Elmalar kırmızı veya yeşildir.Apples are red or green.
Dün kırmızı bir araba aldım.Yesterday, I bought a red car.
Kalın bir sis kırları kapladı.A thick mist covered the countryside.
Çünkü o, kirli ve ıslak.Because he is dirty and wet.
Çünkü benim eski merdivenim kırık.Because my old ladder is broken.
Hint kirazın var mı?Do you have mangoes?
O kırmızı gözlük istiyor.He wants red glasses.
Kirli köpeğin avluya gittiğini gördüm.I saw the dirty dog go into the yard.
Ben kırk beş yaşındayım.I am forty-five years old.
Kirli ellerim olduğu için ellerimi yıkıyorum.I am washing my hands because I have dirty hands.
Kırmızı elbiseyi beyaz olandan daha çok seviyorum.I like the red dress more than the white.
Güvenli bir kiralık kasa kiralamak istiyorum.I want to rent a safety deposit box.
Lütfen o kırmızı çatılı eve bak.Please look at that red-roofed house.
Urumqi'de kırk bin kamera var.There are forty thousand cameras in Urumqi.
Yirmi dolar yüz kırk yuan eder.Twenty dollars are one hundred and forty yuan.
Omlet yapmak için bir yumurta kırmak zorundasın.You have to break an egg to make an omelet.
Bir kırlangıçla yaz olmaz.It takes more than one swallow to make a summer.
Hayal kırıklığına uğramayın.Don't be disappointed.
Aynanın kirini temizleyin.Clean the dirt off the mirror.
Kirlilik her yıl kötüleşiyor.The pollution worsens with each year.
Vazoyu kim kırdı?Who broke the vase?
Kırsal bölgedeki yürüyüşte yorgun hissettiği için, o şekerleme yaptı.Feeling tired from walking in the countryside, he took a nap.
Bir araba kiralamak isterim.I would like to hire a car.
Belki kırmızı biri? O daha ucuz.Maybe the red one? It is cheaper.
O kirli olduğu için annem köpeği yıkıyor.Mom is washing the dog because he's dirty.
Şişem kırıldı.My bottle broke.
Benim merdivenim kırık değil.My ladder is not broken.
Yeni elbisem kırmızı.My new dress is red.
Oyuncağım kırık.My toy is broken.
Onun kirli bir yüzü var.She has a dirty face.
Bahçede birçok kırmızı çiçek var.There are many red flowers in the garden.
Amerikan bayrağının renkleri kırmızı, beyaz ve mavidir.The colors of the American flag are red, white and blue.
Frak gömleği kirlidir.The dress shirt is dirty.
Kırmızı elbise mavi elbiseden daha çok hoşuma gitti.I like the red dress more than the blue dress.
Kırmızı elbiseyi mavi elbiseden daha çok beğendim.I like the red dress more than the blue dress.
Kırmızı ev yeni.The red house is new.
Kırmızı etek yeni.The red skirt is new.
Hafta sonlarını kır evimizde geçiriyoruz.We spend the weekends in our country house.
Hangi meyve kırmızıdır?What fruit is red?
Küçük buzdolabı kirli.The little fridge is dirty.
Futbol oynarken kolunu kırdı.He broke his arm playing soccer.
Ben bu daireyi seviyorum. Yer iyi ve ayrıca, kira çok yüksek değil.I like this flat. The location is good, and besides, rent is not very high.
Kırmızı bir buzdolabı hiç görmedim.I have never seen a red refrigerator.
Güneş kırmızıdır.The sun is red.
Kilit kırılmış olmalı.The lock must be broken.
Bu kırmızı şapkaya ne dersiniz?How about this red hat?
Beni hayal kırıklığına uğrattın.You disappointed me.
Bu sınıfta kırk öğrenci var.There are 40 pupils in this class.
Kırk dakika içerisinde sınıftan çıkacaklar.They'll get out of class in forty minutes.
Bu onun kırdığı penceredir.This is the window he broke.
Carole kiralık bir araba kullanıyor.Carole is driving a rental car.
O çaydanlık oldukça kirli.That teapot's pretty dirty.
O, trafik ışığı kırmızıya döndüğü için, arabasını durdurdu.Because the traffic light turned red, he stopped his car.
Japonya'nın kırsal manzarasının büyük ölçüde değiştiği söylenir.It's said that Japan's rural landscape has changed greatly.
Hesabı kırışalım.Let's split the bill.
Kırmızı çatılı bir ev gördüm.I saw a house with a red roof.
Kırmızı şapka, onun elbisesiyle iyi gider.The red hat goes well with her dress.
Sınıfımızda kırk öğrenci vardır.There are forty students in our class.
Gotland'te kirpi, yerel bir semboldür.The hedgehog on Gotland is a local symbol.
Köyde bol miktarda kirpi olacağına söz verdin!You promised that there would be plenty of hedgehogs in the village!