Kişisel başarı ve kişisel sorumlulukla ilgilenirler.Napędzają go osobiste interesy i osobiste dążenia ludzi.
Diğer namazlar kişisel olup, evde veya iş yerinde kılınabilir.Można się modlić indywidualnie, w rodzinie czy we wspólnocie.
SS'e katılarak, SS-Sturmbannführer (Binbaşı) rütbesi aldı ve Adolf Hitler'e kişisel bağlılık yemini etti.Uzyskał on stopień SS-Sturmbannführera i złożył osobistą przysięgę na wierność Adolfowi Hitlerowi.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Przechodziłem wtedy przez sprawy osobiste.
Melitta (Marisa Ramirez) – Lucretia'nın kişisel kölesi ve Oenomaus'un karısı.Melitta – Marisa Ramirez Osobista niewolnica Lukrecji, żona Oinomaosa.
Servis, ücretsiz paketinde 5 GB'lik bir kişisel depolama alanı sunmaktadır.W darmowym pakiecie ma do dyspozycji 5GB.
Genel olarak kişisel bilgisayarlar içindir.Ukazał się jedynie na komputery osobiste.
Ridley Scott yapımı, en kişisel filmi olarak tanımladı.Ridley Scott nazwał go swoim „najpełniejszym i najbardziej osobistym filmem”.
Makarov, Yuri'yi kişisel olarak tanıdığını ifşa eder ve buraya hiç gelmemeliydin der.Makarow wyjawia, że osobiście zna Jurija, mówiąc o nim jako byłym „przyjacielu”.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Dokonano także grabieży mienia ofiar.
Ayrıca fitness eğitmeni ve kişisel antrenörlük yapabilmektedir.Była również instruktorką fitness i trenerką personalną.
Ancak Poe, öyküyü, kişisel rakibi Thomas Dunn English'e cevaben yazmıştı.Poe napisał tę nowelę także jako odpowiedź swojemu osobistemu rywalowi Thomasowi Dunnowi Englishowi.
1901 yılında, Pablo Picasso'nun Paris'teki ilk kişisel sergisi de onun galerisinde açıldı.1901 – W Paryżu otwarto pierwszą wystawę prac Pabla Picassa.
Kişisel itibarı zedelenen Muhiddin, bir suskunluk dönemine girdi.M.in. można zabić osobę, która wtargnęła na prywatną posesję.
Kişisel Pasaport- Kişisel pasaportlar iki, beş veya on yıl geçerlidir.Terminy zapadalności obligacji skarbowych hurtowych to 1 rok, 2 lata, 5 lat i 10 lat.
Bu sırada grup üyeleri arasında sert kişisel problemler meydana geldi.Do problemów osobistych, doszły te zawodowe.
Kitap iki, çeşitli kişisel hikayelerden meydana gelir.W programie emitowane są 2 bądź 3 reportaże dotyczące różnych ludzkich spraw.
67 kişisel sergi açtı.Ukończyło 77 kolarzy.
Sosyal roller bizim kişisel kimliklerimizi etkilemektedir.Instytucje kultury wpływają na naszą osobowość.
Genel olarak 31 kişisel sergi düzenledi.W sumie grał tam 31 ligowych spotkań.
Kişisel savunmanızı çeşitli zırh ve teçhizatlarla yapılır.Kolekcjonuje różne bronie i artefakty.
Edge, on iki kezle kişisel olarak bu kemere en çok sahip olan güreşçidir.Edge zaś posiadał 12 razy to mistrzostwo – najwięcej indywidualnie.
Sezon sonu kişisel sebeblerle anterörlüğü bıraktı.Zakończył karierę z powodów personalnych.
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.Rozwijanie umiejętności behawioralnych.
1982 - Time dergisi yılın adamı listesi'ne ilk kez insan olmayan bir nesne girdi: Kişisel bilgisayar.1982 – Człowiekiem Roku tygodnika Time został komputer osobisty.
Microsoft Money Microsoft'un kişisel finans yazılımıdır.Microsoft Money to aplikacja produkcji Microsoftu, do zarządzania budżetem osobistym.
1981 - IBM ilk kişisel bilgisayarını piyasaya sürdü.1979 – IBM wprowadził na rynek pierwszy model komputera osobistego.
Bu esnada grup hem kişisel hem de müzikal farklılar nedeniyle dağılmaya başladı.Opuścił zespół z powodów osobistych oraz różnic na tle muzycznym.
Kişisel kariyeri ise kendi ülkesinde geçti.Karierę Gopane spędził tylko w kraju rodzinnym.
Kontact, KDE için kişisel bilgi yönetimi yazılımıdır.Kontact - program do zarządzania informacjami osobistymi.
Bugüne kadar 44 kişisel resim sergisi gerçekleştirdi ve birçok grup resim sergisine katıldı.Do dziś zachowały się 44 dzieła z tej serii i wiele szkiców.
Kesintiler yapıldıktan sonra, işçilerin çoğunluğu kişisel gelir vergilerinden muaftır.Wówczas niemal od prawie wszystkich zatrudnionych ściągano podatki.
Fakat kişisel hayatındaki bazı şahsiyetler için de zaman bulmuştur.W tym czasie znalazł szczęście w życiu osobistym.
Allen Iverson kişisel sebeperli yüzünden oynayamadı.Evan Longoria nie zagrał w meczu z powodu kontuzji.
1980 yılında kişisel nedenlerden ötürü, gruptan ayrıldı.W lipcu 2014 odszedł ze względu na problemy osobiste.
Lise eğitimindeki aksaklıklar ve kişisel isteksizliği yüzünden parlak bir eğitim hayatı olmadı.Urok osobisty i talent polityczny miały rekompensować brak wyższego wykształcenia.
Kişisel bir şarkı."Nie jako zbiór pojedynczych piosenek”.
Sözlü tarihin geleneksel biçimi kişisel yaşam öykülerinin saptanmasıdır.Tradycyjnym sposobem komunikacji jest rozmowa twarzą w twarz.
Bu tip kimlik doğrulama finansal ya da kişisel işlemler için önerilmez.A także, że nie będzie starać się o uzyskanie osobowości prawnej czy własnego majątku.
Hitler yönünden de kişisel bir şok oldu.Przed Hitlerem stanęły także krajowe problemy natury politycznej.
Bu sırada ilâhiyat konusundaki kişisel öğretilerini yaymaya başlamıştı.W tym czasie zaczęła również spisywać swoje osobiste przemyślenia na temat spraw duchowych.
1981: IBM (Personal Computer) kişisel bilgisayarlar piyasada.1983: Rozpoczęto sprzedaż komputera osobistego IBM PC/XT.
48.27 saniyelik kişisel en iyi derecesi, tüm zamanların en iyi dördüncü performansıdır.Wynik 44,46 to czwarty najlepszy wynik w historii Europy.
Bu başarı halen bu sporun en başarılı kişisel performansı olmaktadır.Jak później twierdziła, było to jej najbardziej niezapomniane sportowe osiągnięcie.
Otuzun üzerinde kişisel sergi açmıştır.Indywidualnie plasowała się tam w trzeciej dziesiątce.
Türkiye'nin birçok kentinde ve Almanya'da 25 kişisel, 55 karma sergiye katıldı.Wprowadzono w niej i 25 innych prowincjach stan klęski żywiołowej.
SDK, Mac kişisel bilgisayarları kullanıcıları için ücretsiz indirilebilir.Niestety, edytor nie jest dostępny dla użytkowników komputerów Mac.
KED = Kişisel en iyi derecesi "Women's High Jump Final".High Jump Women - Final (ang.).
Kişisel özgürlük demokrasinin ruhudur.Wolność osobista to istota demokracji.
Stafford'un kişisel yaşamı çoğu kez mutsuzlukla damgalanmıştı.Staffords personliga liv kantades ofta av svårigheter.
8 Mayıs 1933'te Gandi, Harijan hareketine destek olmak için 21 günlük kişisel arınma orucuna başladı.Den 8 maj 1933 inledde Gandhi en 21-dagars självreningsfasta för att hjälpa harijanrörelsen.
Bundan sonraki birkaç sene boyunca Bennet ve Şah haftalık saatler süren kişisel konuşmalar yaparlar.Under några år därefter hade Bennett och Shah varje vecka, privata samtal som varade i timmar.
2005'te Mack 10, Ice Cube ile yaşadığı kişisel sorunlar nedeniyle gruptan ayrıldı.2005 lämnade Mack 10 gruppen på grund av en konflikt med Ice Cube, och därefter upplöstes gruppen.
Bu yalnızca kişisel bir sorun değil.Här gällde det dock inte enbart personliga intressen.
Kişisel kimlik numarası (PIN) bir güvenlik parolasıdır.Personal identification number (PIN-kod) är en personlig säkerhetskod som utgörs av numeriskt lösenord.
Ama ben kişisel bakıyorum.Och han tar det personligt...
Kişisel Tanrılar Brahman'ın farklı isimlerdeki görünümleridir.Inom vissa riktningar ses dock gudarna bara som olika uppenbarelser av Brahman.
Commodore 64, tüm zamanların en çok satan kişisel bilgisayar (Home Computer) modeli.Commodore 64 är fortfarande den mest sålda datorn.
Apple II büyük bir başarı kazanarak 1970'lerde ve 1980'lerin başında en çok satan kişisel bilgisayar olmuştur.Apple II var en av de mest populära persondatorerna under sent 1970-tal och fram till tidigt 1990-tal.
Kişisel olarak Wolfram & Hart'ın Angel ile ilgili olan projelerini yönetir.Han tar också särskilt ansvar för Wolfram & Harts planer för Angel.