Ana içeriğe geç
Sözlük

kişisel ile cümle

kişisel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O kişisel bir eğitmen.He's a personal trainer.
Bu her kişi için kişisel bir karardır.This is a personal decision for every person.
Tom Mary'ye cevap vermeyi reddettiği bazı çok kişisel sorular sordu.Tom asked Mary some very personal questions that she refused to answer.
Bunu neden bu kadar kişisel alıyorsun?Why are you taking this so personally?
Bütün plân sadece onun kişisel görüşleri üzerine kurulu.The whole plan is only based on his personal opinions.
Sana cevap vermek istemeyebileceğin bazı kişisel sorular sormak zorundayım.I have to ask you some personal questions that you may not want to answer.
Tom benim kişisel yardımcım.Tom is my personal assistant.
Bu sadece benim kişisel görüşüm.That's just my personal opinion.
Biz onun kişisel hayatı hakkında az şey biliyoruz.We know little about his personal life.
Biz onun kişisel hayatı hakkında fazla şey bilmiyoruz.We don't know much about his personal life.
Kişisel yaşamı hakkında çok bilgimiz yok.We don't know much about her personal life.
Tom'un kişisel hayatı hakkında çok şey bilmiyoruz.We don't know much about Tom's personal life.
Tom bana kişisel bir soru sormak istediğini söyledi.Tom said he wanted to ask me a personal question.
Bu çok kişisel bir soru.That's a very personal question.
Size kişisel bir soru sormamın bir sakıncası var mı?Do you mind if I ask you a personal question?
Tom hiç kişisel hayatı hakkında konuşur mu?Does Tom ever talk about his personal life?
Sana kişisel bir şey sorabilir miyim?Can I ask you something personal?
Troy kişisel kazancı için konumunu kullanır.Troy uses his position for personal gain.
Bu kişisel bir şey değil, Tom.It's nothing personal, Tom.
Seninle kişisel bir şey hakkında konuşabilir miyim?Can I talk to you about something personal?
Tom kişisel eşyalarının hepsini sattı.Tom sold all of his belongings.
Okulda kişisel dijital yardımcıya izin verilmez.PDA is not allowed at school.
Benim İsa Mesih ile kişisel bir ilişkim var.I have a personal relationship with Jesus Christ.
Bu biraz kişisel.It's a little personal.
Birçok kişi, sosyal medya üzerinde çok fazla kişisel bilgi koyuyor.Many people put too much personal information on social media.
Tom, yakın kişisel ilişkilerden rahatsız.Tom's uncomfortable with close personal relationships.
Tom sadece bana kişisel bir şey söyledi.Tom just told me something personal.
Sen bunu kişiselleştiriyorsun.You're making this personal.
Kişisel almak zorunda değilsin.You don't have to get personal.
Bunu çok kişisel almayın.Don't take it so personally.
Sana çok kişisel bir şey söyleyebilir miyim?Can I tell you something very personal?
Bütün büyük yazarların kendi kişisel tarzları vardır.All great writers have their own personal styles.
O, kişisel bloğunda yaygın yanlış düşünceler üzerine olan makalesini yayınladı.She published her article on common misconceptions to her personal blog.
Bu sadece benim kişisel fikrim.That's only my personal opinion.
Bu benim kendi kişisel fikrim.That's my own personal opinion.
Tom kişisel hayatı hakkında benimle konuşmadı.Tom hasn't talked to me about his personal life.
Onları kişisel olarak tanıdın mı?Did you know them personally?
Onu kişisel olarak tanımıyorum.I don't know her personally.
Bu kişisel bir şey değil, Dan. Ben sadece işimi yapıyorum.It's nothing personal, Dan. I'm just doing my job.
Şeyleri kişisel olarak konuşmayı bırak, Tom.Stop taking things personally, Dan.
Herkesin kişisel özgürlük hakkı vardır.Everyone has the right to personal liberty.
Dan kişisel bilgiyi Linda'yla paylaştı.Dan shared personal information with Linda.
O kişisel bir görüş mü?Is that a personal opinion?
Bu kişisel bir konu.This is a personal matter.
Tom kişisel olarak tanıdığım Fransızca konuşabilen tek kişidir.Tom is the only person I personally know who can speak French.
Küçük kişisel bir iyilik isteyebilir miyim?Can I ask a small personal favor?
Kişisel Kurtarıcınız olarak İsa Mesih'i kabul ediyor musun?Do you accept Jesus Christ as your personal Savior?
Tom tüm kişisel eşyalarını küçük bir valize koydu.Tom put all his belongings in a small suitcase.
Tom'un kişisel asistanının bir kişisel asistanı var.Tom's personal assistant has a personal assistant.
İnternet senin kişisel ordun değildir.The Internet is not your personal army.
O, onun kişisel görüşüydü.That was his personal opinion.
Benim tek başına kişisel bir bilgisayarım var.I have a stand-alone personal computer.
Bizim anlaşma uyarınca o bana kişisel sorular sormaya son verdi.In accordance with our agreement, he stopped asking me personal questions.
O, Tom'un kişisel görüşüydü.That was Tom's personal opinion.
Bazı şeyler kişiseldir.Some things are personal.
Hiçbir kişisel çek kabul edilmeyecektir.No personal checks will be accepted.
Kişisel olarak Tom'u severim.I personally like Tom.
Sohbet daha kişiselleşti.The conversation got more personal.
O, onun kişisel yaşamı hakkında hiçbir şey bilmek istemiyordu.She didn't want to know anything about his personal life.
Patronumla kişisel konuları konuşmaktan imtina ederim.I avoid discussing personal subjects with my boss.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod