Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Saya senang melihat gereja-gereja tua.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Tôi thực sự thích nhìn những nhà thờ cổ.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Μ' αρέσει να βλέπω παλιές εκκλησίες.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Страшно обичам да разглеждам стари църкви.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.Я насолоджуюся спогляданням старих церков.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.אני מאוד אוהבת להתבונן בכנסיות ישנות.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.احب النظر الى الكنائس القديمة.
Eski kiliselere bakmaktan keyif alıyorum.旧約聖書を読むのは楽しい」
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Az okozókeresés folyamata abból a tényből származik, hogy szeretjük az ilyen filmeket.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Il nostro processo di agenticità viene dal fatto che possiamo goderci film come questi.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.우리의 행위자성 프로세스는 우리가 이런 영화들을 즐길 수 있다는 사실에서 기인하죠.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Naše "hledání činitelů" pramení z toho, že si dokážeme užít filmy jako jsou tyto.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Náš proces nosičnosti pochádza z faktu, že si užívame filmy ako tieto.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Nasza agentyfikacja jest następstwem faktu, że możemy dobrze się bawić oglądając tego typu filmy.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Notre process d'agenticité vient du fait que nous pouvons apprécier des films comme ceux là.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Nuestro proceso de agenticidad viene del hecho de que podemos disfrutar de estas películas.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.O nosso processo de agenticidade provém do facto de podermos apreciar esses filmes.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Ons agenticiteitsproces maakt dat we kunnen genieten van films als deze.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Procesul nostru prin care avem tendința să insuflăm modele vine din faptul că ne pot plăcea filme ca acestea.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Quá trình tác nhân hóa của chúng ta đến từ việc ta có thể cảm nhận những bộ phim như thế này.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Toimijahakuisuutemme johtuu siitä, että nautimme tällaisista elokuvista.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Unser Akteurhaftigkeits-Prozess kommt daher, dass wir Filme wie diese hier genießen können.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Vår agentivitet process kommer av det faktum att vi kan njuta av filmer som de här.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Vores 'agenticitet' process stammer fra det faktum at vi kan nyde film som denne.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Процесът ни за уточняване на средствата произлиза от факта, че можем да се наслаждаваме на филми като тези.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.תהליך הסוכניות שלנו נובע מהעובדה שאנחנו יכולים להנות מסרטים כמו אלה.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.عملية التوكل لدينا تأتي من واقع اننا نستمتع بافلام كهذه
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.こんな映画が面白いのです 要するに 状況が想像ができるので
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Bay lòng vòng thôi cũng sảng khoái rồi.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.C'est un très grand plaisir de voler.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Det är ett mycket stort nöje att flyga runt.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Det er en stor glæde at flyve rundt.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Es ist ein sehr großes Vergnügen herumzufliegen.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Este o mare plăcere sa zbori pe undeva.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Es un gran placer dar ese paseo.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.É um prazer tremendo poder voar.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.È veramente una goduria volare in giro.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Het is een groot genot om rond te vliegen.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Je velmi potěšující se takhle proletět.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.날아 다닌다는 것은 아주 굉장한 즐거움입니다.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Örömteljes repülni rajta.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Salah satu kebahagiaan adalah terbang.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.To duża frajda, polatać sobie dookoła.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Το να πετάς είναι απόλαυση.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Летать туда-сюда — замечательное ощущение.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.Удоволствието да летиш наоколо е много голямо.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.זה תענוג עצום לעוף מסביב
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.إنها لمتعة كبيرة أن تحوم بها.
Etrafta uçuşmak büyük bir keyif.こういったことが組み合わさって
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Beh, con mia sorpresa e gioia, tutto era come destra possibile.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Bem, para minha surpresa e alegria, tudo era tão certo quanto possível.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Bueno, para mi sorpresa y alegría, todo fue tan bien como sea posible.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Eh bien, à ma grande surprise et la joie, tout était aussi droite que possible.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Ei bine, spre surprinderea mea si incantare, totul era la fel de drept ca posibil.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Ja, till min förvåning och glädje, allt var så rätt som möjligt.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."글쎄, 내 놀라움과 기쁨을 모든 가능한 맞았어요.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."Nå, til min overraskelse og glæde, alt var som højre som muligt.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."No cóż, ku mojemu zdziwieniu i radości, wszystko było jak w prawo.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."No, k mému překvapení a potěšení, všechno bylo jako pravé je to možné.
"Evet, benim için sürpriz ve keyif için, her şeyi mümkün olduğu kadar haklıydı."No, na moje prekvapenie a potešenie, všetko bolo ako pravé, ako je to možné.