keyif ile cümle

keyif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?Quando è stata l'ultima volta che avete apprezzato solo la voce del vostro amico?
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?Wanneer genoot je laatst van enkel de stem van je vriend?
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?Πότε ήταν η τελευταία φορά που πραγματικά απολαύσατε απλά τη φωνή ενός φίλου σας;
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?Вы помните, когда просто наслаждались голосом вашего друга?
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?Кога за последен път сте се наистина радвали само на гласа на вашия приятел?
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?Коли ви востаннє дійсно насолоджувались просто голосом свого друга?
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?מתי בפעם האחרונה נהניתם רק להקשיב לקולו של חבר?
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?متى آخر مرة أستمتعت بها بالإستماع إلى صوت صديق
En son ne zaman gerçekten bir arkadaşınızın sadece sesini duymaktan keyif aldınız?心から楽しんだのは いつですか? これが私が行っている プロジェクトです
Erkekler için bir keyif.Se stimuloi ja rentouttaa.
Erkekler için bir keyif.-Vilka laster får kvinnor hålla sig med?
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Admir arhitectura vechilor biserici.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Adoro visitare le vecchie chiese.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Alte Kirchen sind so schön anzuschauen.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum. Eski Ahit'in sayfalarını karıştırmaktan zevk alıyorum."líbí se mi staré kostely, rád listuju Starým zákonem."
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum. Eski Ahit'in sayfalarını karıştırmaktan zevk alıyorum."lubię oglądać stare kościoły i wertować Stary Testament".
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum. Eski Ahit'in sayfalarını karıştırmaktan zevk alıyorum."Я люблю смотреть на старые церкви и иногда перелистывать Старый Завет.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Gosto mesmo de olhar para igrejas antigas.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Ik bezichtig graag oude kerken.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Jag gillar verkligen att titta på gamla kyrkor.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.J'aime vraiment visiter les vieilles églises.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Jeg kan virkelig godt lide at kigge på gamle kirker.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.유서 깊은 교회를도 좋아하고
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Mám rád staré kostoly.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Me gusta ver los templos antiguos.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Nagyon szeretek régi templomokat nézegetni.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Rad si ogledujem stare cerkve.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Saya senang melihat gereja-gereja tua.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Tôi thực sự thích nhìn những nhà thờ cổ.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Μ' αρέσει να βλέπω παλιές εκκλησίες.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Страшно обичам да разглеждам стари църкви.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Я насолоджуюся спогляданням старих церков.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.אני מאוד אוהבת להתבונן בכנסיות ישנות.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.احب النظر الى الكنائس القديمة.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.旧約聖書を読むのは楽しい」
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Az okozókeresés folyamata abból a tényből származik, hogy szeretjük az ilyen filmeket.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Il nostro processo di agenticità viene dal fatto che possiamo goderci film come questi.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.우리의 행위자성 프로세스는 우리가 이런 영화들을 즐길 수 있다는 사실에서 기인하죠.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Naše "hledání činitelů" pramení z toho, že si dokážeme užít filmy jako jsou tyto.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Náš proces nosičnosti pochádza z faktu, že si užívame filmy ako tieto.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Nasza agentyfikacja jest następstwem faktu, że możemy dobrze się bawić oglądając tego typu filmy.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Notre process d'agenticité vient du fait que nous pouvons apprécier des films comme ceux là.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Nuestro proceso de agenticidad viene del hecho de que podemos disfrutar de estas películas.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.O nosso processo de agenticidade provém do facto de podermos apreciar esses filmes.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Ons agenticiteitsproces maakt dat we kunnen genieten van films als deze.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Procesul nostru prin care avem tendința să insuflăm modele vine din faptul că ne pot plăcea filme ca acestea.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Quá trình tác nhân hóa của chúng ta đến từ việc ta có thể cảm nhận những bộ phim như thế này.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Toimijahakuisuutemme johtuu siitä, että nautimme tällaisista elokuvista.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Unser Akteurhaftigkeits-Prozess kommt daher, dass wir Filme wie diese hier genießen können.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Vår agentivitet process kommer av det faktum att vi kan njuta av filmer som de här.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Vores 'agenticitet' process stammer fra det faktum at vi kan nyde film som denne.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Процесът ни за уточняване на средствата произлиза от факта, че можем да се наслаждаваме на филми като тези.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.תהליך הסוכניות שלנו נובע מהעובדה שאנחנו יכולים להנות מסרטים כמו אלה.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.عملية التوكل لدينا تأتي من واقع اننا نستمتع بافلام كهذه
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.こんな映画が面白いのです 要するに 状況が想像ができるので
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Bay lòng vòng thôi cũng sảng khoái rồi.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.C'est un très grand plaisir de voler.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Det är ett mycket stort nöje att flyga runt.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Det er en stor glæde at flyve rundt.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Es ist ein sehr großes Vergnügen herumzufliegen.

İlgili Sayfalar