Beni hastaneye kadar geçirmesi oldukça kibarcaydı.Он любезно сопроводил меня в больницу.
Zaman içinde Kibar Ana ile kızları ve damatları arasında eğlenceli ve komik maceralar başlar. ^Вместе с её 4 подружками-соседками начинаются весёлые приключения и смешные истории.
Nazik ve kibar bir insandır." demiştir.Это был скромный и благородный человек».
"Kibar Efendi", "Genç Efendi".Приезжает Городулин, «молодой важный господин».
Yapmacıklı bir kibar kişi olan Basilio odaya girer.Внезапно появляется Базилио, находящийся в добром здравии.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Понимает, что ради своих целей нужно хорошо относиться к людям, которых не любишь.
Davies, kibarca bunu reddettiğini açıklamıştır.Ну, Уралов вежливо так попросил её этого не делать.
Boone kibarca teklifi reddetti çünkü eşiyle yeni bir hayata başlamak istiyordu.Бернабо в итоге тоже отказался от этой идеи, потому что он предпочитал выдать дочь замуж за другого жениха.
Kendini şöyle nitelendirir: Çirkin, kaba, kibarlıktan hiç hoşlanmayan bir öğrenciydim.""يتحدثون عن فتىً كان طالبًا في سالامنكا، ذا عبقرية فذّة، بيد أنه لم يكن مهذّباً.
Kadınlara karşı nazik ve kibardır, Kadınlarla ilişkileri çok iyidir.بسبب شخصيتها الخجولة، هي مهذبة جدا عند التحدث مع الآخرين.
Çelebi Sultan: "Kibar-Şehzade".طارق سويد: "إرقدي بسلام".
Tom kibar birisidir.توم رجل لطيف .
Dördüncü şarkının sonunda Barrett beklenmedik bir şekilde kibarca gitarını yere bırakıp sahneden indi.Ao final da quarta música, Barrett inesperadamente, mas educadamente, tirou a guitarra e saiu do palco.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Antes de falar, cada convidado educadamente espera que outro convidado termine de falar.
Edi Gathegi, Laurent: James'in klanının en kibar üyesi.Edi Gathegi como Laurent, o mais civilizado membro do grupo.
Çok kibar ve naziktir.Bondoso e gentil.
O çok duygulu..çok kibar..ve çok iyi...ve çok da dostca.É Muito divertido, simpático e muito amigável.
O sadece kibar değil ayrıca dürüst.Ela não é apenas amável, mas também honesta.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward wordt in het boek door Bella beschreven als charmant, vriendelijk, vasthoudend en heel koppig.
Çok kibar ve naziktir.Hij is erg klein en beleefd.
Her zaman esprili ve kibardır.Hij was altijd erg vrolijk en beleefd.
Kibar bir vücut yapısı ve yukarıya yönelik bir ağzı vardır.De soort heeft een hoge lichaamsbouw en een bovenstandige bek.
Kibar Fahişeler, Honoré de Balzac'ın 1837'de yazdığı romanı.De film is gebaseerd op de gelijknamige roman van Honoré de Balzac uit 1831.
KSKY: DYS'nin kibar biçimdir.Reeves is dyslectisch.
O genellikle kibardır ve böceklerden nefret eder.Hij is doorgaans onhandig en houdt niet van vechten.
Onlara sormamız lazım gibi kibarca nazlanılır.Bir dahaki seferde de olumlu cevap verilir.De ene keer gebeurt dit met dik aangezette contouren, een volgende keer fijn aangezet.
Kendini şöyle nitelendirir: Çirkin, kaba, kibarlıktan hiç hoşlanmayan bir öğrenciydim.Hij wordt vooral omschreven als een plat, onbeschoft, onbeleefd en ongemanierd persoon.
Döbling kibar bir semtidir.De gesteltakken zijn witviltig behaard.
Sanırım o kibardır.Ik vind haar vriendelijk.
Daha kibar olmayı denemelisin.Je moet proberen beleefder te zijn.
Onlara karşı çok kibardı.Hij was heel beleefd tegen hen.
Ona karşı çok kibardı.Hij was heel beleefd tegen haar.
Şu andan itibaren sana karşı kibar olacağıma söz veriyorum.Ik beloof dat ik van nu af aan aardig tegen je zal zijn.
Jamal her zaman bana karşı çok kibardır.Jamal is altijd zo lief tegen mij.
Plağın arka yüzünde yine bir Kibar-Talu eseri "Sevda Olmasa" bulunuyordu.Na jej gładkiej krawędzi umieszczono napis „LIEBEN OHNE ZU BESITZEN” (kochać nie posiadając).
İlk defa Moliere'in Kibarlık Budalası ile sahneye çıktı.To tutaj po raz pierwszy zainscenizowano sztukę Moliera Les Fâcheux.
Müzikle olan profesyonel serüvenine Melih Kibar ile başladı.Jej przygoda z profesjonalną muzyką zaczęła się od przypadku.
Bu türün vücut yapısı biraz daha kibardır.Spód ciała jest nieco bardziej brudnobiały.
Kyosuke çok kibar bir genç ve iyi aile çocuğu örneğidir.Kyohei nie jest typem grzecznego i subtelnego młodzieńca.
Kibar Fahişeler, Honoré de Balzac'ın 1837'de yazdığı romanı.Ferragus – powieść Honoriusza Balzaka z 1833.
Film bir anlamda kibar hırsız Arsène Lupin öyküsüdür.Wyidealizowanym przykładem znanym z literatury jest wizytówka Arsène Lupina.
Asım Kibar (d.(Det var snällt av er.)
Çok kibar ve naziktir.Hövlig och vänlig.
Edward romanlarda Bella tarafından büyüleyici, kibar, kararlı ve oldukça inatçı olarak tasvir edilmektedir.Edward beskrivs av Bella som mycket vacker och tilldragande, men mystisk.
Dördüncü şarkının sonunda Barrett beklenmedik bir şekilde kibarca gitarını yere bırakıp sahneden indi.В кінці четвертої пісні Барретт неочікувано, але ввічливо відклав свою гітару і залишив сцену.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Розуміє, що заради своїх цілей потрібно добре ставитися до людей, яких не любиш.
Çok kibar ve naziktir.Вельми товариська та добродушна.
Erişim tarihi: 27 Aralık 2015. Birden fazla |arşivURL= ve |arşivurl= kullanıldı (yardım) ^ "Kibar Sig.27.02.2015. Коричневий цукор корисніший за білий. pogliad.ua.
Başarıyla baş edemedi, çok kibardı.Ти був добрим до них, можливо навіть занадто добрим.
Yuri çok terbiyelidir ve kibardır.Хідекі дуже добрий та чуйний.
Lütfen kibar ol.Будь ласка, будь ввічливим.
Lütfen kibar ol.Будь ласка, будь ввічливою.
1991 yılında, Melih Kibar bestelerinin ağırlıkta olduğu “Özledim” adlı albümü yaptı.У 1991 році він зробив альбом під назвою «Özledim», де Мелі Кибар в композиції були домінуючими.
Dördüncü şarkının sonunda Barrett beklenmedik bir şekilde kibarca gitarını yere bırakıp sahneden indi.Po čtvrté skladbě Barrett odložil kytaru a odešel z pódia.
Her zaman esprili ve kibardır.Buďte vždy svědomití a čestní.
Salınmadan, kibarca yürürdü.Po kohoutím kokrhání zmizela dočista.
Kibar Fahişeler, Honoré de Balzac'ın 1837'de yazdığı romanı.Originální název románu Plukovník Chabert Honoré de Balzaca z roku 1832.
Yine aynı yıl Melih Kibar ile tanıştı ve bir ekip olarak çalışmaya başladılar.Ve stejném roce byl přijat za člena SVU Mánes a začal spolupracovat s družstvem Artěl.
O genellikle kibardır ve böceklerden nefret eder.E sensibilă la mizerie și îi urăște pe pitici.
Çok kibar ve naziktir.Era atât de prietenoasă și amabilă. ...