Thomas "Tom" Buchanan— kibirli bir milyoner ve Daisy'nin kocası.Thomas "Tom" Buchanan – un millonario que vive en East Egg, y el marido de Daisy.
Jon Hamm - Ted, Annie'nin kaba ve kibirli seks partneri.Jon Hamm como Ted, el amigo sexual de Annie.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Tu corazón se ha pagado de tu belleza, has corrompido tu sabiduría por causa de tu esplendor.
Frasier’in kibirli ve snop küçük kardeşi, bir diğer psikiyatrist Niles (Pierce) eve sıklıkla gelmektedir.El hermano menor de Frasier, Niles, un eminente psiquiatra, visita frecuentemente su apartamento.
Üreticiliği engelleyecek kadar kibir sahibi olma.No forzar la producción oral.
Votini: Babasının zenginliği yüzünden kendisini başkalarından üstün gören, kibirli bir çocuk.Él declaró: "Un niño hereda en parte de sus padres, en parte de sus antepasados.
Kibirlenme, kişinin kendini başkalarıyla kıyaslaması durumudur.Personalidad es nada más que estar con otras personas siendo tú mismo.
Kral Knud sanrısal bir kibir ile gelgitin ters dönmesi için emir vermedi.El rey de Babilonia le pedía un medio de reinar con tranquilidad.
Ama kibiri yüzünden Cennetten kovuldu.Per questo è stato scacciato dal paradiso.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Anche la falsità, adulazione, spergiuro e falso giuramento sono vietati.
Z. B. Muhammedovan’a göre “avşarmak, avşarılmak” sözleri kibirli olmak ve kibirlenmek anlamındadır.Da "I Fratelli Karamazov" a "L' Idiota" fino a "Umiliati e Offesi".
Kibirinin cezası olarak yıldırım çarpması sonucu öldüğü söylenir.Si dice che morì colpito da un fulmine come punizione per il suo orgoglio.
İlk başta her şeyi bilirliği Ron ve Harry'yi oldukça rahatsız eder ve Hermione'yi oldukça kibirli bulurlar.È totalmente paranoico riguardo a ciò che Ron e Hermione dicono di lui.
Fransız'ın bu kadar kaba, inatçı ve kibirli olması beni şaşırttı.Я был поражён тем, насколько этот француз груб, упрям и высокомерен.
En büyük kusuru ise aşırı kibirli olmasıdır.Отличительной чертой его было чрезмерное высокомерие.
Zengin ve kibirli bir kızdır.Независимая и гордая девушка.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Твоя добрая слава привлекла нас пред лице твоё.
Thomas "Tom" Buchanan— kibirli bir milyoner ve Daisy'nin kocası.Томас «Том» Бьюкенен — муж Дэйзи, около 30 лет.
Damyanah, 924'te, Kibirreoton Theması'nda Bizans kalesi olan Strobilos'a bir saldırıya öncülük ederken öldü.توفي داميان في 924م بينما كان يقود هجوم ضد القلعة البيزنطية ستروبيلوس.
Biraz kibirlidir.مغرور بعض الشيء.
Son derece acımasız ve kibirli birisidir.و هو رجل مغرور وحاد الطباع.
Oldukça kibirlidir.فائق عرقسوسي.
Küstah ve kibirli olan Cal Pittsburgh'da çelikten elde edilen bir servetin varisidir.Ele é arrogante e esnobe, herdeiro de uma fortuna de aço de Pittsburgh.
Biraz kibirlidir.É um pouco arrogante.
Ayrıca Kibir (2002), Pracinha (2003) ve Dilin Dili (2003) adlı kısa filmleri de yönetmiştir.Dirigiu os curtas Vaidade (2002), Pracinha (2003), e A Língua da língua (2003).
Göring'in kibirli olması ve küstahlığı nedeniyle Jagdgeschwader 1 popüler değildi ve sevilmezdi.Devido à sua arrogância, Göring não era popular entre os homens da Jagdgeschwader 1.
Kibirlenme, kişinin kendini başkalarıyla kıyaslaması durumudur.Conheça a si próprio antes de julgar os outros.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Wij verheugen ons, omdat Gij ons met Uwe gnosis verlicht heeft.
Ama kibiri yüzünden Cennetten kovuldu.Als gevolg daarvan werd hij weggestuurd van het paradijs.
Kibirli birine dönmüştü.Het werd een erebaan.
Bilim adamı kibirle gülümser ve, "Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye sorar."Hoeveel voorsprong?" vroeg hij de Schildpad met een glimlach.
Zengin ve kibirli bir kızdır.Ze is een rijk en verwaand.
Kendisine kibir, gurur vermezdi.Nie dążył ani do sławy ani do zaszczytów.
Ancak Gandalf’ın aksine Saruman kibirlidir.Gandalf var, till skillnad från Saruman, inte stolt.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Din skönhet gjorde dig högmodig, och du förödde din vishet och storhet.
Holmes oldukça kibirli bir adamdır ancak Dr. Watson'a yaklaşımı herkesten farklıdır.Han uppträder trevligt mot doktor Watson, men Watson beskriver honom ofördelaktigt i berättelserna.
Kimi zaman şatafatlı ve kibirlidir.Іноді буває хвалькуватий і мудрує.
Çok kibirli biridir.Вона трохи сором'язлива.
En büyük kusuru ise aşırı kibirli olmasıdır.Рельєф — здебільшого горбистий.
Bu da onu bencil, aşağılayıcı ve kibirli yapmıştır.Від цього їй стає страшно, образливо і соромно.
Çok kibirlisin.Ти дуже високомірний.
Ancak Gandalf’ın aksine Saruman kibirlidir.Na rozdíl od Mithrandira byl Saruman pyšný.
Bu korumaların ve efendilerinin kibir ve yolsuzlukları başkent kendisine karşı geniş bir nefret doğurdu.Tato unáhlená, vychloubačná slova na něj a jeho muže přivolala kletbu.
İlk başta her şeyi bilirliği Ron ve Harry'yi oldukça rahatsız eder ve Hermione'yi oldukça kibirli bulurlar.Viteál má na Rona větší vliv než na Harryho a Hermionu, a tak je velmi podrážděný.
Kızın kibiri ve babanın hovardalığı Anne'i trajik sona doğru sürükler.Osou jeho příběhu je nesnesitelné soužití syna a matky, které skončí tragicky.
Elizabeth, Darcy’ye onu kibirli ve nahoş bulduğunu söyler.Gilbert jí řekne, že se a ní nestydí.
Küstah ve kibirli olan Cal Pittsburgh'da çelikten elde edilen bir servetin varisidir.Arogant și snob, el este moștenitorul unei rafinării de oțel din Pittsburgh.
Albüm versiyon 1. "Kibir (Yanmam Lazım)" – 4:34 15.1 Alfie/Shame for You. ^ „Shame for You (4:05)”.
Çünkü onun çok aceleci ve kibirli olduğunu hissediyordu.Era văzută ca fiind arogantă și mândră.
Hiçbir kadın onun olduğu kadar kibirli değildir.Nici o femeie nu este la fel de arogantă ca ea.
O kız güzelliğinden dolayı kibirli.Fata aceea este arogantă din cauza frumuseții sale.
Tom oldukça kibirli, değil mi?Tom e destul de arogant, nu-i așa?
Tom kendini beğenmiş ve kibirli.Tom este narcisist și arogant.
Thomas "Tom" Buchanan— kibirli bir milyoner ve Daisy'nin kocası.Charlotte "Charlie" Matheson és Danny Matheson nagybátyja Miles.
Theodore ve Bitsy Hannigan (Gregory Itzin ve Cristine Rose): Mike'ın zengin ve kibirli anne-babası.Theodore ja Bitsy Hannigan (Gregory Itzin ja Cristine Rose) — Miken rikkaat ja ylimieliset vanhemmat.
Kibirli birine dönmüştü.Hänet korvasi Heikki Kovalainen.
Üreticiliği engelleyecek kadar kibir sahibi olma.Μην καταστρέφετε τις καλλιέργειες.
Kibirli birine dönmüştü.Ήταν όντα με αποκρουστική όψη.
Kibirlenme, kişinin kendini başkalarıyla kıyaslaması durumudur.Det findes uhøfligt at kommentere på andre.
Çok kibirli ve güvensiz olabilir ve Starfire'a aşıktır ve onu elde etmek için her şeyi yapar.Hun er ret så stædig og viljestærk, er forelsket i Noel og vil gøre alt for at vinde ham.