"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."No, na moje presenečenje in veselje, vse je bilo kot desni kot je mogoče.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Nos, az én meglepetés és öröm, minden volt jobb, mint lehetséges.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Nou, tot mijn verbazing en vreugde, alles was zo goed als mogelijk te maken.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."No, yllätyksekseni ja ilahduttaa, kaikki oli mahdollisimman oikein.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Nun, zu meiner Überraschung und Freude, alles war so richtig wie möglich.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Vâng, bất ngờ và thỏa thích của tôi, tất cả mọi thứ đã được như đúng là có thể.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Yah, saya terkejut dan gembira, semuanya sebagai hak mungkin.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Λοιπόν, για να έκπληξη και χαρά μου, όλα ήταν όπως ακριβώς γίνεται.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Е, за моя изненада и радост, всичко е възможно най-право, както е.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Ну, к моему удивлению и удовольствию, все было так как это возможно.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Ну, на мій подив і задоволення, все було так як це можливо.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."ובכן, להפתעתי ולשמחתי, הכל היה נכון ככל האפשר.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."حسنا ، لدهشتي والبهجة ، والحق في كل شيء ممكن.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı.テーブルは、私のための準備に着手し、ダンカン氏ロスは、私が得たことを確認するためにそこであった
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.Căsătoria poate fi ceva bun: poate fi o sursă de bucurie, dragoste și sprijin reciproc.
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.Eine Ehe kann etwas Gutes sein. Sie kann eine Quelle der Freude, Liebe und gegenseitiger Unterstützung sein.
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.Ett äktenskap kan vara en bra sak; det kan vara en källa till glädje och kärlek och ömsesidigt stöd.
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.결혼을 물론 좋은 것일 수 있습니다. 기쁨과 사랑의 원천이 되며 서로 지지해 줄 수도 있습니다.
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.Un mariage peut être une bonne chose ; il peut être une source de joie, d'amour, de support mutuel.
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.Un matrimonio puede ser una cosa buena; puede ser fuente de alegría amor y apoyo mutuo.
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.Брак может быть прекрасным — источником радости, любви и взаимной поддержки.
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.الزواج ممكن أن يكون شيء جيد. من الممكن أن يكون مصدر للسعادة والحب والإهتمام المشترك،
Evlilik güzel olabilir; keyif, sevgi ve karşılıklı destek için bir kaynak olabilir.喜びや愛 助け合いの元となり得ます ではなぜ女の子に結婚願望を抱かせ
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.Ik zeg: "Ik vond je film mooi. Daarom."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.J'ai dit : "J'ai aimé votre film. Voilà pourquoi."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.E io gli rispondo: "Mi piacciono i tuoi film. Ecco perché."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.Eu zic, "Mi-a placut filmul tau. De aia."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de."Gostei do teu filme. É por isso".
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.Ich sagte: "Mir hat dein Film gefallen. Deshalb."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.Ja na to: "Dlatego, że podobał mi się twój film".
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de."당신 영화를 좋아하기 때문이죠" 라고 말하고 싶네요.
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.Tôi nói, "Vì tôi yêu thích bộ phim này."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.Vravím mu, "Páčil sa mi tvoj film. Preto."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.Yo digo: "Me gustó mucho tu película. Por eso".
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.А аз казвам: "Хареса ми филмът ви. Затова."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.Я отвечаю, 'Мне понравился твой фильм. Вот почему.'
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.אני אומר לו, "נהנתי בסרט שלך. זאת הסיבה."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.فأجيب "لأنني استمتعت بمشاهدة فيلمك٬ وهذا هو السبب."
"Filminizi keyifle izledim de ondan," diyorum ben de.写真に写っているのは ハエ
Garip bir şey oluyor. Keyif görünürde kıvamlanmış bir sıra gelen değişik şeyler tarafından.Dus genot lijkt getemperd door een heleboel andere dingen die binnenkomen.
Gerçek yemek yiyin. iyi, hatta daha iyi yemeye devam ederken, yemeklerden hala keyif alabiliriz.Eet echt voedsel.
Gerçek yemek yiyin. iyi, hatta daha iyi yemeye devam ederken, yemeklerden hala keyif alabiliriz.Igazi ennivalót. A továbbiakban is élvezhetjük ételeinket, és jól is ehetünk, és még jobban is ehetünk.
Gerçek yemek yiyin. iyi, hatta daha iyi yemeye devam ederken, yemeklerden hala keyif alabiliriz.진짜 음식을 드세요. 계속 음식을 즐기고 잘 먹도록 하세요. 우리는 훨씬 더 좋은 식생활을 만들수 있습니다.
Gerçek yemek yiyin. iyi, hatta daha iyi yemeye devam ederken, yemeklerden hala keyif alabiliriz.Syö oikeaa ruokaa. Voimme edelleen nauttia ruoasta, syödä hyvin, ja syödä jopa paremmin.
Gerçek yemek yiyin. iyi, hatta daha iyi yemeye devam ederken, yemeklerden hala keyif alabiliriz.To opravdové. Stále si můžeme pochutnávat a jíst dobře a jíst dokonce ještě lépe.
Gerçek yemek yiyin. iyi, hatta daha iyi yemeye devam ederken, yemeklerden hala keyif alabiliriz.طعام حقيقي يمكننا الاستمتاع وتناول طعام صحيّ في وقتٍ واحد بإمكاننا أن نتغذى بشكل أفضل
Gerçek yemek yiyin. iyi, hatta daha iyi yemeye devam ederken, yemeklerden hala keyif alabiliriz.我々は食事の事を楽しみ続けて、より健康的に 食べる事も可能なのだ 好きな材料を探し続けて、好きな食事について
Gerçek yemek yiyin. iyi, hatta daha iyi yemeye devam ederken, yemeklerden hala keyif alabiliriz.食真正嘅食物 我哋可以繼續享受食物,繼續食得好 而且可以食得更有益
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Anda dapat lihat dia sangat menyenangi kunjungan matematis kami ke Alhambra.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Como pueden ver, está realmente disfrutando de nuestro viaje matemático a la Alhambra.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Je kan zien dat hij echt geniet van onze wiskundige reis naar het Alhambra.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.그는 알함브라의 수학적 테마에 대한 휴가를 정말로 즐기고 있죠.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Láthatják, hogy mennyire élvezi az Alhambra-ba tett matematikai utazásunkat.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Podoba mu się wycieczka do Alhambry.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Puteţi vedea că îi place călătoria noastră matematică la Alhambra.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Vedete quanto gli piace la nostra gita matematica all'Alhambra.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Vous voyez qu'il adore notre balade pour matheux à l'Alhambra.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Wie Sie sehen, hat er viel Freude an unserem mathematischen Ausflug zur Alhambra.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Βλέπετε πως διασκεδάζει στο μαθηματικό μας ταξίδι στην Αλάμπρα.
Gördüğünüz gibi kendisi Alhambra'daki gezimizden oldukça keyif alıyor.Виждате, че наистина се радва на математическото ни пътуване до Алхамбра.