Ana içeriğe geç
Sözlük

ket ile cümle

ket kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.Vậy , họ chế ê - phót bằng kim_tuyến , chỉ tím , đỏ điều , đỏ sặm , và vải gai đậu mịn .
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.Vậy, họ chế ê-phót bằng kim tuyến, chỉ tím, đỏ điều, đỏ sặm, và vải gai đậu mịn.
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.Και εκαμε το εφοδ εκ χρυσιου, εκ κυανου και πορφυρου και κοκκινου και βυσσου κεκλωσμενης.
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.И сделал ефод из золота, из голубой, пурпуровой и червленой шерсти и из крученого виссона;
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.Направи ефода от злато, синьо, мораво, червено и препреден висон.
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.ויעש את האפד זהב תכלת וארגמן ותולעת שני ושש משזר׃
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.فصنع الرداء من ذهب واسمانجوني وارجوان وقرمز وبوص مبروم.
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.他 用 金 線 和 藍 色 紫 色 朱 紅 色 線 、 並 撚 的 細 麻 作 以 弗 得
Efodu altın sırmayla lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptılar.他 用 金線 和 藍色 紫色 朱紅色 線 、 並撚 的 細麻 作 以 弗得
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.A keď sa nahnul, videl povoje ležať, ale nevošiel.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.A nachýliv se, uzřel prostěradla položená, ale však tam nevšel.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.A nachyliwszy się, ujrzał leżące prześcieradła; wszakże tam nie wszedł.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.Chinatosi, vide le bende per terra, ma non entrò
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.e, abaixando-se viu os panos de linho ali deixados, todavia não entrou.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.És lehajolván, látá, hogy ott vannak a lepedõk; mindazáltal nem megy vala be.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.guckt hinein und sieht die Leinen gelegt; er ging aber nicht hinein.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.Ia menengok ke dalam kuburan dan melihat kain kafan terletak di situ, tetapi ia tidak masuk
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.in sklonivši se, ugleda platnene povoje, da leže; toda ne vstopi.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.Ja kun hän kurkisti sisään, näki hän käärinliinat siellä; kuitenkaan hän ei mennyt sisälle.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.구푸려 세마포 놓인 것을 보았으나 들어가지는 아니하였더니
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.Người cúi xuống , thấy vải bỏ dưới đất ; nhưng không vào .
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.Người cúi xuống, thấy vải bỏ dưới đất; nhưng không vào.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.Och när han lutade sig ditin, så han linnebindlarna ligga där; dock gick han icke in.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.og da han bøide sig ned, så han linklærne ligge der; men han gikk ikke inn.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.Og da han kiggede ind, ser han Linklæderne ligge der, men gik dog ikke ind.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.S'a plecat şi s'a uitat înlăuntru, a văzut făşiile de pînză jos, dar n'a intrat.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.s`étant baissé, il vit les bandes qui étaient à terre, cependant il n`entra pas.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.Y cuando se inclinó, vio que los lienzos habían quedado allí; sin embargo, no entró
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.και παρακυψας βλεπει κειμενα τα σαβανα, δεν εισηλθεν ομως.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.И, наклонившись, увидел лежащие пелены; но не вошел во гроб .
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.І нахилившись, бачить, що лежить полотно, та не ввійшов.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.וישקף אל תוכו וירא את התכריכין מנחים אך לא בא פנימה׃
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.وانحنى فنظر الاكفان موضوعة ولكنه لم يدخل.
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.低 頭 往 裡 看 、 就 見 細 麻 布 還 放 在 那 裡 . 只 是 沒 有 進 去
Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.低 頭往裡 看 、 就 見細 麻布 還 放在 那 裡 . 只是 沒有進去
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››A dáno jest jí, aby se oblékla v kment čistý a stkvoucí, a ten kment jsouť ospravedlňování svatých.
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››I dano jej, aby się oblekła w bisior czysty i świetny,;albowiem bisior są usprawiedliwienia świętych.
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››In dano ji je bilo, da se obleče v tenčico, svetlo in čisto; tenčica namreč so pravične dela svetnikov.
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››Ja hänen annettiin pukeutua liinavaatteeseen, hohtavaan ja puhtaaseen: se liina on pyhien vanhurskautus."
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››그에게 허락하사 빛나고 깨끗한 세마포를 입게 하셨은즉 이 세마포는 성도들의 옳은 행실이로다 하더라
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››le hanno dato una veste di lino puro splendente»
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››Και εδοθη εις αυτην να ενδυθη βυσσινον καθαρον και λαμπρον διοτι το βυσσινον ειναι τα δικαιωματα των αγιων.
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››И дано было ей облечьсяв виссон чистый и светлый; виссон же есть праведность святых.
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››І дано їй, щоб з'одягла ся у виссон чистий і сьвітлий; виссон бо оправданнє сьвятих.
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››וינתן לה ללבש בוץ טהור וצח כי הבוץ הוא צדקות הקדשים׃
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››وأعطيت ان تلبس بزا نقيا بهيا لان البزّ هو تبررات القديسين
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››就 蒙 恩 得 穿 光 明 潔 白 的 細 麻 衣 、 這 細 麻 衣 就 是 聖 徒 所 行 的 義
Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.››就 蒙恩 得 穿 光明 潔白 的 細麻衣 、 這細 麻衣 就 是 聖徒 所 行 的 義
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.Aku menengadah, lalu kulihat seorang yang memakai pakaian dari linen dan ikat pinggang dari emas murni
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.alzai gli occhi e guardai ed ecco un uomo vestito di lino, con ai fianchi una cintura d'oro di Ufàz
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.És felemelém szemeimet, és látám, és ímé: egy férfiú, gyolcsba öltözve, és dereka ufázi aranynyal övezve.
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.그때에 내가 눈을 들어 바라본즉 한 사람이 세마포 옷을 입었고 허리에는 우바스 정금 띠를 띠었고
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.Ta nhướng mắt nhìn xem , nầy , một người mặc vải gai , chung_quanh lưng thắt đai bằng vàng_ròng U-pha .
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.Ta nhướng mắt nhìn xem, nầy, một người mặc vải gai, chung quanh lưng thắt đai bằng vàng ròng U-pha.
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.ואשא את עיני וארא והנה איש אחד לבוש בדים ומתניו חגרים בכתם אופז׃
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.رفعت عينيّ ونظرت فاذا برجل لابس كتانا وحقواه متنطقان بذهب اوفاز
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.舉 目 觀 看 、 見 有 一 人 身 穿 細 麻 衣 、 腰 束 烏 法 精 金 帶
gözlerimi kaldırıp bakınca keten giysi giyinmiş, beline Ufaz altınından kemer kuşanmış bir adam gördüm.舉目觀看 、 見有 一 人 身穿 細 麻衣 、 腰 束 烏法 精 金帶
- Her name is Fatmagül Ketenci.-Το όνομά της είναι Fatmagül Ketenci.
İbrahim bir kadınla daha evlendi. Kadının adı Keturaydı.1-2 Ik hoef u niet te schrijven wanneer en onder welke omstandigheden dit allemaal zal gebeuren, broeders.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod