Ama aslında kestirmeler yok.Αλλά, στην πραγματικότητα δεν υπάρχουν συντομεύσεις.
Ama aslında kestirmeler yok.Но в действителност няма подсказки.
Ama aslında kestirmeler yok.Но никаких хитростей не существует.
Ama aslında kestirmeler yok.אבל למעשה אין קיצורי-דרך
Ama aslında kestirmeler yok.ولكنه لا توجد اختصارات في الحقيقة
Ama aslında kestirmeler yok.これが 物事が記憶に残る仕組みなのです
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Dia tidak menyebutnya sisi miring, dia menyebutnya jalan pintas."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.El nu spunea ipotenuza, îi spunea scurtătura."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Er nannte es nicht Hypotenuse, er nannte es Abkürzungsdistanz."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Han kallade det inte hypotenusan, han kallade det genvägsavståndet."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Hij sprak niet over de hypotenusa, maar over de 'afsnij-afstand'."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Il ne parlait pas d'hypoténuse, il parlait de distance la plus courte. "
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.아버지는 '빗변' 이라는 용어를 몰라서 '지름길'이라고 표현하셨지."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim."Não lhe chamava a hipotenusa, "chamava-lhe a distância do atalho."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Nem azt mondta, hogy átfogó, a 'rövidebb távolság'-nak hívta.
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Nie mówił o przeciwprostokątnej, ale o drodze na skróty."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Non la chiamava ipotenusa, la chiamava "scorciatoia".
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Pero no hablaba de la hipotenusa, le decía 'el camino corto' ".
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Δεν την αποκαλούσε υποτείνουσα, αλλά την αποκαλούσε ως την πλευρά που έκοβε δρόμο".
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Он не использовал термин гипотенуза. Он говорил сокращённый путь".
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Само че не наричаше хипотенузата хипотенуза, наричаше я пряк път."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.Тільки він не вживав термін гіпотенуза він називав її просто коротка відстань"
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.הוא לא קרא לזה היתר, הוא קרא לזה המרחק הקצר ביותר."
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.ولم يكن يستخدم تعبير الوتر بل كان يسميه " المسافة الاقصر "
Ama hipotenüs nedir bilmiyordu, ona kestirme mesafe diyordu." dedim.言ってたけど」と答えました するとファインマンの目が開き
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Abbiamo chiesto loro di stimare la probabilità di sperimentare in vita loro eventi terribili.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Azt kértük, becsüljék meg annak a lehetőségét, hogy bizonyos rémes események bekövetkeznek az életükben.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.I-am rugat să îşi estimeze probabilitatea de a experimenta diverse evenimente teribile în cursul vieţii.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.사람들에게 인생에서 안좋은 일을 경험할 가능성을 예상해보라고 해보았습니다.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Les pedimos que calcularan sus posibilidades de experimentar en sus vidas una serie de terribles situaciones.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Nous leur avons demandé d'estimer la probabilité de vivre différents évènements terribles dans leur vie.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Pedimos-lhes que estimassem a sua probabilidade de passar por várias situações terríveis na vida.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Poprosiliśmy, aby ocenili prawdopodobieństwo doświadczenia różnych życiowych dramatów.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Požádali jsme je o odhad pravděpodobnosti, že zažijí během svého života strašné věci.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Požiadali sme ich, aby odhadli pravdepodobnosť, že vo svojom živote zažijú rôzne hrozné udalosti.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Vi bad dem att föreställa sig sannolikheten att drabbas av olika fruktansvärda händelser.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Vi bad dem om at evaluere deres sandsynlighed for at opleve forskellige forfærdelige begivenheder i deres liv.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.We vroegen ze om te schatten wat de kans was op het beleven van verschillende vreselijke scenario's.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Τους ζητήσαμε να υπολογίσουν τις πιθανότητές τους να ζήσουν διάφορα τρομερά γεγονότα στη ζωή τους.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Ми просили їх оцінити ймовірність різних жахливих подій в їхніх життях.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Мы попросили их оценить вероятность того, что в их жизни произойдёт что-то ужасное.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.Помолихме ги да оценят вероятността от преживяване на ужасни събития през живота им.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.ביקשנו מהם להעריך את הסבירות שיחוו אירועים נוראיים בחייהם.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.طلبنا منهم أن يقدروا إمكانية خوضهم مختلف الأحداث المؤلمة في حياتهم.
Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin olasılıklarını kestirmelerini istedik.確率を推定してもらいました 例えば 癌を患う確率はどれくらいでしょうか?
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Ainda faço muita, essencialmente para estimar.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Gyakran szükségem van rá, főleg becslésre.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Ich mache das immer noch häufig, hauptsächlich zum Abschätzen.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Ik doe dat vaak, vooral om te schatten.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Încă fac o mulțime din asta, în general când estimez.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Io la uso ancora molto, soprattutto per fare stime.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.J'en fais encore beaucoup, surtout pour estimer.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.저는 여전히 그것을 많이 합니다, 주로 측정하기 위해서요.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Korzystam z tego na okrągło, głównie do szacowania.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Saya masih melakukannya, terutama untuk memperkirakan.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Stále počítam veľa spamäti, hlavne pre odhady.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Tôi vẫn tính nhẩm rất nhiều, chủ yếu để ước lượng.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Yo la uso mucho, sobre todo para estimar.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Εξακολουθώ να το κάνω, κυρίως για να κάνω εκτιμήσεις.
Ben bunu çokça yapıyorum, genelde kestirme yaparken.Я до сих пор часто делаю это, в основном для приблизительных оценок.