Ana içeriğe geç
Sözlük

kibar ile cümle

kibar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O kibar bir çocuk.He is a kind boy.
Bize yardım etmekle çok kibar davrandı.He was so kind as to help us.
Bana borç para verecek kadar kibardı.He was kind enough to lend me money.
Beni doğum günü partisine davet etmesi çok kibarcaydı.He was very kind to invite me to his birthday party.
O bizi teknesiyle adaya götürecek kadar kibardı.He was kind enough to take us over to the island in his boat.
Öğretmenini kibarca selamladı.He made a polite bow to his teacher.
O zekidir, üstelik kibardır da.He is bright, and what is more, he is polite.
O ona karşı kibar mı?Is he nice to her?
Şapkasını çıkardı ve kibarca selamladı.He took off his hat and made a polite bow.
Kibarlığımı dostlukla karıştırdılar.They mistook my politeness for friendship.
İkisi de kibar ve dürüsttür.Both of them are kind and honest.
Onun kibarlığı bana yük olmaya başlamıştı.Her kindness has become a burden to me.
Onun kibarlığı beni etkiledi.Her kindness touched me.
Onun kibarlığı yanlış anlaşıldı.Her kindness was misunderstood.
Onun önünde fazla kibar olamazsın.You cannot be too polite in front of her.
O sadece kibar değil ayrıca dürüst.She is not only kind but honest.
O, güzel olmanın yanında kibar ve zekidir.Besides being beautiful, she is kind and intellectual.
O sadece hoş değil fakat aynı zamanda da kibar.She is not only pretty, but also kind.
Ne kadar da kibar bir kız!What a kind girl she is!
O hiçbir şekilde kibar değil.She is by no means polite.
O, bize karşı çok kibar.She is very kind to us.
O kibarca bana selam verdi.She bowed to me politely.
Bana yolu gösterecek kadar kibardı.She was kind enough to show me the way.
O kibardır.She is kind.
Kibarca bana şehri gezdirdi.She kindly showed me around the city.
Benim için bagajımı taşıyacak kadar kibardı.She was kind enough to carry my baggage for me.
Bizim için çay yapacak kadar kibardı.She was kind enough to make tea for us.
Bana kasabayı gezdirecek kadar kibardı.She was kind enough to show me around the town.
O her zaman herkese karşı kibarca hareket eder.She always acts politely toward everybody.
Ben hastayken beni ziyaret etmen büyük kibarlıktı.It was very kind of you to visit me when I was ill.
Yaşlılarınıza karşı kibar olmalısınız.You must be polite to your elders.
Kibar görünüşlü yaşlı adam kalktı ve elini bana verdi.The gentle-looking old man got up and gave his hand to me.
Senin gibi olmasa bile en azından biraz daha kibar olmayı deneyebilirsin.You could at least try to be a bit more polite, even though it's not like you.
O bana karşı çok kibardı.He's been so nice to me.
Lütfen kibar ol.Please be polite.
O çok kibardır.He is very kind.
Din tarafından etkilenmediğinde insan yeterince kibar.Man is kind enough when he is not excited by religion.
Sen gerçekten çok kibarsın.You're really too kind.
O kibar bir insan.She's a kind person.
Ben kibarca selamladım.I bowed politely.
Tom çok kibar bir insandır.Tom is a very gentle person.
Basset tazıları kibar köpeklerdir.Basset hounds are gentle dogs.
Mary bebek kız kardeşine karşı çok kibardır.Mary is very gentle with her baby sister.
Japonlar genellikle kibardırlar.Japanese people in general are polite.
Tatoeba kullanıcıları kibardır.The users of Tatoeba are kind.
O çok kibar bir beyefendidir.He is a very gallant gentleman.
O, ona karşı kibar değildir. Aslında, o kimseye karşı kibar değildir.She isn't kind to him. In fact, she's not kind to anyone.
Kibar olmalısın.You must be polite.
Tom Mary'ye karşı kibardır.Tom is kind to Mary.
O çok kibar, onunla çalışmayı sevmemin nedeni bu.He's very nice, which is why I like working with him.
Tom kesinlikle kibardı.Tom certainly was polite.
Tom başıyla kibarca selamladı.Tom bowed politely.
Tom istememesine rağmen, Mary'yi partisine davet etmeyecek kadar çok kibardı.Even though Tom didn't want to, he was too polite not to invite Mary to his party.
Sita kibarca gülümsedi.Sita smiled pleasantly.
Brownlar kibar ve mutlu bir ailedir.The Browns are an elegant and happy family.
Bir toplantıda esnemek kibar değil.Yawning in a meeting is not polite.
Tom sadece kibarlaşıyordu.Tom was just being polite.
Tom kibarlaşıyordu.Tom was being polite.
Dün senin oğlununla karşılaştım ve o beni kibarca selamladı.I met your son yesterday and he greeted me politely.
Kyoko benim için valizimi taşıyacak kadar yeterince kibardı.Kyoko was kind enough to carry my baggage for me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod