayal kırıklığına uğradılar.They grew frustrated.
Ben kırmızı ceket sevmiyorum.I don't like the red jacket.
İyi haber! Bu, Klingon dilindeki dört yüz kırk dördüncü cümle.Good news! This is the four hundred forty-fourth sentence in Klingon.
Bunlar onun kırtasiyesi.All of this stationery is his.
Onlar beşinci caddede yıkık kiralık bir evde yaşıyor.They live in a rundown tenement on 5th St.
Yaşadığım yerdeki kirliliğin daha az olmasını çok isterdim.I would very much like the place where I live to be less polluted.
"Onun üzerinde herhangi bir kir buldun mu?" "Hayır, o tertemiz.""Did you find any dirt on him?" "No, he's clean as a whistle."
Bir ev kiralamak istiyorum.I'd like to rent a house.
Bu kırmızı şapka hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of this red hat?
Bir bisiklete binerken iki bacağımı da kırdım.I broke both my legs riding a bicycle.
Kırmızı bir günlük aldım.I bought a red diary.
Onun tırnakları kırmızıdır.Her nails are red.
Sanırım o, kırk yaşında.I think she's 40 years old.
İşin hakkında hayal kırıklığına uğradın.You're frustrated about your job.
O kırmızı bir kalem mi?Is that a red pen?
Senin kalbini kırmak istemiyorum.I don't want to hurt you.
Kiramı ödemede zorluk çekiyorum.I have difficulty paying my rent.
Kırmızı şapkalı bir adam gördüm.I saw a man with a red hat.
Kırmızı şarabı beyaz şaraba tercih ederim.I prefer red wine to white wine.
Onun oyuncağı onun küçük kızkardeşi tarafından kırıldı.Her toy was broken by her little sister.
İçme suyunda klor, kurşun ya da benzer kirletici madde bulunması mümkün.It's possible that the drinking water has chlorine, lead, or similar contaminants in it.
Bak, benim evim sizinki kadar kirli değil.Look, my house is not as dirty as yours.
Kitap kırmızıdır.The book is red.
Onlar kırk yıldan fazla bir süre savaşmadı.They had not fought for more than forty years.
O, kırk sekiz kale yaptı.He built forty-eight forts.
O yakışıklı ve sadece kırk üç yaşındaydı.He was handsome and only forty-three years old.
Booth sahne zeminine çarptığında bacağını kırdı.Booth broke his leg when he hit the stage floor.
Kirpi küçük bir hayvandır.The hedgehog is a small animal.
Polk sadece kırk dört oy aldı.Polk got only forty-four votes.
Kırk gün yetecek kadar yiyecek vardı.There was enough food for forty days.
Bardaklar ve tabaklar kırıldı.Glasses and dishes were broken.
Toprak kandan dolayı kırmızıya döndü.The earth became red with blood.
Bu evler karanlık ve kirli.These houses were dark and dirty.
John Kennedy sadece kırk üç yaşındaydı.John Kennedy was just forty-three.
Mavi ceketi kirli ve buruşuktu.His blue coat was dirty and wrinkled.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod