İlk defa Moliere'in Kibarlık Budalası ile sahneye çıktı.Se joacă pentru prima dată piesa Mizantropul de Molière.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward e descris drept fermecător, politicos, hotărât, și foarte încăpățânat.
Lütfen kibar ol.Te rugăm să fii politicos.
Lütfen kibar ol.Vă rugăm să fiți politicos.
O, kibarlığından faydalandı.Ea a profitat de bunătatea lui.
O, kibarlığından faydalandı.El a profitat de amabilitatea ei.
Dördüncü şarkının sonunda Barrett beklenmedik bir şekilde kibarca gitarını yere bırakıp sahneden indi.A negyedik dal végén Barrett váratlanul, de udvariasan letette gitárját és elment.
Başarıyla baş edemedi, çok kibardı.Csak gratulálni tudok neki, nagyon bátor.
Edd Edd (İki D'li); oldukça akıllı, oldukça sessiz, oldukça kibar ve inanılmaz temizdir.Kedr: Kitűnően érzem magam, tökéletesen, tökéletesen, tökéletesen.
Bulanık, safkan büyücüler tarafından kullanılan ve hiç de kibar olmayan bir Muggle doğumlu lakabıdır.Itt Neville-t ügyefogyott, kissé feledékeny varázslótanoncnak ismerjük meg.
Kadınlara karşı nazik ve kibardır, Kadınlarla ilişkileri çok iyidir.A nőkkel szemben udvarias, tisztelettudó.
Çok kibar ve naziktir.Nagylelkű és kedves is volt.
Bu tarz bir insana karşı kibar olmaya gerek yok.Az ilyen fajta személlyel nem kell udvariaskodni.
Bu tarz bir insana karşı kibar olmaya gerek yok.Az ilyen fajta személlyel nem kell udvariasnak lenni.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edwardia kuvataan kirjoissa charmikkaaksi, kohteliaaksi, määrätietoiseksi ja erittäin itsepäiseksi.
Henry'nin en kibar arkadaşıdır.Hän on Henrin paras kaveri.
Bruce, hiç de kibar olmayan bir tavırla konuklarını malikaneden kovar.Se on siis kohtelias tapa pyytää vierasta lähtemään.
Genelde sakin, uslu ve kibardır.Yleensä erittäin iloinen ja kiltti.
O kibar görünüyor.Hän vaikuttaa ystävälliseltä.
Öğrenci bana yolu gösterecek kadar kibardı.Opiskelija oli niin ystävällinen, että näytti minulle tien.
Edi Gathegi, Laurent: James'in klanının en kibar üyesi.Έντι Γκάθεγκι ως Λοράν, ο πιο πολιτισμένος βρικόλακας της ομάδας του Τζέιμς.
Çok kibar ve naziktir.Είναι πολύ ευγενικός και καλόκαρδος.
Phileas Fogg, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği zengin ve kibar bir İngiliz beyefendisidir.Ο Φιλέας Φογκ ήταν ένας πλούσιος εκκεντρικός τζέντλεμαν, ο οποίος είχε πολλές φαεινές ιδέες.
Güney Rus lehçesi Kuzey Rus lehçesine oranla daha kibardır.Το βουνό είναι ευκολότερα προσβάσιμο από τη βόρεια Ρωσία.
İlk defa Moliere'in Kibarlık Budalası ile sahneye çıktı.Han optrådte første gang i tegnefilmsserien Max og Mule.
“Kibar kızlar” bu iki kafadarın elinde oyuncak olur.Disse to spillere er "høvdinge".
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Før en gjest begynner å snakke venter vedkommende høflig på at den nåværende taleren skal avslutte.
Libro de arte coquinaria adlı eseri daha rafine ve kibar bir yemek tarzını tanıttı.Hans Libro de arte coquinaria beskrev et mer forfinet og raffinert kjøkken.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.I bøkene og av Bella er Edward beskrevet som sjarmerende, høflig, bestemt og veldig sta.
Nazik ve kibar bir insandır." demiştir.«God og forfengelig mann.
Çok kibar ve naziktir.Og han er både snill og hjelpsom.
Dördüncü şarkının sonunda Barrett beklenmedik bir şekilde kibarca gitarını yere bırakıp sahneden indi.Di akhir lagu ke-4, Barrett tanpa disangka-sangka meletakkan gitarnya dengan sopan dan meninggalkan panggung.
Çok kibar ve naziktir.Sangat polos dan baik hati.
Ozan Doğulu) (Söz: Çiğdem Talu, Müzik: Melih Kibar) "Kalp Kalbe Karşı" (feat.Meskipun demikian, di dalam hatinya merasa sebagai seorang tumenggung yang berpatyung kebesaran.
Davies, kibarca bunu reddettiğini açıklamıştır.Welles menyangkal bahwa ia menyutradarainya.
Güney Rus lehçesi Kuzey Rus lehçesine oranla daha kibardır.Singa Selatan lebih ekspresif dibanding Singa Utara.
Edi Gathegi, Laurent: James'in klanının en kibar üyesi.Edi Gathegi trong vai Laurent, thành viên ôn hòa nhất trong nhóm của James.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward được miêu tả theo lời Bella là vô cùng quyến rũ, lịch thiệp, quyết đoán và cứng cỏi.
O genellikle kibardır ve böceklerden nefret eder.Cậu nói chung rất lịch sự, một chút vô dụng, và ghét côn trùng.
Sekizinci sezonda Rachel'a aşık olur ancak Rachel kibarca kendisinin aynı şekilde hissetmediğini söyler.Anh phải lòng Rachel trong mùa 8, nhưng Rachel tế nhị từ chối.
Bu türün vücut yapısı biraz daha kibardır.Cách tạo hình này đỡ nữ tính hơn một chút.
Yuri çok terbiyelidir ve kibardır.Justin thì tử tế và thông minh.
Davranışları son derece kibar, yaşamı da aynı ölçüde sadeydi.Diễn xuất của bà được khen ngợi vô cùng xuất sắc, và tầm cỡ của bà lại được nâng cao.
"Kibar Efendi", "Genç Efendi".「どん」の主人 若い主人。
Bununla birlikte günümüzde "hanımefendi" anlamında kibar bir hitap olarak tüm kadınlar için kullanılabilir.「貴婦人」の意味だが、現代では一般に女性を表す単語として使用される。
Nazik ve kibar bir insandır." demiştir.陽気で優しい人だから!」と。
Döbling kibar bir semtidir.振る舞いが礼儀正しい。
Tam bir kibarlık budalası olan Bay Collins Bennet kızları tarafından büyülenmiştir.スタンリー・コリンズ とても熱心なボーイスカウトの指導者。
Çok kibar ve naziktir.紳士的で優しい。
Bruce, hiç de kibar olmayan bir tavırla konuklarını malikaneden kovar.インドラたちは彼を丁寧にもてなし滞りなく送り出した。
Onlara sormamız lazım gibi kibarca nazlanılır.Bir dahaki seferde de olumlu cevap verilir.やわらかい食感が好評で、また来る時にとリクエストされることがあるという。
Genelde sakin, uslu ve kibardır.常に冷静で、穏やかで礼儀正しい。
Çok kibardır ona kötü davrananlara karşı bile saygılıdır.粗暴で、目上の人間に対しても態度が悪い。
Her zaman esprili ve kibardır.常に礼儀正しく友好的にすること。
Ozan Doğulu) (Söz: Çiğdem Talu, Müzik: Melih Kibar) "Kalp Kalbe Karşı" (feat.即是心(八識心王)及相應數法(五十一相應心所),有能緣之用。
Çok kibardır ona kötü davrananlara karşı bile saygılıdır.認同善良之人,糾彈惡逆之人。
Onlara sormamız lazım gibi kibarca nazlanılır.Bir dahaki seferde de olumlu cevap verilir.想幫助想要挑戰的女方,希望下次能夠更舒心的談話。
Yuri çok terbiyelidir ve kibardır.辛格和蔼和有礼貌。
Çok kibar ve naziktir.예의바르고 친절하다.
Türkçedeki önemli bir başka özellik, "siz" adılının kibar olarak 2. tekil kişiyi (sen) belirtmesidir.아나타(貴方 (あなた)) 한국어 ‘당신’의 용법과 비슷한 대표적인 2인칭 대명사이다.