On iki adet arabayla, birçok kıyafetle ve Vehicle Enthusiast kişisel özelliği ile geldi.FLS включає 12 нових транспортних засобів, одяг та характеристику ентузіаст транспортних засобів.
1970'li yıllarda ilk kişisel sergisini açtı.Протягом 1970-х він опублікував першу збірку оповідань.
Çağlar’ın kişisel eşyalarına el konulması kesinleşmiş oldu.Була встановлена його причетність до «справи долгушенців».
Bu esnada grup hem kişisel hem de müzikal farklılar nedeniyle dağılmaya başladı.Як повідомлялося, це відбулося з особистих причин і через музичні розбіжності.
Ondan sonra politik olduğu kadar kişisel olanlar bizim seçimlerimize ışık tutabilir."Історична подія, яка сталася на наших очах, може мати далекосяжні наслідки … ".
Ayrıca ortak mülkiyetten kişisel mülkiyete doğru bir değişme olduğu ileri sürülmektedir.Ще більш дивно те, що склад коми також істотно змінюється.
Yetkililer olayın kaza değil, kişisel öç amaçlı olduğunu açıkladı.Друзі стверджують, що це не було самогубством, стався нещасний випадок.
Soyut resim çalışmaları yapan İlhan İrem zaman zaman kişisel resim sergileri açmaktadır.Ільхан Ірем, який робить твори абстрактного живопису, періодично відкриває персональні виставки живопису.
A.Ş.), Türk kişisel bakım ürünleri imalataçısı şirket.A.Ş) — це турецька компанія з виробництва засобів особистої гігієни.
Çoğunlukla tipik kişisel ya da ailesel migren geçmişi olan kimselerde meydana gelir.Často se vyskytují u lidí s osobní nebo rodinnou historií typických migrén.
KOrganizer, KDE için yazılmış kişisel bilgi yöneticisidir.KAddressBook je osobní adresář pro KDE.
Kişisel hak: Her kişinin yaşama hakkı vardır.1 říká: Každý má právo na život.
Müzede 160.000 kadar orijinal belge ve 5.700 kadar kişisel eşya sergilenir.V muzeu leží přes 160 000 originálních dokumentů a okolo 5 700 jiných předmětů.
Bu yalnızca kişisel bir sorun değil.Nejde však o osobní útok.
Bu, Microsoft tarafından kendi bünyesinde yapılan ilk kişisel bilgisayar oldu.Jednalo se o vůbec první osobní počítač, jenž byl vyroben Microsoftem.
AmigaOS, Amiga kişisel bilgisayarının işletim sistemidir.AmigaOS je nativní operační systém osobních počítačů Amiga.
Araç mürettebatı savunma için kişisel silahlarını kullanıyordu.K obraně posádky sloužily osobní zbraně (samopaly).
Weir yazmaya 20'li yaşlarında başladı ve yazdığı çalışmaları yıllarca kişisel sitesinde yayınladı.Weir začal psát kolem svých dvaceti let a všechny své výtvory publikoval na internetu.
Güney Dakota, ABD'deki en düşük kişisel vergi oranına sahip olan eyalettir.Jižní Dakota patří k nejméně zalidněným státům USA.
1993'te Aşağı Saksonya Başbakanı Gerhard Schröder'in kişisel büro müdürlüğüne başladı.Roku 1993 se pak stal vedoucím kanceláře tehdejšího premiéra Dolního Saska, Gerharda Schrödera.
Tanıştığı bu iki sanatçının ikisi de o zaman kendi kişisel sanat bakış açılarını aramaktadırlar.Jejich dvě děti inspirovali, proto se i oni zabývají uměním.
Buddy Bears (Dost ayıcık), kişisel olarak boyanmış, 2 metre boyunda bir ayı heykelidir.Buddy Bears jsou umělecky pomalované, dva metry vysoké umělohmotné odlitky medvědů.
Kişisel sebeplerden dolayı Geleceğe Dönüş serilerine devam etmedi.Z osobních důvodů se ke sboru již nevrátil.
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.Podpora vlastních schopností klienta.
1977 - Ev kullanımına uygun ilk pratik kişisel bilgisayar olan Apple II satışa sunuldu.1977 – Na pulty obchodů se dostal první sériově vyráběný počítač (Apple II).
Spielberg filmi fazla kişisel bulmadı.Spielberg vzal natáčení filmu velmi osobně.
Dünyanın en gelişmiş kişisel bilgisayar mikro işlemcilerinden biridir.Jedná se o jednu z nejpokrokovějších architektur mikroprocesorů.
Kişisel serveti 500 milyon ABD Doları civarındadır.Její jmění činilo něco okolo 500 milionů amerických dolarů.
İnsanlarla kişisel dokunuşu ile bilinir ve sık sık 'Halkın Kralı' olarak adlandırılır.Ve Finsku je považován za lidového hrdinu a často je označován jako král pašeráků.
AAT kimlik ve kişisellik üzerine kurulu, taşıma sistemleri ve duygu ve bağımlılık konularında kunllanılmıştır.Byla nasazena ve studiích identity a subjektivity, systémů městské dopravy a závislosti.
Kısa süre sonunda kişisel problemler nedeniyle buradan da ayrılmak zorunda kaldı.Odtud byl však brzy propuštěn pro psychické problémy.
Bu birleşme dünya'nın en büyük kişisel bakım ve koruyucu ürünleri şirketini yarattı.Sloučením vznikla největší společnost na světě zabývající se výrobky pro péči o tělo a domácnost.
Vâroluşun temel nedenini ve kişisel varlığın düzen yapısını oluşturur.O původu Jednoty bratrské a řádu v ní.
Sensörlerin, kişisel verileri paylaşması durumunda, anonimliği sağlaması gerekmektedir.V každém případě je však nutné zavázat se k dodržení anonymity.
Bazen şarkılarına kendi kişisel tecrübelerini aktarmıştır.Každý song představoval její osobní zkušenost.
Bu bilgilerin çoğu kişisel mahremiyete dahil olduğundan, bunlara erişimin denetlenmesi de hayatidir.Protože je JavaScript součástí většiny prohlížečů, existuje snaha o jeho zneužití.
Çünkü kişisel araç kullanımında düşüşler oldu ve pazarlar küçüldü.Lidé začali méně utrácet a firmám klesal odbyt.
Böylece, internet tam olarak kişiselleşti.Internetem je přímo unesena.
İlk kişisel sergisini 1910 yılında açtı.První vlastní salon otevřela roku 1910.
67 kişisel sergi açtı.Bylo vydáno 67 přetiskových provizorií.
Bununla birlikte yaklaşık 40 civarında kişisel bilgi-işlem yatırımı yapmıştır. ^ Wei, Coach K.Přesto do ní dál tečou peníze, iDnes.cz, 24.
Kişisel hayatı hakkındaki gizliliğini sürdürmeyi tercih ediyor.Pečlivě si střeží své soukromí.
Halen yazılarına kişisel blog sayfasında devam etmektedir.Články pravidelně publikuje ve svém blogu.
Ailesinin ve kişisel arkadaşlarının portrelerini yapmayı tercih ediyordu.Zpočátku pořizoval hlavně portréty svých přátel a příbuzných.
Ancak 1993'te kişisel nedenlerden dolayı gruptan ayrıldı.Definitivně ze skupiny odešel ze zdravotních důvodů v roce 2007.
Islak mendil, kişisel hijyen veya ev temizliği gibi temizleme amaçları için kullanılır.Taková umývárna slouží spíše k jednodušším akcím osobní hygieny, například k čištění zubů.
Ayrıca sosyal etkinliklere yer verilerek kişisel gelişimlerine katkı sağlanmaktadır.Na nerušeném místě se věnujete vlastní praxi osobního rozvoje.
Kişisel web sayfasıOsobní webové stránky .
O Fortuna, kadere ve Fortuna'ya, Roma mitolojisindeki tanrıça ve şansı kişiselleştirerek sitem eder.Mluví se v ní o osudu a o štěstí, to je zosobněno římskou bohyní Fortunou.
Bu alanda gerçekleştirilen faaliyetlerin %90'ı ise kişisel tüketimi karşılamak için gerçekleştirilmektedir.Přes devadesát procent návrhů, které odsud vzešlo bylo následně i realizováno.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.K tomu patřily i loupeže majetku obětí.
Ana madde: Outlook Mobile Outlook Mobile kişisel bir bilgi yöneticisidir.Outlook Mobile je osobní informační organizátor.
İtalya'da yaşadığı süre boyunca Maradona'nın kişisel sorunları arttı.Cu toate acestea, în timpul perioadei sale din Italia, problemele personale ale lui Maradona s-au înmulțit.
1918'de Wilson Almanya ile yapılan müzakereleri, ateşkes de dahil olmak üzere kişisel kontrolü altına aldı.În 1918, Wilson a preluat personal controlul negocierilor cu Germania, inclusiv de armistițiu.
1982 - Time dergisi yılın adamı listesi'ne ilk kez insan olmayan bir nesne girdi: Kişisel bilgisayar.1982: "Persoana Anului" desemnat de revista Time este pentru prima dată ne-umană, computerul personal.
Bundan sonraki birkaç sene boyunca Bennet ve Şah haftalık saatler süren kişisel konuşmalar yaparlar.În următorii ani, Bennett și Shah au avut discuții săptămânale private care durau cu orele.
Enfeksiyon kişisel hijyen ve temizlik kuralları ile etkili bir şekilde önlenebilir.Infecția poate fi prevenită cu eficacitate prin respectarea regulilor de igienă personală și salubritate.
Çoğunlukla tipik kişisel ya da ailesel migren geçmişi olan kimselerde meydana gelir.Ele apar frecvent la persoanele cu antecedente personale sau familiale de migrenă tipică.
Dovzhenko, 20 yıllık kariyeri boyunca sadece 7 filmi kişisel olarak yönetti.De-a lungul unei cariere de peste 20 de ani, Dovjenko a regizat personal numai 7 filme.
Müzik yazarken kişisel hikâyeler anlatmayı gerçekten düşünmüyorum.Nu prea mă gândesc la povestirea experiențelor personale atunci când compun muzică.