Biim, herkesin görebileceği kanıtlarla kişisel önyargıların yerine geçer.♪ 誰でも確認できる確たる証拠に置き換えます。 ♪ 現実の世界の中に、本当の詩があります。
"Bildiğim kadarıyla kişisel ile ilgili olarak," Holmes göremiyorum "söylediği bu"마찬가지로 지금까지 당신이 개인적으로 걱정하는 한,"홈즈 내가 볼 수 없다 "언급 당신
"Bildiğim kadarıyla kişisel ile ilgili olarak," Holmes göremiyorum "söylediği bu"Per quanto si è personalmente interessato", ha sottolineato Holmes, "non vedo che voi
"Bildiğim kadarıyla kişisel ile ilgili olarak," Holmes göremiyorum "söylediği bu"ככל שאתה מעורב באופן אישי," אמר הולמס, "אני לא רואה אותך
"Bildiğim kadarıyla kişisel ile ilgili olarak," Holmes göremiyorum "söylediği bu"بقدر ما نشعر بالقلق لكم شخصيا ،" لاحظ هولمز ، "لا أرى أنك
"Bildiğim kadarıyla kişisel ile ilgili olarak," Holmes göremiyorum "söylediği buこの驚異的なリーグに対するあらゆる不満を持っている。
Bilemiyorum, bundan çıkarılacak dersler var - kişisel ve siyasi - ve bir anlamda, bunlar aynı şey.Našla by se tu, co já vím, nějaká poučení, osobní i politická - svým způsobem to je to samé.
Bilirsiniz, bazışeyler sadece zaman alır. Kendi kendimize ilerletmemiz kişisel büymelemerimiz.A veces tardas en cultivar tu grandeza personal.
Bilirsiniz, bazışeyler sadece zaman alır. Kendi kendimize ilerletmemiz kişisel büymelemerimiz.Bạn có biết, đôi khi nó chỉ mất một thời gian tu luyện của riêng của một người vĩ đại cá nhân.
Bilirsiniz, bazışeyler sadece zaman alır. Kendi kendimize ilerletmemiz kişisel büymelemerimiz.Câteodată durează mai mult să-ţi cultivi propria măreţie.
Bilirsiniz, bazışeyler sadece zaman alır. Kendi kendimize ilerletmemiz kişisel büymelemerimiz.U weet, soms duurt het slechts een tijdje om een eigen persoonlijke grootsheid te cultiveren.
Bilirsiniz, bazışeyler sadece zaman alır. Kendi kendimize ilerletmemiz kişisel büymelemerimiz.Včasih je potreben čas, da posameznik odkrije svoje odlike.
Bilirsiniz, bazışeyler sadece zaman alır. Kendi kendimize ilerletmemiz kişisel büymelemerimiz.Vlastnì to nìkdy trvá jen chvíli vypìstovat vlastní osobní velikost.
Bilirsiniz, bazışeyler sadece zaman alır. Kendi kendimize ilerletmemiz kişisel büymelemerimiz.Μερικές φορές θέλει λίγο μέχρι να ενεργοποιήσεις την μεγαλειότητα κάποιου.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Anda lihat, bisnis tidak dijalankan sebagai institusi, oleh kondisi khusus para individu.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Bedrijven worden niet gerund als instituten, door de eigenaardigheden van enkelingen.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Biznesów nie prowadzi się jako instytucji z cechami szczególnymi jednostek.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.아시는 것처럼 사업은 제도적으로 운영되지 않습니다. 각 개인의 특성에 따라 운영됩니다.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Las empresas no se dirigen como las instituciones, por la idiosincrasia de las personas.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Nézzétek, a cégek nem úgy működnek, mint az intézmények, nem az egyes emberek sajátossága mentén.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Os negócios não são geridos como instituições, pelas idiossincrasias de indivíduos.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Vedete, gli affari non sono gestiti come istituzioni, a seconda delle idiosincrasie dei singoli.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Vedeți dvs, afacerile nu sunt conduse ca și instituțiile, de către idiosincrasiile indivizilor.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Víte, firmy neprovozujeme jako instituce, podle výstředností jednotlivců.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Voyez-vous, les affaires ne sont pas dirigées comme des institutions, par les idiosyncrasies des individus.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Βλέπετε, οι επιχειρήσεις δεν λειτουργούν όπως τα ιδρύματα, από τις ιδιοσυγκρασίες των ατόμων.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Бизнес основан не на правилах управления организацией, а на особенностях действующих в нём лиц.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.Разбирате ли, фирмите не се управляват като институции, чрез собствения начин на мислене на индивидите.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.עסקים אינם מנוהלים כמוסדות, ע"י ההתנהגות היחודית של אנשים כאלה ואחרים.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.كما ترون، الأعمال لا تدار كمؤسسات ولكن بخصوصيات الأفراد
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.個人の特質で遂行される 要するに「好み」なんです
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Cá nhân tôi không đủ đức tin để làm một kẻ vô thần.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Eu personal nu am destulă încredere pentru a fi ateu.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Ich persönlich habe nicht genug Glauben, um ein Atheist zu sein.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Ja osobne nemám dosť viery k tomu, aby som bol ateista.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Já osobně nemám dost víry k tomu, abych byl ateista.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.저 개인적으로는 무신론자가 되기에는 믿음이 많이 부족합니다.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Nekem személy szerint nincs elég hitem ahhoz, hogy ateista legyek.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Osobiście nie mam wystarczająco wiary, aby być ateistą.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Personalmente non ho abbastanza fede per essere ateo.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Personnellement, je ne pense pas avoir assez de foi pour être athée.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Persoonlijk heb ik niet genoeg vertrouwen om een atheïst te zijn.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Saya secara pribadi tidak memiliki cukup iman untuk menjadi seorang atheis.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Yo personalmente no tengo la fe suficiente para ser un ateista.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Δεν έχω προσωπικά αρκετή πίστη για να είμαι αθεϊστής.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Лично аз нямам достатъчно вяра да бъда атеист.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Лично у меня не достаточно веры, чтобы быть атеистом.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Особисто в мене недостатньо віри для того, щоб бути атеїстом.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.לי אישית אין מספיק אמונה כדי להיות אתאיסט.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.أنا ليس لديّ الثقة الكافية لأصبح ملحداً.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.でもあなたは 無神論者かもしれません
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.2つの逸話があります、1つはカンボジアでのことです
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.Baru-baru ini, saya terlibat secara pribadi.
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.Erst kürzlich habe ich mich persönlich eingebracht.
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.Hace poco me involucré personalmente.
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.저는 이보다 좀 더 후에 개인적으로 참여했습니다.
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.Niedawno zaangażowałem się w to osobiście.
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.Onlangs raakte ik er persoonlijk bij betrokken.
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.Poi, un po' più recentemente, fui coinvolto di persona.
Biraz daha sonra, kişisel olarak bu konuyla ilgilendim.Tới gần đây, cá nhân tôi mới tham gia vào dự án