Ana içeriğe geç
Sözlük

kir ile cümle

kir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Babam kırsalda yaşıyor.My father lives in the country.
Babam nadiren, kırk yılda bir, Pazar günleri dışarı çıkar.My father rarely, if ever, goes out on Sundays.
Babam posta kutusunu kırmızıya boyadı.My father painted the mailbox red.
Kira çok yüksek.The rent is very high.
Kira yüksek, onun dışında oda tatminkar.The rent is high, otherwise the room is satisfactory.
Kiranı peşin ödemelisin.Pay your rent in advance.
Kira altı aylık ödenir.The rent is paid for six months.
Kostümler kırmızı, pembe, mavi ve benzeriydi.The costumes were red, pink, blue, and so forth.
Bronz heykel, parçalar halinde kırıldı.The bronze statue was broken into pieces.
Duvarın üstünde kırık cam vardı.There was broken glass on top of the wall.
Papa kırmızı elbisesi ile göründü.The pope appeared in his red robe.
Bir evin düzensiz olmasına katlanabilirim ama kirli olmasından hoşlanmıyorum.I can put up with a house being untidy, but I don't like it to be dirty.
Kırsalda büyüdüm.I grew up in the country.
Japon çocuklar gerçekten güneşi kırmızıya mı boyuyor?Do Japanese children really paint the sun red?
Mahjong kiremitleri çok güzeldir.Mahjong tiles are very beautiful.
Ağaçların yaprakları sonbaharda kırmızılaşır.The leaves of the trees turn red in the fall.
Yapraklar her geçen gün kırmızıya döndü.The leaves turned red as the days passed.
Nadiren, kırk yılda bir, gece geç saatlere kadar telefonda konuşurum.I rarely, if ever, talk on the phone till late at night.
Canım kırlarda dans etmek istiyor.I feel like dancing in the fields.
Kırsalda altı koyun vardı.There were six sheep in the field.
Kır çiçeklerini öğrenmeyi seviyorum.I like studying wild flowers.
Arkadaşımın burada olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I am disappointed that my friend is not here.
Arkadaşlarınıza karşı kırıcı olmayın.Don't be unkind to your friends.
Gelecek ay kirayı artıracağız.We will increase the rent next month.
Bir yumurta kabuğu kolayca kırılır.The shell of an egg is easily broken.
Yumurtaları kırmamaya dikkat et.Take care not to break the eggs.
Yumurtaları kırmadan bir omlet yapamazsın.You cannot make an omelet without breaking eggs.
Kolumu kırdım.I fractured my arm.
Düştüğüm anda bileğimi kırdığımı biliyordum.I knew I'd broken my wrist the moment I fell.
Ben kırmızı bir kravat aldım.I bought a red tie.
Bir şey daha var. Eğer Mayu üzerinde bir şey denersen belini kırarım.One more thing. If you try anything on Mayu I'll break your spine.
"Kıayafetlerini kirleteceksin." "Endişe yok. En başta onlar temiz değildi.""You'll get your clothes dirty." "No worries. They weren't very clean in the first place."
Çektiğin kart bir kırmızıydı, değil mi?The card you drew was a red, wasn't it?
Ağır vakalarda çatlaklar oluşabilir ya da kırılabilir.In severe cases, cracks can form or it can snap apart.
Gitarımda bir tel kırdım.I broke a string on my guitar.
Hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed.
Kirazlar kırmızıdır.Cherries are red.
Kalem kırık.The pen is broken.
Yazın, sıcaklık otuzla kırk santigrat arasında değişkenlik gösterir.In the summer, the temperature ranges from thirty to forty degrees Celsius.
Hangi rengi daha çok seversin, maviyi mi yoksa kırmızıyı mı?Which color do you like more, blue or red?
Onlar 100 metre yarışında 10 saniye hedefini kıracaklar mı?Will they break the ten-second mark in the hundred-metre race?
Ayağımı kırdığımdan beri koltuk değnekleriyle yürüyorum.Since I broke my foot, I'm walking with crutches.
Bisikletini kırmızıya boyadı.He painted his bicycle red.
Lütfen bu vazoyu kırmamak için dikkatli ol.Please be careful not to break this vase.
Bu vazoyu kırmamak için dikkatli ol.Please be careful that you don't break this vase.
O, kırmızı bir elbise giydiği için dikkat çekti.She stood out because she was wearing a red dress.
Kırmızı elbisesi onu dışarda durdurdu.Her red dress made her stand out.
Kırmızı elbise giydiğinden dolayı, dışarıda durdu.Her red dress made her stand out.
Evde olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed that she was not at home.
Kırmızı elbise onun üzerinde iyi görünüyordu.The red dress looked good on her.
Kırmızı elbise ona uydu.The red dress suited her.
O kırmızı elbise onun üzerinde iyi görünüyor.That red dress looks good on her.
O kırmızı elbise ona uydu.That red dress suited her.
O beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed in him.
Yeni bir rekor kırması, onun şöhretini artırdı.Setting a new record added to his fame.
Beyaz şarabı kırmızı şaraptan daha çok seviyorum.I like white wine better than red wine.
Rüyamda, Putin Hu Jintao'ya,"Kırgızistan'a yardım etmeliyiz" dedi."We need to help Kyrgyzstan," said Putin to Hu Jintao... in my dream.
Kırmızı ve mavi, hangisini seversin?Red and blue - which one do you like?
Bir balyoz ile ceviz kırma.Don't crack a nut with a sledgehammer.
Benim bıçağım kırıktır.My knife is broken.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod