Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Khi kẻ thù_nghịch con sa_ngã , chớ vui_mừng ; Lúc nó bị đánh_đổ , lòng con đừng hớn_hở ;
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.네 원수가 넘어질 때에 즐거워하지 말며 그가 엎드러질 때에 마음에 기뻐하지 말라
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Ko pade sovražnik tvoj, ne veseli se, in ko se zgrudi, ne radúj se srce tvoje;
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Mikor elesik a te ellenséged: ne örülj; és mikor megütközik: ne vígadjon a te szíved,
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Når din fiende faller, må du ikke glede dig, og når han snubler, må ikke ditt hjerte fryde sig,
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Neraduj sa, keby padol tvoj nepriateľ, a keby klesol, nech neplesá tvoje srdce,
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Non ti rallegrare per la caduta del tuo nemico e non gioisca il tuo cuore, quando egli soccombe
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.No te alegres cuando caiga tu enemigo; y cuando tropiece, no se regocije tu corazón
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Nu te bucura de căderea vrăjmaşului tău, şi să nu ţi se veselească inima cînd se poticneşte el,
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Quando cair o teu inimigo, não te alegres, e quando tropeçar, não se regozije o teu coração;
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Wees niet blij wanneer je vijand ten val komt, voel geen vreugde wanneer hij struikelt.
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Εις την πτωσιν του εχθρου σου μη χαρης και εις το ολισθημα αυτου ας μη ευφραινεται η καρδια σου
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Не радуйся, когда упадет враг твой, и да не веселится сердце твое, когда он споткнется.
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.Не се радвай когато падне неприятелят ти, И да се не весели сърцето ти, когато се подхлъзне той.
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.בנפל אויביך אל תשמח ובכשלו אל יגל לבך׃
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.لا تفرح بسقوط عدوك ولا يبتهج قلبك اذا عثر.
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.你 仇 敵 跌 倒 、 你 不 要 歡 喜 . 他 傾 倒 、 你 心 不 要 快 樂
Düşmanın düşüşüne keyiflenme, Sendelemesine sevinme.你 仇敵 跌倒 、 你 不 要 歡喜 . 他 傾倒 、 你 心不 要 快樂
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty a já říkáme, to je naše neděle v kostele.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty dan saya sering berkata ke sinilah kami pergi ke gereja pada hari Minggu.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty e io, ci piace dirlo, la Domenica andiamo in chiesa qui.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty en ik zeggen graag dat dit onze kerk is.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty és én szívesen mondjuk, hogy vasárnap ez az a hely, ahova templomba járunk.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty et moi, nous nous plaisons à dire que le dimanche, c'est là que nous allons à l'église.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty i ja mówimy: "Tutaj w niedzielę chodzimy do kościoła."
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty och jag brukar säga att om söndagarna är det hit vi går till kyrkan.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty und ich, wir sagen gern am Sonntag gehen wir in die Kirche.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty và tôi, chúng tôi thường đùa rằng, đây là nhà thờ chúng tôi đến mỗi Chủ nhật
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Dusty y yo, nos gusta decirlo, aquí es a donde vamos a misa el domingo.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.때문에 저와 제 아내 더스티는, 진정 찬미해야 할 대상이 바로 여기 있다고 생각합니다.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.la cucută, cedri şi brazi. Dusty şi cu mine, ne place să spunem, duminica aici mergem la biserică.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Om søndagen når vi går til kirke, plejer Dusty og jeg at sige,
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Spolu s mojou ženou Dusty hovorievame, že sem chodíme v nedeľu do kostola.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Tässä kirkossa Dusty ja minä käymme sunnuntaisin.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Στη Ντάστυ και σε μένα, αρέσει να λέμε πως τις Κυριακές εκεί εκκλησιαζόμαστε.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.Дасти и я, дорогой в церковь по воскресеньям... нам нравится рассуждать..
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.С Дъсти обичаме да казваме, ето къде ходим на църква в неделя.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.דאסטי ואני אוהבים לומר שזאת הכנסיה אליה אנחנו הולכים בימי ראשון.
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.أنا و دستي، نحب أن نقول أن هذا بمثابة زيارة الكنيسة يوم الأحد بالنسبة لنا
Dusty ve benim, Pazar günleri keyifle gittiğimiz kilise işte burasıdır.私はこの原生林に惚れ込んでいます
Eğer çaba gösterirseniz gerçekten ama gerçekten, bu dersin içeriğinden keyif alacaksınız.Als je de moeite erin stopt zul je echt blij zijn met wat je er voor terug krijgt.
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Ako sem se veselil nesreče sovražilca svojega in se vzradoval, ko ga je zadelo zlo
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,ak som sa radoval záhube svojho nenávistníka a bol som vzrušený radosťou, že ho stihlo zlé -
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Als ik blij ben geweest over het ongeluk en de tegenslagen van mijn vijand
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Belum pernah aku bersenang karena musuhku menderita, atau bersukacita karena ia mendapat celaka
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Dacă m'am bucurat de nenorocirea vrăjmaşului meu, dacă am sărit de bucurie cînd l -a atins nenorocirea,
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Ha örvendeztem az engem gyûlölõnek nyomorúságán, és ugráltam örömömben, hogy azt baj érte;
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Har jag glatt mig åt min fiendes ofärd och fröjdats, när olycka träffade honom?
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Har jeg gledet mig ved min fiendes uferd og jublet når ulykken rammet ham?
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Ho gioito forse della disgrazia del mio nemico e ho esultato perché lo colpiva la sventura
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Jeźliżem się weselił z upadku nienawidzącego mię, a jeźlim się cieszył, gdy mu się źle powodziło.
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,내가 언제 나를 미워하는 자의 멸망을 기뻐하였으며 그의 재앙 만남을 인하여 기운을 뽐내었던가
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Nếu tôi có vui mừng vì cớ tàn hại kẻ ghét tôi, Và hứng lòng khi tai vạ giáng cho nó;
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Nếu tôi có vui_mừng vì cớ tàn_hại kẻ ghét tôi , Và hứng lòng khi tai_vạ giáng cho nó ;
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Olenko iloinnut vihamieheni vahingosta, riemusta hykähtänyt, kun häntä onnettomuus kohtasi?
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Radoval-li jsem se z neštěstí toho, kterýž mne nenáviděl, a plésal-li jsem, když se mu zle vedlo?
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Se me regozijei com a ruína do que me tem ódio, e se exultei quando o mal lhe sobreveio
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Si j`ai été joyeux du malheur de mon ennemi, Si j`ai sauté d`allégresse quand les revers l`ont atteint,
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Si me he alegrado por el infortunio del que me aborrece, o me regocijé cuando le alcanzó el ma
‹‹Eğer düşmanımın yıkımına sevindim, Başına kötülük geldi diye keyiflendimse,Var min Avindsmands Fald min Glæd jubled jeg, når han ramtes af Vanheld